CPC’nin Türkiye’deki belgelendirme faaliyetlerini ve sektörün durumunu konuştuk.

CPC’nin Türkiye’deki belgelendirme faaliyetlerini ve sektörün durumunu konuştuk.

Sorularımızı CPC Belgelendirme Genel Müdürü Uğur GEDİK cevapladı...

Bize 25 yıllık bir deneyime sahip olan CPC hakkında biraz bilgi verir misiniz? Şirketiniz ne zaman kuruldu, ne tür çalışmalar yapıyor?

CPC, 25 yıllık deneyimle 2012 yılında Ankara’da kurulmuştur. Yetkisini T.C. Bakanlığından almaktadır. Kuruluşumuz, kurumsal yönetim anlayışıyla TS EN ISO/IEC 17065, TS EN ISO/IEC 17021 ve TS EN ISO 14065 standartları kapsamında TÜRKAK tarafından akreditedir.

Aynı zamanda 2011/305/EU Yapı Malzemeleri Direktifi kapsamında da T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, Avrupa Birliği Komisyonundan ve EOTA Avrupa Teknik Değerlendirme Kuruluşundan yetkilidir. 

Bu yetkiler kapsamında belgelendirme, doğrulama, muayene ve deney hizmetlerini standart gereklerine uygun şekilde gerçekleştirmektedir.

Ürün Belgelendirme yanında tarafımızca ilk olarak yapılan; ISO 9001, ISO 14001, ISO 45001 ve ISO 50001 gibi Yönetim Sistemlerinin Belgelendirilmesi ile GOLD, SILVER, PLATINIUM Entegre Yönetim Sistemi Belgelendirmesi uzmanlık alanlarımız içerisindedir.

Avrupa Birliğinden yetkili AVEBIOM üyesi olarak Katı Biyoyakıtların ISO 17225 standardına göre Belgelendirilmesi Türkiye’de ilk olarak tarafımızca yapılmaktadır.

Altının Ziynet Eşyası olarak Belgelendirme programı tarafımızca hazırlanmıştır. TÜRKAK tarafından Akreditasyon ile Dünyada ve Türkiye’de ilk olarak Altın Belgelendirilmesi Karekod ve şifreleme yöntemiyle tarafımızca belgelendirilmektedir. ASTM Standartlarına göre TÜRKAK Akrediteli ilk belgelendirme faaliyetleri tarafımızca gerçekleştirilmektedir.

Özellikle son yıllarda İnşaat sektörü pazarının Amerika kıtasına kayması sebebiyle bu kıtanın kullandığı standartlarda sertifikalandırmalarımız devam ederken sektörlerin önünü açmaktayız. Kanada, Rusya, İsrail, Amerika, Almanya vb. ülkelere yapılan ticarette ülkelerin Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları ile olan ikili protokollerimiz ile Türkiye’de olan hizmetlerini CPC olarak bizler yapmaktayız.

Hangi sektörlerde belgelendirme hizmeti veriyorsunuz?

CPC Belgelendirme Kuruluşu olarak; Yönetim Sistemleri Belgelendirme, Sera Gazı Doğrulama Hizmetleri, CE İşareti Belgesi, G İşareti Belgesi, Avrupa Normu Standartlara Uygunluk, ASTM (Amerikan)Standartlarına Uygunluk,  Katı Biyoyakıt Belgelendirme (Biomasud Projesi Kapsamında Yetkili), Altın Belgelendirme, Avrupa Teknik Değerlendirme ve Ulusal Teknik Onay, Eğitim ve test hizmetleri gibi pek çok alanda hizmet vermekteyiz. Çok geniş sektör ağında özellikle Çimento, Beton, Kireç, Termik Santral, Çelik, Tuğla, Yapı Kimyasalları gibi alanlarda hizmetler sunmaktayız.

Kalite hedefleriniz neler ve bu hedefleri gerçekleştirmek için nasıl bir yol izliyorsunuz?

CPC Belgelendirme Kuruluşu olarak faaliyetlerimizi, çalışma arkadaşlarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerini sağlamak, müşterilerimizin memnuniyetini olabildiğince yüksek tutmak, yeni alanlara yönelmek gibi pek çok kalite hedefi çerçevesinde yürütmekteyiz. Bu hedeflerin sürdürülebilir olmasını önemsemekte ve faaliyet planımızı bu doğrultuda oluşturmaktayız. Gerek kurum içi gerekse kurum dışı eğitimler, seminerler ve toplantılar aracılığıyla sektörün ileri gelenleri ile fikir alışverişinde bulunarak teknik ekibimizin dinamik yapısını ayakta tutmaktayız. Yetkin isimlerden oluşan Tetkikçi havuzumuzu günden güne genişleterek farklı bakış açıları yakalamaya çalışmakta ve mesleki tecrübelerin genç arkadaşlara aktarılmasını sağlamaktayız. 

CPC’nin en büyük hedefi; yapı sektörünün ihtiyaç duyduğu alanlarda sertifikasyon, deney, numune alma alanlarında, sanayicimizin önünü açacak ülkelerin teknik engellerini çözebilecek alanlarda destek olacak plan ve programları gerçekleştirebilmektir.

Sizi diğer belgelendirme firmalarından ayıran özellikleriniz nelerdir?

Yenilikçi bakış açımızla ASTM Standartlarına Uygunluk, BİOMASUD projesi kapsamında; Katı Biyoyakıt Belgelendirme, Krom VI Seviyesinin Doğrulanması,  Klinker Belgelendirme, Altın Belgelendirme ve ETA (Avrupa Teknik Değerlendirme) gibi spesifik alanlarda tek yetkili belgelendirme kuruluşuyuz. Bununla birlikte geniş yetki kapsamımızla ve yıllardır değişmeyen kalitemizle, kalitemizde ki sürekliliğimiz ile güvenli üstünlük sağlamaktayız.

CPC Ailesi,  yapı sektörünün sıkıntı ve problemlerini kendi problemi gibi algılayıp sanayici ile iç içe çözüm üreten bir Belgelendirme Kuruluşu olarak faaliyetlerini devam ettirmektedir. Belgeyi verdim, köşemde 12 ay bekleyim gibi bir yaklaşımımız hiçbir zaman olmadı. Yenilikçi ürünlerde ARGE çalışmalarında destek olarak sertifikalandırılma sürecinin önünü açan bir kuruluş olarak hizmet veriyoruz.

Belgelendirme hizmeti verirken yaşadığınız zorluklar nelerdir?

Hiçbir sanayici ile ortak bir bağımız yok. Hiçbir sanayicinin temsilcisi, üyesi, tedarikçisi değiliz. Tüm hizmetlerimiz “Tarafsızlık ve Bağımsızlık” politikası kapsamında yerine getirilmektedir. Tarafsızlığı ve Bağımsızlığı bozan kuruluşlarla mücadele etmenin en büyük zorluk olduğunu söyleyebiliriz. Herkesin eşit şartlarda tarafsız ve bağımsız olarak mücadele etmesi gerektiğine inanmaktayız. Akreditasyonun ve AB Yetkilerinin temel ilkesinin bu olduğunu düşünüyoruz. Bundan dolayı da sürekli olarak kendimizi yenilemekteyiz. Çözümcü bir belgelendirme kuruluşu olarak sanayicimize hizmet vermekteyiz.

Gönüllü alan diye nitelendirilen, herhangi bir resmi otorite tarafından zorunlu kılınmayan belgelendirme alanlarında ve özellikle orta/küçük ölçekli işletmelerde, ilgili standart beklentilerinin uygulanması konusunda dirençle karşılaşabiliyoruz. Bu süreçte yönetim kadrosunun ve personelin bu husustaki farkındalığının yüksek olması, belgelendirmenin kendilerine ve kuruluşlarına kazandıracağı katma değerin bilincinde olmaları bu zorluğu aşmamızda önemli bir unsur.

Belgelendirme hizmeti verdikten sonra nasıl bir takip süreci izliyorsunuz?

Belgelendirme hizmetini verdikten sonra 12 aylık gibi bekleme sürecinde sanayici ile sürekli iletişim halinde kalarak yeni gelişmelerden sanayiciyi bilgilendirmekteyiz.

Bu süreçte teknik seminerler, eğitimler ve toplantılar ile standart, yönetmelik ve uygulama gibi alanlarda değişiklikler hakkında sanayiciyi bildirerek sürekli iletişim halinde olmaya devam ediyoruz. 

Yapı malzemesi ürünlerine uygunluk teyit sistemlerine göre verilen belgelerin takip süreçleri farklılık göstermektedir. Sistem 1+ kapsamında olan ürünler için (çimento beton, uçucu kül gibi)  yıl içerisinde ilgili standartlara ve uygunluk değerlendirme şartlarına bağlı olarak düzenli numune alımları (çimento ve uçucu kül için 6, beton için 3 defa) yapılmakta ve bir yıllık süre içerisinde tesiste gözetim tetkiki gerçekleştirilerek belgelerin devamlılığı sağlanmaktadır. Sistem 2+’da ise(agrega, kimyasal katkı, kireç gibi) yıllık gözetim tetkikleri yapılarak müşteriden rutin analizlerini yapması beklenmektedir.

Firmanızın sektördeki konumunu nasıl tanımlıyorsunuz? Sektörünüz hakkında bilgi verir misiniz?

CPC Belgelendirme Kuruluşu,  belgelendirme sektöründe 25 yıllık deneyimi ile öncü kuruluşlardan biridir. Birçok alanda hizmet veren kuruluşumuz, yapı malzemeleri üreticilerine çözüm ortağı olarak aktif bir şekilde faaliyetlerini sürdürmektedir. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’nin getirdiği kurallar çerçevesinde, yapı malzemeleri üreticilerinin bütün kalite ihtiyaçlarını karşılayabilen Türkiye’de ki tek kuruluştur. Özellikle Standardı olmayan yapı malzemelerinin hem Avrupa pazarında hem de Türkiye pazarında hatta yer yer Dünya’nın çeşitli pazarlarında bile sorun yaşamaksızın satılabilmesine olanak sağlayan ETA, UTO gibi belgelendirme işlemlerini yürütmektedir. Her sektörle çalışan bir Belgelendirme Kuruluşu değiliz. Butik bir belgelendirme kuruluşu bakış açısıyla her sektörle çalışmıyoruz. Özellikle yapı sektöründe, sektörün deneylerini, prosesini bilen uzman bir kadro ile butik anlayışımızı devam ettirmek düşüncesindeyiz. Bu anlayış ile Yapı Sektörünün tek adresi konumundayız.

Dünyada ve Türkiye’de belgelendirme firmaları ne tür sorunlar yaşıyorlar? 

Ekonomik nedenlerin büyümesi pazarların daralması ile sanayici hayatta kalabilmek amacıyla Avrupa ve Avrupa dışı ülkelere yaptığı ticaretinde Belge ve deney gibi teknik engellerle karşılaşmaktadır. Bu engelleri çözerken yenilikçi ürünleri insanların algılaması kabullenmesi ve sertifikalandırılması uzun zaman alabilmektedir. Yenilikçi ve ARGE çalışması yapılan ürünleri incelemek ve devamlılığını sağlamak için Sertifikalandırma alanlarını açmak gerekir. Maalesef Türkiye’de Yapı Enstitüsü gibi Kuruluşlar olmadığı için yetkili otoriteler ve sektör temsilcileri yenilikçi ve ARGE ürünlerini algılamada bizlere ayak uyduramamaktadır. Yetkili otoritelerin Üniversitelerle ortak çalışmalar yapması ümidimizdir. 

Dünyada verdiğimiz sertifikaları ve uygulamalarımızı kabullendirmekte hiçbir engel ve sıkıntı ile karşılaşmadık. Fakat kendi ülkemizde bu sıkıntılar olabilmektedir. Avrupa Birliği üye ülkelerinin kabul ettiğini, ülkemizin yetkili otoritesi veya sektör temsilcisi kabul etmemektedir. Dünyada Yapı Malzemesi için zengin bir envanter, standart ve uygulamalar var. Fakat biz de bu uygulamaları kabullenme sürecinde zorluklar yaşanmaktadır. Bu çalışmaları bir yabancı yaptığında herkesin inancı tam olabilmektedir. Fakat bizler yaptığımızda sürekli engellerle karşılaşabilmekteyiz. Avrupa Birliği ve Dünya ile olan entegrasyonumuzu bu sektörde bir an önce sağlamamız gerekmektedir.

Düşünebiliyor musunuz, standart dışı ARGE sonucu binlerce ürün piyasada dolaşmaktadır. Bu ürünlerin piyasaya çıkması için bir standart içine sokulması gerekir. Fakat bunun tek çözümü ETA’dır. Türkiye’de verilen ETA sayısı 10’u geçmez. ETA verebilen kuruluş ise 2 tanedir. Almanya’da yayınlanan ETA sayısı 1500-2000 civarındadır. Diğer AB ülkelerinde de aynı durum söz konusudur. Çok fazla ETA vardır. Bunun bir benzeri de UTO(Ulusal Teknik Onay)’dır. Baktığımızda bir standart yayınlanmış. O standart yayında olduğu için çok rahat UTO alınabiliyor. Standarttan sapan veya yenilikçi ürünlerde ise sürekli bir şüpheci yaklaşım vardır. 

Türkiye’de neden böyle ve gerekli alt yapı neden yok? 

Bu, sektördeki herkesin düşünmesi gereken bir konu. Bakanlıkta bununla ilgi bir düzenleme yok. Bir üretici ürününü piyasaya sürerken UTO/ETA kapsamına giriyor mu bilmiyor. Bize geldiğinde biz girdiğini ifade ettiğimizde, ülkemizde Bakanlık veya Sektör Temsilcileri olamaz diyebiliyor. UTO kapsamında yaptığımız çalışmalarımıza engeller çıktıkça bu ürünleri ETA kapsamında alabilmekteyiz. Türkiye’de UTO kapsamında sektör temsilcisi ve Bakanlık görüşü ile yayınlanan UTO, ETA’da 27 ülkenin 56 temsilcisi görüşü ve AB Komisyonu görüşü ile yayınlanmaktadır. Aynı ürün için Türkiye’de çıkmayan UTO için AB’de çıkan EFTA’nın nasıl çıktığı bir düşünülmeli. Bizde biz yaparsak engel çok, bizden yabancı yaparsa engel yok yaklaşımı çok fazla. TARAFSIZLIK ve BAĞIMSIZLIK her alanda olmalıdır. 

Son olarak bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1998-2012 yıllarında TÇMB Kalite ve Çevre Kurulunda çalıştım. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği 2011 yılında revize oldu. Türkiye de çok geç yayınlandı ve bu yeni yönetmelik maddelerindeki aşırı yaptırımlardan dolayı 2012 yılında ayrıldım. Bu dönemde yapı sektörü özellikle ihracat yapanlar çok sıkıntıya girecekti. yapı sektörüne alternatif çözüm üretmek düşüncesi ile alternatif çözüm ürettim. Ülkemizde yönetmeliğin yayınlanması çok gecikmişti. Bu konuda yetkili kimse kalmamıştı. Hiç kimse belge veremiyordu. Bakanlık bir kural getirdi. Belli dönem denetimden geçen deney yaptıranlar 1 yıl belge geçerliliğini koruyacaktı. Türkiyede yetkili kuruluşlar denetimleri yetiştiremeyince firmalar belgesiz kaldı. Özellikle ihracat yapan firmalar çok zor duruma düştü. Firmaların bu zor durumunda yurt dışı temsilcilik ile sektörün belgesiz durumunu düzelttim ve ihtiyaçlarını karşıladım. Aynı düşünce ile yapı sektörünün ihtiyaçlarını ilke edinerek çözüm ortağı olarak destekler sağlamktayım.