DEĞERLERİMİZİN MERKEZİNDE, AİLELERİN REFAHI VE TOPLUMLARIN KALKINMASI İÇİN MÜKEMMELLİĞİ HEDEFLEMEK VAR

DEĞERLERİMİZİN MERKEZİNDE, AİLELERİN REFAHI VE TOPLUMLARIN KALKINMASI İÇİN MÜKEMMELLİĞİ HEDEFLEMEK VAR

İlker TAN
Genel Müdür
Martin Engineering

6 kıtada 19’dan fazla ülkede faaliyetlerine devam eden Martin Engineering ürettiği hizmetlerle ve ürünlerle çok sayıda sektöre inovatif çözümler sunuyor. Şirketin kuruluşundan ve genel olarak faaliyet alanlarından bahseder misiniz?
Martin Engineering, 76 yıllık bir geçmişe sahip dökme malzemelerin taşınmasını daha temiz, daha güvenli ve daha verimli hale getiren yeniliklerin uluslararası alandaki lider geliştiricisi, üreticisi ve tedarikçisi olan global bir markadır.

Şirketimiz yüksek güvenliğe sahip çalışma ortamları, daha fazla kârlılık ile çalışan teknolojiler sunan ve sektörde bilinirliği çok yüksek olan önemli bir dünya markası. Faaliyetlerimizde, dökme malzemelerin siklon veya bunkerlerdeki akışını hızlandıran, malzemenin taşındığı konveyör bantlardaki toz ve döküntüyü azaltırken konveyör bileşenlerinin ömrünü uzatan, bunun beraberinde tesis duruş süresini azaltan ve iyileştirilmiş özel çözümler sunmaktayız.

Martin Engineering’in şirket merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunuyor. 1944 yılındaki kuruluşumuzdan yaklaşık 35 yıl sonra ilk olarak Güney Afrika’da faaliyetlerimiz başlıyor. 1980’li yıllar sona ermeden Meksika, Almanya ve Brezilya’da faaliyete geçerek 4 kıtaya yayılan bir alana ulaşıyoruz. 2020 yılı itibari ile Türkiye’de de 15 yıldır geçmişten geleceğe yeni kapılar açan benzersiz ve kendine özgü yaklaşımlarla hizmet veriyoruz.

Martin, hizmet verdiği bölgeler arttırdıkça dökme malzeme işletimini daha güvenli, daha temiz ve daha kârlı hale getirmek üzere, yeni ve yenilikçi ürünler tasarlamaya başladı. Aynı anda yeni fırsatları da keşfetmeye devam etti. Bugün, Martin Engineering 6 kıtada 19 ülkeye yayılmış işletmeleri ile başta çimento ve madencilik olmak üzere ağır sanayi kolundaki farklı endüstrilere olan üst düzeydeki bağlılığı ve görev sorumluluğu ile hizmet veriyor. Sektörlerin karşılaştığı dökme malzeme alanındaki problemlere karşı yenilikçi çözümler üretmeye devam ediyor. Tam anlamıyla “dünya lideri” sıfatını hak eden bir marka.

Martin Engineering Türkiye’de oldukça aktif ve önemli çalışmalar yapıyor. Şirketin Türkiye’deki yapılanması ve çalışmaları nelerdir?
2005 yılında İstanbul Anadolu yakasında kurulan Türkiye şubesinin hizmet verdiği coğrafya bugün sadece Türkiye ile sınırlı değil. Yöneticiliğini yaptığım Türkiye kadromuzla Mısır, Azerbaycan, Lübnan, Ürdün, İsrail, Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan’ın aralarında bulunduğu yakın coğrafyadaki bu ülkelere de doğrudan Türkiye’den biz hizmet veriyoruz.

Sorunlara karşı çözüm üretirken, birbiri içine geçmiş dört odak noktası olan güvenlik, verimlilik, üretkenlik ve kârlılık bakış açımızın temelini oluşturuyor. Bu bakış açısı ile sattığımız her ürün, sağladığımız her çözüm; işçileri her türlü iş kazalarından ve iş hastalıklarından korumayı ve işletmelerdeki boşa harcanan hareket ve enerji kullanımını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Belirli bir sürede mümkün olduğunca daha fazla dökme malzeme taşımaya imkân sağlamalı ve maliyetleri en aza indirirken gelirleri mümkün olan en üst düzeye çıkarmalıdır. Bu benzersiz modern yaklaşımın kusursuz olarak hayata geçirilebilmesi için bir işletmenin ihtiyaç duyacağı tedarik zinciri ve örgütlenme yapısının tamamı Türkiye organizasyon yapımızda bulunmaktadır.

Birçok farklı ürünle, değişik sektörlere hizmet sunuyorsunuz. Öne çıkan ürün ya da ürün gruplarınız / hizmetleriniz hangileri?
Martin Engineering, çimento fabrikalarının yanı sıra agrega tesislerinden madenlere, kömür yakıtlı termik santrallerden döküm, demir ve çelik fabrikalarına, şeker fabrikalarından geri dönüşüm tesislerine, gübre, tahıl ve cam fabrikalarına kadar birbirlerinden çok farklı endüstrilere hizmet ediyor. Tüm bu işletmelerde Martin’in uzmanlaştığı alan dökme malzeme işletiminin daha güvenli, daha temiz ve daha verimli bir hale getirilebilmesi. Çimento sanayisinde konveyör sistemlerinden ve piro prosesten en iyi şekilde yararlanmak için üretilen hava şokları, bant sıyırıcıları ve konveyör transfer noktası ürünleri Martin mühendis ve teknisyenlerinin 80 yıla yakın bilgi ve tecrübesi ile çimento sektörünün her gün karşılaştığı farklı sorun türlerine çözümler sunuyor.

Türkiye çimento sektörü dünya ile yarışabilecek bir altyapı, kapasite, üretim ve satışına sahip. Genel bir sektör değerlendirmesi alabilir miyiz?
Türk çimento sektörü üretim kapasiteleri, üretim maliyetleri, altyapı, bilgi ve teknoloji kullanımı açısından global olarak özgül ağırlığımızın oldukça yüksek olduğu sektörlerimizden birisi. Çok yakın gelecekte modern endüstri teknolojilerinin kullanımının daha da yaygınlaşması ile insanın daha üretken alanlarda kullanımı artacak. Bu durum daha yüksek verimli iş üretilmesine imkân sağlayacak ve Türk çimento sanayisini dünya pazarında çok daha güçlü bir seviyeye taşıyacak. Buna kalpten inanıyorum.”

Dünya ile kıyasladığımızda çimento sektörümüzün genel konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki politik ve ekonomik faktörlerin neden olduğu türlü zorluklara rağmen çimento sektörümüzün üretim maliyetleri ve çevresel duyarlılık yönünde takdir edilmesi önemli. Aynı zamanda sektörün gurur duyulması gereken bir seviyeye yükseldiğini ve bu durumun da sürdürülebilir kılınması yönünde bir yönetim anlayışının hâkim olduğunu görüyorum. Türk çimento üreticilerinin artık yerel kalmayıp, küresel pazarlarda yerlerini aldığını görmek, her Türk gibi benim için de büyük bir gurur kaynağı.

Martin Engineering Ar-Ge yatırımları ile de öne çıkan bir şirket. Bu alandaki yapılanmanız nasıl?
Şirket kuruluşunun en başında dahi bir buluş hikayesi var. Geçmiş 76 yıl içerisinde çok sayıda ilklere imza atmış bir kültürün mirasçıları olarak, en alt kademeden en üst kademeye her bir Martin çalışanı, yaşadığı günü geçmiş bir diğer günden farklı kılmayı kendine bir misyon ediniyor ve bundan keyif alıyor.

Herhangi bir ürünün veya hizmetin ötesinde müşterilerimizin asıl ihtiyaçlarını anlayabilme yeteneğimiz, şirketin büyük vizyonu ve gerçek manada küresel bir lider olması inovatif ürünlerin hayat bulmasını sağlıyor. Tüm bu çalışmalarımız, müşterilerimizin bizde görmeye alıştığı yüksek ahlak, iş prensiplerine bağlılık ve insana yakışan kültürümüzün de doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Covid-19 salgını döneminde diğer ülkeler ile izlediğiniz politikada farklılıklar var mı? Bu dönemi şirketiniz için nasıl değerlendirirsiniz?
Farklı coğrafyalarda bulunmamıza ve farklı yaşam tarzlarına sahip olmamıza rağmen, insanların alışageldiği dünya koşullarını tamamen değiştiren bir salgın hastalık ile karşı karşıyayız. Sadece birlikte ortak akılla hareket edebildiğimiz sürece, insanın kendisinde hayat bulan bu virüs ve etkileri karşısında galip gelebileceğimize inanıyorum. Bu kulağa çok basit gelen ancak uygulamaya geçirmenin o denli zor olduğu bir çözüm. Ama en azından artık insanların bu virüsle uzun süre yaşamayı öğrenmek için yeni şartlara uyum sağlanması gerektiğini kabul ettiğini düşünüyorum.

Tedarik zincirinin, ikâme hizmet ve ürünlerin, müşterinin alım gücünün, iç ve dış rekabet dinamiklerinin tamamen değiştiği bu yeni şartların iş dünyasını üç aşamada zorlayacağı inancındayım. İş dünyasının oyuncuları öncelikle aylar sürecek bir zaman diliminde hayatta kalmaya çalışacak. Bu süreci aşan işletmeler bir sonraki aşamada toparlanma ve bu sürecinde başarılması halinde büyüme planlarını uygulamaya koyacaklar.

Martin Engineering olarak virüs ve ticari koşullar karşısında hayatta kalmanın her iki yönünde de zamanında gereken kritik tedbirleri almış ve bu süreci çok başarılı bir şekilde toparlanma sürecine taşımış olduğumuzdan dolayı mutlu ve gururlu olduğumu ifade etmeliyim.

Bundan sonraki toparlanma süreci müşterilerimizin problemli noktalarını çözüme kavuşturan bilgimiz, müşterilerimize güven tesis ederek hizmet etmemizi sağlayan becerilerimiz ve doğru bilgiyi arayan, uygulayan ve sürekli gelişim bakış açısına sahip disiplinimiz olarak üç çok önemli temele dayanıyor.

Bu yüzden son aylarımızı bu üç temeli güçlendirme yönünde çalışarak kapsamlı ve çok yönlü eğitimlerle değerlendirdik.

Bununla birlikte, salgının hizmet verdiğimiz endüstriler üzerinde başta ekonomik ve sosyokültürel yönde olmak üzere etkileri var. Bu etkilerin ne kadar büyük olacağı, bizi nasıl etkileyeceği veya ne kadar süreceği henüz belli değil. Bu yüzden hayatta kalma sürecinden iyileşme sürecine doğru çıktığımızı düşünüp, şikâyet etmeyi değil çalışmalarımıza mümkün olan en yüksek motivasyonla devam etmeyi tercih ediyoruz.

Her ne kadar bu dönem odaklandığımız nokta hayatta kalma ve toparlanma süreci olsa dahi uzun dönem büyüme planlarımızdan asla uzaklaşmış değiliz. Hatta bu yıl sonuna doğru çimento sektörü dahil olmak üzere hizmet ettiğimiz tüm sektörlerin ortak darboğazlarından birine karşı kesin ve benzersiz bir çözüm sunan yeni teknolojilerimizin büyük olumlu bir etki yaratacağı kanaatindeyim. Bu insanın daha emniyetli ve daha verimli bir sonuç üretmesine imkân sağlayacak ancak henüz hiç tanışmadığı hayalin gerçekle buluştuğu bir teknoloji olacak.

Hayatta kalma sürecinden toparlanma ve büyüme süreçlerine geçerken alınacak tedbirler ve uygulanacak eylemler daha az üretken olduğumuz bir çalışma ortamında gerçekleşeceğinden daha çok çalışmak zorunda olduğumuz bir gerçek. Özellikle önümüzdeki aylarda bu durum çok kritik bir önem taşıyor. Gelecek belirsiz görünüyor ancak bu belirsizliğin aşılmasındaki büyük sınav insanların ancak birlikte ortak hareket etmesi ile geçilebilecek. Martin Engineering olarak bugüne kadar ve bundan sonra bu mücadele kapsamında sadece kendi varlığımız için değil müşterilerimiz ve tedarikçilerimizin de bu süreçten başarı ile çıkabilmeleri için sektöre karşı olan büyük sorumluluğumuzun gereklerini yerine getiriyoruz ve getirmeye devam edeceğiz.

Martin Engineering kendine has bir şirket kültürü ile çalışıyor. Başarılarınızdaki en önemli unsur nedir?
Martin Engineering’in değerlerinin merkezinde, bireylerin refahı ve toplumların kalkınması için mükemmelliği hedeflemek gibi çok önemli bir sorumluluğumuzun olduğuna inanıyoruz. Geleceğe yol aldığımız her günü bu bilinçle yaşıyoruz. Martin ailesi içindeki her bir bireyin kendi içindeki motivasyonları, iyi iletişim ve güçlü etkileşimle dışarıda hayat buluyor. Şirket kültürü olarak tanımladığımız yapı tam olarak bunun etrafında oluşuyor.

İlker Tan bu sektöre uzun yıllardan beri bir yönetici olarak değer katmış ve yönetim anlayışı ile yenilikler getirmiş bir yöneticidir. İş dünyasında her alanda ve her sektörde olduğu gibi süreklilik çok değerli. Martin Engineering Türkiye’nin kuruluşundan bugüne hep vardınız. Bize bu gelişimi biraz anlatır mısınız?
30 Kasım 1975 yılında Ankara’da dünyaya geldim. Tüm eğitim hayatım Ankara’da geçti. Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Üniversitede öğrencilik hayatım devam ederken 1996 yılında özel sektörde başladığım çalışma hayatıma, mühendis unvanıyla mesleğimle ilişkili sektörlere hizmet veren yurt dışı firmaların ülke temsilciliklerinde devam ettim. 2005 yılında Fransız bir çimento grubuna bağlı işletmelerde hammadde üreten ocaklar, maden hukuku ve işletme lisansları alanlarında olmak üzere çeşitli görevlerde bulundum. 2006 yılından bu yana daha önce 2003 ve 2004 yıllarında Türkiye temsilciliğini yaptığım Martin Engineering’in Türkiye’deki şirket kuruluşunda, kararlar alınmasında ve yapılanmasında belki insanlık için küçük ama kendim için büyük roller alıyorum. 2010 yılından bu yana Martin Engineering Türkiye şubesinin Genel Müdürlüğünü üstleniyorum. Bu görevimin yanı sıra şirketin Avrupa, Orta Doğu, Afrika ülkeleri, Rusya ve Hindistan’ın da içinde bulunduğu EMEAI bölgesinin şirketin konveyör ürünleri ve akış yardımcıları olarak iki ana dala ayrılan ürün grubundan biri olan hava şoku olarak bilinen akış yardımcıları ürünlerinin İş Geliştirme Bölge Direktörlüğünü yapıyorum.

Aynı konuyu birbirinden çok farklı şekillerde ele alan, birbirinden farklı dil, din ve kültüre sahip çok çeşitli ülkelerin mensuplarından oluşan bir bölgede liderlik rolü üstlenmek, sanıyorum beni işimde en çok motive eden unsurlardan birisi. Zaman zaman stresin çok fazla olduğu anlar olmuyor değil. Ama ben bu stresi özel zamanlarımda yaptığım spor aktiviteleri ile yönetebiliyorum. Yazın yüzme ve çeşitli su sporları, kışın ise kayak yaparak hayat dengemi pozitife çevirebiliyorum. Spor benim için endorfin ve serotonin salgılamanın dışında iş hayatımda çok yoğun anlardan sonra psikolojimi de dengeleyen ve destekleyen vazgeçmeyeceğim bir değere sahip.

Bunun dışında hayvanları özellikle köpekleri çok seviyorum. “Ashley” isminde Labrador Retriever cinsi ve “Aiza” isminde Kangal Anadolu Çoban cinsi iki köpeğim var.

Onlarla paylaştığım zamanlar kendime ayırdığım özel ve değerli zamanlarımın başında geliyor.
Kendimi mükemmeliyetçi bir lider olarak tanımlıyorum.

Kendimi bildiğimden beri doğru olduğuna inandığım şeyler için pes etmeden çalıştım ve buna devam edeceğim. Başarılarımın birçoğunu bu bakış açım sayesinde elde ettiğimi fark ettim. Bu dünyada bir şeyler için dertlenmeden, bu dertlere çözüm üretme çabası içinde olmadan, bir hayatın anlamsız olduğuna inananlardanım.