2020 LYKSOR İÇİN TAMAMIYLA YURT DIŞINA AÇILMA YILI OLACAK

2020 LYKSOR İÇİN TAMAMIYLA YURT DIŞINA AÇILMA YILI OLACAK

Ertuğrul GÜRHAN
LYKSOR İş Geliştirme Direktörü

LYKSOR’un kuruluş hikâyesinden, neler yaptığından bahseder misiniz?

2016 yılında şirketin kuruluş aşamalarında ilk çıkış noktası hammadde üretimi yapmaktı. Türkiye’nin hammadde ve kimya anlamında yurt dışına çok yüksek bir bağımlılığı var. Bu bağımlılığı ortadan kaldırmak elbette bir rüya. Ama bu bağımlılığı en azından bir miktar azaltabilmek bugün için bir gerçek. Bunu sağlamak amacıyla Kasım 2016’da Lyksor kuruluyor ve kurulması ile beraber Polikarboksilat türevi hammaddelerin üretimine başlanıyor. Bu hammaddeler üretilir üretilmez talep de görüyor. Özellikle de Ege Bölgesi, genelde Polikarboksilat bazlı hammaddelerin kullanıldığı katkıları tüketiyor. Sektör bize “Sen hammaddeyi üretiyorsun ve ürettiğin bu hammaddeyi doğrudan katkıcılara ve yurt dışına satıyorsun. Ama yerli üretici ve yerli beton santralleri olarak bizimde katkı ihtiyacımız var.” diyor. Lyksor’un evrilmesi de burada başlıyor. Yönetim bu taleplere karşılık verebilmek için gerekli fizibilite çalışmalarına başlıyor. Sonrasında da teknik servis yapılanması ile beraber bitmiş ürün yani kendi hammaddemizden bitmiş ürün denemeleri başlıyor. Yüzlerce katkıdan yüzlerce farklı dozajlarda denemeler ve çok ciddi analizler yapılıyor. Bu analizlerin yapılması ve istatiksel sonuçların ortaya konulması zaman alan çalışmalar.

2017 yılı ile birlikte Lyksor beton katkısı üretmeye yönelik çalışmalarını başlatıyor. Şirketin kurucu kadrosu 20-25 yıldır katkı, inşaat ve yapı sektöründeler. Bu bölgeye 20-25 yılını vermiş kuruculardan bahsediyoruz; Bimen Kadiroğlu ve Savaş Tatar. Güvenilirlik, bilgi ve tecrübe anlamında çok yüksek seviyedeler. Bimen Kadiroğlu İzmir’de Lyksor’un yönetiminde. Savaş Tatar, SBM firmamızda Denizli’de. Bu iki kurucu işin mutfağından gelerek, sonra da işi ticari boyuta dönüştürdükleri için başarılı bir grafik çiziyoruz. Bu model tamamen bu işin nasıl yapılacağını hem teknik hem ticari boyutta biliyorum, dediğimiz bir model.

2016 yılından 2019 sonuna kadar yıllık 35 bin tona çıkabilmemiz, işi bilen deneyimli kurucu ve çalışan kadromuzun başarısıdır. Portföyümüz ile yaşanan bu büyümede bir inovasyon da var. Biz basit karıştırma yapan bir şirket değiliz. Kendi hammaddesini üreten ve inovasyona ağırlık veren bir kimya firmasıyız. Bu, AR&GE laboratuvarlarında başlayan ve üretim hattındaki çeşitli denemelerle devam eden sonuç olarak müşteri sahalarında kesin sonuçların alındığı uzun ve yorucu bir süreç. Lyksor’un esas gücü hammaddedeki bu inovasyondan geliyor. İzmir ve Diyarbakır’daki fabrikalarımızda 50’nin üzerinde personelle hizmet veriyoruz.

Yapı kimyasalları sektöründe kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Firmalar neden Lyksor’u tercih ediyor ya da etmeli?

Dışardan malzeme alan firmalar bir tedarikçiye mahkumdur. Elbette Lyksor’da dışardan malzeme alıyor ancak kendi ürettiğimiz ve %100 yerli malı belgesine sahip birçok ürünümüz var. Kendi ürettiği hammaddeyi, kendi katkısında kullanması ve bunu sürdürülebilir kılması Lyksor’un pazarda tercih edilmesinin en büyük sebebi. Piyasaya sürdürülebilir ve maliyet anlamında faydalı bir ürün çıkarırsanız bu bir anda büyür. Burada önemli konulardan biri de sürdürülebilirliktir. Mesela geçmişte kullanılan birçok yüksek tüketim malzemelerindeki arz-talep eğrisinin bozulmasının sebebi sürdürülebilir olmamalarıdır. Biz bu noktada öncelikle müşterilerimizin kalite-maliyet çizgilerini hep iyileştirmeye çalışıyoruz. Ar- Ge sürekli çalışıyor. Ürünü sahaya gönderdiğinizde farklı bir tepki alırsanız, marka değeriniz etkilenir. Biz bu tepkileri almadığımız için bugün bu noktaya geldik. Yerli ve yabancı birçok firmada çalışarak tecrübe kazanmış deneyimli personelimiz var.

İnovasyon için ihtiyacınız olan en önemli noktalardan biri de üniversite desteği. Biz hem İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi hem de yurt dışındaki bazı üniversiteler ile birlikte çalışıyoruz. Birçok projeyi üniversitedeki danışmanlarımız ile yürütüyoruz. Farklı ürün gruplarını piyasaya sürmeden önce ürün geliştirmede çeşitli testler için danışmalık hizmeti alıyoruz ve çoğu testleri üniversite bünyesinde yaptırarak kendi laboratuvarlarımızla karşılaştırıyoruz. Ürün geliştirme sürecinde Ar-Ge departmanımızın çok büyük payı var ancak bilim insanlarından bazı konularda destek alamıyorsanız çalışmanın bir ayağı eksik kalmış oluyor.

%100 Türk sermayeli Lyksor Yapı Kimyasalları olarak faaliyetlerinizden, üretim tesislerinizden ve ilişkide olduğunuz ülkelerden bahsedebilir misiniz?

Lyksor Kimya beton katkılarında gösterdiği başarının ardından 2018 yılının son çeyreğinde Çimento Kimyasalları üretimine başlamaya karar verdi. Bu kapsamda öncelikle insan kaynakları, laboratuvar ve teknik servis yatırımlarını yaptık. 2019 yılının ilk yarısında ülkemizde ve yurt dışında bulunan çimento fabrikalarına yaptığımız ziyaretler ile müşteri beklentilerini anlayarak Ar-Ge ve teknik servis çalışmalarına hız verdik. Bu çalışmaların sonucunda 2019 Haziran ayında ilk tonajlı satışımızı gerçekleştirdik ve 6 ay gibi kısa bir sürede beklentilerin üzerinde bir tonaja ulaştık. Yurt dışında ise Fildişi’nde bulunan Çimento Fabrikalarında yaptığımız başarılı denemelerin ardından şuanda bu ülkede pazar lideri olma yönünde hızla ilerliyoruz.

Ayrıca Gürcistan, Rusya, Fas, Gana, Kenya, Etiyopya, Somali, Doğu Avrupa ve Orta Doğu’da faaliyetlerimize devam ediyoruz. Bu ülkelerin bir çoğunda temsilciliklerimiz, satış ofislerimiz ve depolarımız var.

İzmir Bağyurdu OSB’de bulunan tesisimizde tam otomasyon ile üretim yapabiliyoruz. Ayrıca sıcaklık ve basınç kontrollü reaktörlerimizle müşteri isteklerine uygun kimyasalları uzman Ar-Ge ekibinin yönlendirmesi ile rahatlıkla üretebiliyoruz.

2020 yılı için hedefleriniz ve sektörden beklentileriniz neler?

2020 yılının ilk çeyreğinde Fas’ta tesis kurma projemiz var. Orada şu an depo ve satış ofisimiz var. Yine Gana, Etiyopya, Kenya ve Somali ile ilgili fizibilite çalışmalarımız var. Geçtiğimiz yıl çimento katkısında üretimin %35’ini ihraç ettik. Hedefimiz ihracat rakamlarını daha yukarılara taşımak. Çimento kimyasalları üretim ve pazarlama yapılanmasının bitişinden kısa bir süre sonra ilk satışımızı yaptık. Piyasadaki tüm dinamikler uygun olsa bile yaptığınız çalışmaların satışa dönmesi için öngörülen süre normalde en az bir yıldır. Ancak ekip arkadaşlarımızın gösterdiği özveri ve çaba sayesinde çok daha kısa bir sürede bu başarıyı yakaladık. Bu başarıda Lyksor’un marka değeri ve altyapısı da işimizi kolaylaştırdı. Mikronize öğütme kimyasalları üzerine de çalışıyoruz. Örneğin şu anda kalsit öğütmesi yapan tesislere de öğütme kolaylaştırıcı sağlıyoruz.

2020 Lyksor için tamamıyla yurt dışına açılma yılı olacak. Belirlediğimiz stratejik bölgeler var; Afrika, Rusya, Özbekistan, Kazakistan, Doğu Avrupa ve siyasi atmosfere bağlı olarak Orta Doğu ülkeleri. Bunlar etrafında bir çember çizdik ve o çemberin her çeyreğinde biz olacağız. Katar ile ticaret hacmimizi arttıracağız. Gürcistan’da yapı kimyasalları pazarında önemli bir yere sahibiz. Ve hedefimiz bu çemberi genişletmek.

Yeni pazarlar ve kimyasallarla ihracat odaklı bir yıl olacak. Tüm bunları yaparken en önem verdiğimiz konulardan biri de; insan kaynakları. Çalışma arkadaşlarımızın bilgi ve donanımlarını geliştirmek için akademik takvimlerimiz mevcut. Sosyal sorumluluk projelerinde olacağız. Türk çimento üreticilerine kendi ürettiğimiz hammaddelerle onların faydasına olacak ürünlerim lansmanını yaptığımız bir yıl olacak.

Nasıl bir yöntem ile faaliyetlerinizi sürdürüyorsunuz? Ve müşterilerinize nasıl bir fayda sağlıyorsunuz?

Çalıştığımız cost-value modeli var; yani fayda-maliyet analizi. Müşterilerimizin beklentilerini karşılaması için AR&GE tarafından hazırlanan numuneler ile teknik servisimiz birçok deney yapıyor. Elde edilen sonuçlar fayda-maliyet analiz programında değerlendirilerek müşterimize önerebileceğimiz ürünleri belirlemiş oluyoruz. Yapılan tüm çalışmaların ana hedefi müşteri beklentilerini minimum maliyet maksimum fayda ile karşılamak. Tüm bu çalışmaların doğru bir temel üzerine kurulabilmesi ve sağlıklı sonuçların alınabilmesi için satış ekiplerine de önemli bir görev düşüyor. Beklentileri doğru olarak anlamalı ve raporlamalıyız ki “terzi işi” adını verdiğimiz müşteriye özel ürün seçimi başarılı olsun.

2019 yılı sizin için nasıl geçti?

Lyksor olarak 2019’un zor bir yıl olacağını biliyorduk ve buna karşı aldığımız önlemlerle sektörel daralmaya rağmen mevcut kadromuzu koruduk ve yeni takım arkadaşlarını kadromuza dahil ettik. Beton kimyasallarındaki mevcut başarı çıtasını daha yukarı taşıdık. Çimento Kimyasallarının üretimi ve satışına başladığımız yılda elde ettiğimiz başarılarla ekip olarak önümüzdeki süreç için hedeflerimizi yukarı yönde revize ettik. Ayrıca makro sentetik lif pazarındaki payımızın artması da olumlu gelişmelerden biriydi.

İş sağlığı ve güvenliği ve çevre sağlığı konularında değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

En önemli önceliklerimizden biri de çalışanlarımızın sağlığı. Çimento fabrikaları ağır ve tehlikeli işlerin yapıldığı yerler. Denemeler için sahada bulunan arkadaşlarımız var. Bazı durumlarda ihaleyi almamayı bile tercih edebiliriz, yeter ki çalışanlarımız zarar görmesin. İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine hepimiz katılıyoruz ve çok önemsiyoruz bu konuyu.

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durumun önümüzdeki yıllarda sektöre nasıl bir etkisi olacağını düşünüyorsunuz?

2020’nin geçtiğimiz yıldan daha kötü olacağını düşünmüyoruz ama çok büyük bir iyileşme de beklemiyoruz. 2019 ile benzer bir yıl olacaktır. 2021 yılında ise pozitif bir ilerlemenin olacağını öngörüyoruz. Kimya sektörünü döviz kurundaki dalgalanmalar çok etkileyecektir. Bu etkileri azaltmak için AR&GE yatırımlarımızı arttırıp yeni hammaddeler üretebilirsek kendi adımıza daha güvenli bir tarafta yer almış oluruz. Ancak hizmet verdiğimiz yapı sektörünün aynı durumda olduğunu söyleyemeyiz. Özellikle malzeme temin ettiğimiz firmaların sektörün yabancı para hareketlerinden çok fazla etkilendiğini görüyoruz. Örneğin çimento sektörü ihracata dönmüş durumda ve ihracat rekorları kırılıyor. Satış grafiklerinde ihracat yükselirken, özellikle klinker ve çimento fiyatları maalesef düşüyor. Bu yıl da çimento fabrikalarının ihracata yöneleceklerini ve tesislerin üretim anlamında geçtiğimiz yıldan çok farklı olmayacaklarını düşünüyorum. Devlet projelerinin çok yoğun olduğu yıllar geçirdik. Bu yıllarda sektör ciddi anlamda büyüdü. Eğer benzer projeler hayata geçerse 2020 beklentilerin üzerinde bir yıl olabilir. Örneğin şuan gündemde olan Kanal İstanbul projesi için ihtiyaç duyulacak çimento miktarını hesapladık. Ciddi miktarda çimento kullanımın olduğu bir proje olacak. Yurt dışında yatırım yapan Türk firmalarının üretim gücüde iç piyasayı etkileyecektir. Kendi güçlü öz sermayemiz ile yatırım yapmaya devam edeceğiz. Firma olarak bizim için hem yurt dışında hem yurt içinde pozitif bir yıl olacağına inanıyoruz.