DİJİTAL TAŞ DEVRİNDE İKLİM VE EKONOMİNİN GELECEĞİ: ORTAK MÜCADELE

DİJİTAL TAŞ DEVRİNDE İKLİM VE EKONOMİNİN GELECEĞİ: ORTAK MÜCADELE

Enis Temizel

Rahmi Aydemir

Bugün Covid-19 pandemisi tüm dünyayı hazırlıksız yakaladı. Gelişmiş olan ülkelerin bile sağlık sistemlerindeki çöküşe şahitlik ediyoruz. Hastalığın yayılımını engellemek bir yana ne ekonomik olarak ne de teknolojik olarak cevap verecek durumdayız. Dünya Sağlık Örgütü gibi otoriter kurumların tutarsız açıklamaları ve odağı olmayan çabaları sinirlerimizi bozmaya yetiyor. Medyanın zihin kontrol etme konusunda güçlü bir araç olması toplumsal paniğin tırmanmasına neden oluyor. Dijital Taş Devri’nin bir alametifarikası olsa gerek; yapay zekayı, 5G’yi ve duyularımıza yön verecek algoritmaları konuşurken, tüm dünya evlere hapsolmuş hayatta kalmaktan başka bir amaç gütmüyor. Şu günlerde tarih boyunca değişmeyen alışkanlıklarımız Paleolitik Çağdan farklı değil! Bu işin sonunda elbette bir ışık var ancak insanlığın yarına hacklenmiş olarak uyanacağı gerçeğinden kaçamayacağız. Yeni dünyada insan hayatına, iklim değişikliğine, siyasete ve teknolojiye bakış açımız değişecek.

İklim Değişikliğinden Ekonomiye Küresel Ortak Mücadele

Kabul edelim! Söylemlerimiz her ne olursa olsun sınıfta kaldık. Tarih boyunca ortak zorluklarla yüzleşen dünya bugün de olduğu gibi küresel salgına karşı tek bir medeniyet olarak mücadele edebilmekten oldukça uzak! 21. yüzyılın hümanizm anlayışı ise pandemi ile yüzleşinceye kadardı. Artık şunu daha iyi anlayabiliyoruz. Gezegendeki her şey birbiriyle ilişkilidir.

İnsanoğlu tarih boyunca elinde olmayan birçok hastalık ve kitlesel ölümle yüzleşti. Ancak sanayi devrimiyle başlamış olan Antroposen Çağıyla (İnsan eliyle) birlikte 1800 ile 2010 yılları arasında küresel nüfus bir milyardan yedi milyara yükselirken, reel üretim 60 kat, (birincil) enerji tüketimi yaklaşık 50 kat arttı. Tüm bu tüketim ve üretim çılgınlığı iklim değişikliğiyle sonuçlandı. (www.abstraktdergi.net) Ancak iklim değişikliğinin de etkileri büyük oldu. Çin’deki nükleer santral ya da ülkemizdeki termik santraller yalnızca kendi havamızı değil, dünyanın bir ucundaki bir başka ülkenin de havasını kirletmeye yetiyor.

Salgından sonra ekonomiden uluslararası ilişkilere birçok alanda siyaset küresel ısınma ve ekolojik çöküşle şekillenmek zorunda kalacaktır.

Yeni Ekonomik Düzen Tartışması

İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra karşı karşıya kalınan sorunlara çözüm yolu bulmak amacıyla ABD’de Bretton Woods kasabasında 44 ülkenin katıldığı uluslararası bir konferans yapıldı. Bu konferansta alınan kararlar Bretton Woods Sistemi olarak isimlendirildi. Konferansa biri İngiliz planı (Keynes Planı), diğeri Amerika planı (D. White planı) olarak iki plan sunuldu. Sonuçta ufak değişikliklerle White planı kabul edildi. White Planı ya da Bretton Woods sisteminin birinci ayağı, uluslararası ödemeye aracılık edecek bir parasal sistemi dizayn ediyordu. Buna göre dış ödemelerde altın para sistemi geçerli olacak ve bir ons altın (31 gram altına eş değer) 35 Dolara ($) eşitlenerek sabit kur sistemi geçerli olacaktı. Bretton Woods sisteminin ikici ayağı ise uluslararası ödemelerde aracılığın Uluslararası Para Fonu (IMF)’na verilmesi olmuştu. 75 yıllık serüvende bugün IMF havlu attı ve pandemi ile mücadele kapsamında ülkelere ekonomik anlamda cevap veremeyecek duruma geldi. Dünyanın artık yeni bir ekonomik oluşuma ihtiyacı var. Kapsayıcı belki de daha yeşil bir ekonomi anlayışına… Tasarruf ekonomisi karşı konulamaz görünüyor. 

Çin’in yıllık ihracatı 2,2 trilyon dolar olarak ele alındığında lokal ve uluslararası çapta etkileyeceği ekonomileri bir düşünelim. Ayrıca tüm dünya ülkelerinin üretimlerini durduğunu da göz ardı etmeyelim. ABD’nin para basma macerası ne kadar süre daha devam eder ve sonuçları ne olur bilinmez ancak dolar rezervinden dolayı bir süre artış gözlemleyeceğiz gibi duruyor. Lafın kısası finansal piyasalardaki düzelme ile reel piyasalarda düzelme paralel olmayacaktır. Tedarik zincirindeki kırılmalar ne yazık ki vakaların görülmeye başlanmasıyla kendini gösterdi. Zaman geçtikçe direnç azalıyor ve bu zinciri eski haline getirmek oldukça güç olacaktır.

Geleceğimiz ne yazık ki hiçbir devletin güvencesinde değil. Hayatın bir masal olmadığını öğreniyoruz ve insanın artık kendini konumlandırması ve tanıması için yeni bir gelecek başlıyor. Eşi benzeri görülmemiş bir devrimin kapılarını aradığımızda karşımızda bulacağımız şey robotlar ordusu ya da Cyberpunk bir dünya olmayacak! Dijital Taş Devri’nde dünyayı anlamladırabilen ve teknoloji karşısında hacklenmemiş bireyler olarak kendi otoritemizi elimizde tuttuğumuz sürece kazanan ya da diğer bir ifadeyle hayatta kalan olacağız.