Çimento sektörü toplumsal cinsiyet eşitliği için #BenimleGelecek! diyor

Çimento sektörü toplumsal cinsiyet eşitliği için #BenimleGelecek! diyor

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek amacıyla yeni bir proje başlattı. #BenimleGelecek adıyla başlatılan sosyal sorumluluk projesinin ilk adımı ise nöro pazarlama şirketi ThinkNeuro iş birliğinde hazırlanan “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Kalıplarına Bakış Araştırması” ile atıldı. Proje Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) Eşitliğe Değer Girişimi tarafından verilecek eğitimlerle devam edecek.

Çimento Endüstrisi İşverenleri Sendikası (ÇEİS), dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorununun çözümüne katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği #BenimleGelecek projesini, 20 Ekim Çarşamba günü gerçekleştirilen online basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı. ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Suat Çalbıyık, ÇEİS Genel Sekreteri Dr. H. Serdar Şardan ve proje ortakları AÇEV/Eşitliğe Değer Girişimi Yöneticisi Hilal Baykara ile ThinkNeuro CEO’su Dr. Yener Girişken’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, projenin kapsamı ve hedefleri hakkında bilgi verildi.

“Sesimizi Yankıya Dönüştüreceğiz”

Projeyi ve hedeflerini anlatan ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Suat Çalbıyık, çimento sektörünün, toplumun huzurlu geleceği için önemli bir sorumluluk üstlendiğini ifade ederek şunları söyledi: “Aile yaşamını ve dolayısıyla toplumu temelinden etkileyen toplumsal cinsiyet eşitliğinde, değişimin öncüsü olmak için değişimi kendimizden başlatıyoruz. Türkiye’nin yedi bölgesinde faaliyet gösteren çimento sektörü olarak, geniş istihdam ağımız ile toplumun her sosyo-ekonomik grubuna temas edebilme gücüne sahibiz. Büyük çimento ailemizin eşitliğin sağlanmasını destekleyecek bu değişimde, aktif ve kritik bir rol oynamasına öncülük edeceğiz. Bu doğrultuda, gelecek kuşaklara daha eşit bir ülke, daha eşitlikçi bir dünya mirası bırakmak amacıyla #BenimleGelecek projemizi başlatıyoruz. ‘Eşit günler benimle gelsin’ diyen binlerce çalışanımızın sesini, ülke çapında büyük bir yankıya dönüştürmeyi hedefleyen projemizin, sektörümüze ve Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Bilinç Dışı Veriler “Kadın-Erkek” ve “Kızım-Oğlum” Ayrımına Göre Değişiyor

#BenimleGelecek projesi kapsamında, ThinkNeuro iş birliğinde gerçekleştirilen “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Kalıplarına Bakış Araştırması” sonuçlarının da açıklandığı toplantıda, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik ifadelerin katılımcılar üzerindeki etkileri paylaşıldı. Temmuz-Ağustos 2021 döneminde yapılan araştırmada, farklı demografik grupların (“kadın”, “erkek”, “evli/çocuklu” ve “bekar/çocuksuz”) bilinç dışı verileri; “şiddet”, “aile yaşamı ve çocuk bakımı”, “çok eşlilik ve taciz”, “iş ve eğitim hayatı” olmak üzere 4 başlıkta ele alındı. Belirli ifadeler, genel (kadın-erkek söylemi) ya da kişinin duygusal bağ kurabileceği şekilde (kızım-oğlum söylemi) olmak üzere iki farklı şekilde katılımcılara gösterildi ve beyin dalgalarındaki değişim analiz edildi.

Araştırmaya göre, konu şiddet olduğunda; tüm gruplarda “kadın-erkek” söyleminden ziyade duygusal yakınlık içeren “kızım-oğlum” söylemi daha etkili oldu. Şiddetin öznesi duygusal yakınlık duyulan biri olduğunda, katılımcıların şiddete karşı daha güçlü bir duruş gösterdiği görüldü.

Aile yaşamı ve çocuk bakımı konusunda erkeklerin “Kadının en önemli görevi eviyle ilgilenmek ve ailesine yemek pişirmektir” düşüncesiyle özdeşleştiği, “Kızımın en önemli görevi eviyle ilgilenmek ve ailesine yemek pişirmektir” düşüncesine ise nötr kaldığı ortaya kondu. Aile yaşamına ilişkin “Oğlum da kadınlar gibi çocuklarının bakımını üstlenebilir” ifadesine erkekler ile bekar/çocuksuz grupların nötr kaldığı, ancak aynı grupların “Babalar da anneler gibi çocuklarının bakımını üstlenebilir” ifadesi ile güçlü bir özdeşleşme gösterdiği görüldü.

Çok eşlilik ve taciz konusunda “Kızım giyimine dikkat etmezse tacize davetiye çıkarabilir” ölçeğine tüm grupların nötr kaldığı; aynı ifade “Bir kadın giyimine dikkat etmezse tacize davetiye çıkarabilir” şeklinde sorulduğunda evli/çocuklu grubun özdeşleştiği ortaya kondu.

İş ve eğitim hayatı başlığında ise erkeklerin “Oğlum aynı pozisyonda çalıştığı kadın meslektaşından daha fazla kazanmalıdır” ifadesiyle özdeşleşmediği, diğer tüm grupların nötr kaldığı; ifade “Erkekler aynı pozisyonda çalışan kadın meslektaşından daha fazla kazanmalıdır” şeklinde yöneltildiğinde ise tüm grupların nötr kaldığı görüldü.

#BenimleGelecek Projesi Danışma Kurulu Üyeleri

  • ÇEİS Yönetim Kurulu Başkanı Suat ÇALBIYIK
  • ÇEİS Genel Sekreteri H. Serdar ŞARDAN
  • ThinkNeuro CEO’su Dr. Yener GİRİŞKEN
  • AÇEV/Eşitliğe Değer Girişimi Yöneticisi Hilal BAYKARA
  • Yeditepe Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Dr. Demet LÜKÜSLÜ
  • MEF Üniversitesi Ögr. Üyesi Tuna ÇAKAR
  • Oksijen Gazetesi Yazarı Elif ERGU DEMİRAL
  • Artı İletişim Yönetimi Yönetici Ortağı Esra ŞENGÜLEN ÜNSÜR

Araştırmada Öne Çıkanlar:

  • Konu “şiddet” olduğunda; tüm gruplarda “kadın-erkek” söyleminden ziyade duygusal yakınlık içeren “kızım-oğlum” söyleminin daha etkili olduğu ve eşitlik yanlısı sonuçlar çıkardığı gözlemlendi.
  • Konu şiddet olduğunda; sadece evli/çocukluların değil, bekar/çocuksuz katılımcıların da görüşlerinde yumuşama olması, onların da evli/çocuklular gibi tepki verdiğini, empati yapabildiğini göstermektedir.
  • Şiddet dışında kalan konular incelendiğinde; kadın ve erkeklerin aile yaşamı ve çocuk bakımına dair görevleri konusunda, bekar/çocuksuz grubun müstakbel kız ve erkek çocukları konusunda cinsiyet ayrımcılığına varabilecek görüşlere sahip oldukları bulgulanmıştır. Örneğin, “Babalar da anneler gibi çocuklarının bakımını üstlenebilir” ifadesine bekar/çocuksuz grup bilinç dışında katılırken, konu oğulları üzerinden “Oğlum da kadınlar gibi çocuklarının bakımını üstlenebilir” ifadesiyle anlatıldığında, skorlar nötr olmaktadır.
  • Henüz çocuk sahibi olmamış grup, toplumun dayattığı cinsiyet rolleri konusunda, kendilerinden çok olası çocukları özelinde daha tutucu ve cinsiyetçi davranmakta; özellikle erkek çocukları konusunda daha “maço” bir tavır sergilemektedir.
  • Evli/çocuklu kişiler, her ne kadar kızları söz konusu olduğunda görevlerin paylaşılması gerektiğine dair beyin verilerine sahip olsalar da oğullarını da benzer şekilde kayırmaya meyillidirler.
  • Aşağıda sıralanan ifadelere kadınların, nötr tepki verdiği tespit edilmiştir. Bu sonuç, kadınlar tarafından ayrımcılığa karşı güçlü bir kabullenmeme duruşu sergilenemediğini ortaya koymaktadır.
  • Kadının en önemli görevi eviyle ilgilenmek ve ailesine yemek pişirmektir
  • Erkekler aynı pozisyonda çalışan kadın meslektaşından daha fazla kazanmalıdır
  • Kadın erkeği aldatırsa, erkek onu dövebilir.
  • Kadın şiddet görse bile ailesini bir arada tutmak için sessiz kalmalıdır
  • Bebek bezi değiştirmek ve çocukları beslemek kadının sorumluluğudur
  • Bir erkek eşine namus meselesinden ötürü dayak atabilir

Kadınların bu ifadelere bilinç dışında “nötr” bir yaklaşım göstermesi, yukarıda sıralanan durumlar hayatlarında cereyan ettiğinde sessiz kalabilme ihtimallerinin olduğuna işaret etmektedir.