Dünya çimento sektöründe son teknoloji ile kurulan, kendi Port Limanına sahip, en modern tesislerinden biri: MEDCEM ÇİMENTO

Dünya çimento sektöründe son teknoloji ile kurulan, kendi Port Limanına sahip, en modern tesislerinden biri: MEDCEM ÇİMENTO

MEDCEM Genel Müdürü Murat KAHYA ile MEDCEM’in dününü, bugününü, gelecek stratejilerini ve çimento sektörünü konuştuk...

11.500 ton/gün klinker üretim kapasitesine sahip, tek hat ile üretim yapan Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çimento fabrikası olan Medcem Çimento’nun kuruluş hikayesini ve çalışmalarını anlatabilir misiniz?

Dediğiniz gibi Medcem çimento fabrikası 11.500 tpd kapasite ile ülkemizin ve Avrupa’nın tek hatta üretim yapan en büyük fabrikası. 1992 yılından beri çimento sektöründe olan şirketimiz Eren Holding’in Akdeniz bölgesinde dış ve iç pazar için kurmayı planladığı bir tesis olarak yapılan bir yatırımdır. Son teknoloji ekipmanlar seçilerek dünyanın en modern tesislerinden birisi olmasını hedefledik. 3 yıllık bir yatırım süreci sonucunda 2015 Haziran ayında üretime başladık. Fabrikamıza 13 km mesafede inşa ettiğimiz kendimize ait limanımız ile beraber dış pazarlara kolaylıkla ulaşan bir şirket olduk. Ürünlerimizi sadece değişik ülkelere ihraç etmenin haricinde, yurt dışında kurduğumuz tesislerimizden kendi markamızla satma hedefiyle de hareket ettik. Bugün Kamerun ve Tunus’ta öğütme tesislerimiz, Rusya’da bir terminalimiz var. Buralarda kendi markamızla satış yapıyoruz. Mersin-Yeşilovacık’ta bulunan Medcem Port limanımızdan dışarıya da liman hizmetleri veriyoruz. Yüksek yükleme kapasiteli, dökme ve ambalajlı ürün yüklemeleri için çok uygun bir liman. Bir de bölgemizde hazır beton sektöründe Medcem Beton ile önemli bir oyuncuyuz. Burada 5 tesisimiz ile hizmet veriyoruz.. 

Firmanızın sektördeki konumunu nasıl tanımlıyorsunuz? 

Biz 27 yıldır çimento sektöründe olan bir kuruluşuz. Bu deneyimimiz sektörde kuvvetli bir pozisyonda olmamızı sağlıyor. İhracat odaklı bir çimento fabrikası kurduk ve kuvvetli bir ekip oluşturarak ihracatta başarılı olmayı hedefledik. Bunun sonucu olarak da bugün Türkiye çimento sektörünün en büyük ihracatçısı pozisyonuna geldik. Özellikle yüksek kalite çimento talebi olan önemli pazarlarda ilk sırada tercih ediliyoruz.

2019 yılının ilk 6 ayı için hedeflediğiniz rakamlara ulaştınız mı?  Yıl sonu için öngörüleriniz nelerdir?

2018 yılının 2. yarısı sektörümüz için zor bir dönem oldu. Sektör olarak küçülme yaşadık. 2019’da bu küçülmenin daha fazla olacağı öngörümüzle yıllık planlarımızı yapmıştık. İç pazardaki küçülmeyi ihracat odağımızı arttırarak tamamlamayı planlamıştık. Gerek iç pazar gerekse ihracat pazarında miktar olarak hedeflerimize çok uzak kalmadık. Fakat gelirler açısından maalesef planlarımızın gerisinde kaldık. 

Yıl sonu itibarıyla iç pazarda Türkiye genelinde %40’a yakın bir küçülme olacak. Üretim kapasitesi yüksek olan Akdeniz bölgesinde ise bu rakamın üzerinde bir küçülme yaşayacağız. İhracatımız ülke olarak 2018’e göre çimentoda %41, klinkerde %119 artmış olsa da toplam satışta maalesef ülkemiz küçülecek. 2020 yılı da bizim için olumlu gözükmüyor. Özellikle dış pazar satış fiyatlarında ciddi gerileme oldu. Bu durum ülkemiz için de önemli gelir kaybına sebebiyet verdi. Ülke olarak önlem almalıyız.

Limana yakın olmak çok büyük bir avantaj. Üretiminizin % kaçı ihraç ediliyor?

Fabrikamıza 13 km uzaklıkta kendi limanımızı inşa ettik. 60.000 ton yük taşıma kapasiteye sahip gemileri yükleyebilen bir limanımız var. Aynı anda 3 gemi yükleyebiliyoruz. Yükleme kapasitemiz gerek dökme gerekse ambalajlı ürünler için Türkiye’nin en iyi yükleme seviyelerinde. Böylece müşterilerimize esnek zamanlarla, yüksek yükleme kapasitesinde, çok iyi servis verebiliyoruz. Bu da bize pazarda avantaj sağlıyor. Medcem Port’tan dış müşterilere de liman hizmeti veriyoruz. Üretimimizin % 85’ini ihraç ediyoruz.

Hangi ülkelere ihracat yapılıyor?

Bizim en önemli pazarlarımız başta İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri. Sonrasında ise Afrika ülkeleri ve Latin Amerika ülkeleri takip ediyor. Bir miktar ise Avrupa ülkelerine ihracat yapıyoruz.

Yeni yatırımlar söz konusu mu? İkinci hat yatırımı ile ilgili yakın zamanda planlamalar var mı? 

Şuan fabrikamızdaki çimento öğütme kapasitemizi arttırmak için bir değirmen yatırımına başladık. 2020 yılı ortasında devreye girecek. İhracatımızı klinker değil de çimento ağırlıklı hedeflediğimiz için çimento öğütmede bir kapasite artışı projesine başladık. İkinci klinker üretim hattı yatırım planımızı şu an için gerçekleştirmeyeceğiz. Tüm hazırlık süreçleri tamamlanmıştı fakat dünya ve ülkemiz ekonomisindeki mevcut durum böyle bir yatırım için uygun değil. Gelecek yıllarda tekrar gözden geçiririz.

Endüstri 4.0’a odaklandık. Çalışmalarımız var. Geliştirmek için yatırımlara devam edeceğiz. Yurt dışındaki mevcut çimento yatırımlarımıza yenilerini eklemeyi istiyoruz. Böylece yurt dışında da kendi tesislerimizden çimento satışında etkili bir ağ kuracağız. Alternatif yakıt kullanımına ilişkin yatırım planlarımız var. 2020 yılı için düşüneceğiz.

Şirketinizi gelecek 5 yılda nerede görmeyi planlıyorsunuz?

Eski ve tecrübeli bir oyuncu, fakat yeni bir çimento şirketi olarak 4 yıllık sürede global çimento pazarında başarılı bir pozisyon elde ettik. Dünyadaki önemli çimento pazarlarında tercih edilen ve kuvvetli şirket durumundayız. Ama sadece ihracatçı bir şirket değil, başka ülkelerde de üreten ve kendi ürününü pazarlayan bir şirket olmak istiyoruz. Gelişen pazarlarda bulunan tesislerimizde ve yeni kuracağımız tesislerle bu konuda da başarılı olacağımıza inanıyorum.

2019 yılı içindeki maliyet artışlarında gelinen son durumu sektör açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Enerji yoğun bir sektörüz. Yakıt ve elektrik ana maliyet kalemlerimiz. Elektrik fiyatında ciddi artışlar oldu. İşçilik, tüketim malzemeleri yüksek enflasyon oranı da dikkate alındığında önemli miktarda arttı. Diğer taraftan bu maliyetleri satış fiyatlarına yansıtmamız mümkün olmadı. Artan bu maliyetler ihracat pazarlarında diğer ülkelere göre rekabet gücümüzü olumsuz etkiledi maalesef. Yakıt maliyetlerinde de 2018 sonuna doğru ciddi artışlar vardı. Ama yıl içerisindeki gerileme sektörümüz için bir miktar maliyet düşürmemizi sağladı. Fakat artan üretim maliyetleri, gerek yurt içi gerekse yurt dışı nakliye maliyetleri, 2020’de de bizi zorlayacak.

Medcem Çimento olarak sürdürülebilirliği sağlamak için yürüttüğünüz faaliyetler nelerdir?

Sürdürülebilirlikte ana hedeflerimiz doğal kaynak tüketimlerini azaltmak, sera gazı emisyonlarını düşürmektir. Dünya çimento sektörünün en modern, son teknoloji fabrikalarından birini kurduk. Tesisimiz gerek ısıl gerekse elektrik enerjisi tüketimi açısından çok verimli. Daha az kaynak tüketerek üretim yapıyoruz. Fırın atık baca gazını kullanarak elektrik üreten atık ısı geri kazanım tesisimizi 2018 Nisan ayında devreye aldık. Atık ısıdan ürettiğimiz elektrikle tesisimizin %25 ihtiyacını karşılıyoruz. Bu şekilde atık ısıyı doğaya salmayıp temiz enerjiye dönüştürüyoruz. Ayrıca yenilenebilir enerji tesisleri için de fizibilite çalışmalarımız sürüyor. İzin sürecimizi yeni tamamladık. Alternatif yakıt kullanımına başlayacağız. Böylece fosil yakıt tüketimimizi azaltacağız. Benzer şekilde başka endüstrilerden çıkan atıkları hammadde olarak kullanıyoruz. Önümüzdeki dönemde alternatif hammadde kullanım miktarını arttırmayı hedefliyoruz. Yıllık 10 bin ağaç dikme hedefi ile ağaçlandırma çalışmalarımız devam ediyor. 

Dünyada ve özellikle Türkiye’de Çimento sektöründeki durum hakkında ne düşünüyorsunuz? Firmaların ve sektörün gelişimini nasıl değerlendirirsiniz?

Dünya ekonomisindeki yavaşlama çimento tüketimi açısından da kendisini gösteriyor. Dünya üzerinde artan üretim kapasitesine rağmen düşük tüketim miktarları gün geçtikçe daha da rekabetçi bir pazar yapısı ortaya çıkarıyor. Ülkemiz için de durum benzer. Uzun yıllardır yeni yatırımlar ile devamlı artan üretim kapasitesi var. Buna karşın inşaat sektöründeki sıkıntı ile yaşanan iç pazardaki yıllık %40’lık bir küçülme. Artan maliyetler ile pazar aşırı rekabetçi. Kısa vadede de pazarda bir iyileşmeden söz etmek mümkün değil. 2020 yılı da iyimser olarak benzer geçecektir. 

Son yıllarda çok sayıda çimento fabrikası yatırımını tamamlandı. Bir kısmı mevcutların kapasite artışları, bir kısmı ise yeni fabrikalar olarak. Burada ülke olarak önemli hatalarımız oldu. Stratejileri tam kurulmamış yatırımlar da gerçekleşti. Bölgesel iç pazar tüketimleri, pazar gelişim durumları, ihracat potansiyelleri, finansman güçlükleri stratejik olarak yeteri kadar değerlendirilmeden bazı yatırımlar yapıldı. Şirketlerin yüksek borçluluk yükleri, inşaat sektöründe daralma, yüksek rekabet ortamı gibi faktörler  birleşince sektörümüz tarihinin en zor durumunu yaşar hale geldi. Yüksek kapasite arzının haricindeki diğer problem, ülkemizdeki oyuncu sayısının fazla olması. Bugün ülkemizde 52 tesis, 25’ten fazla üretici şirket var. Her şirketin kendine özgü durumu ile pazardaki stratejisi var. İç pazar için rekabetçi bir ortam yaratırken, ihracat pazarında olumsuzluklar yaratıyor. Maalesef tekrar iyileşme başlayacağı dönemde de çok hızlı bir iyileşme zor olacak. Ayrıca bazı bölgelerdeki yüksek miktardaki kapasite yoğunlaşmaları nedeniyle, gelecekte söz ettiğim bölgelerde iyileşme ihtimali de çok zayıf olacak. Gelişimi düşük, ihracat potansiyeli zayıf bölgelerdeki yüksek kapasite arzı tüketim darboğazlarını devam ettirecek. Bu durumda da üretimin planlanması, şirket birleşmeleri, ihracat stratejilerinin geliştirilmesi gibi planlar üzerinde yoğunlaşmamız gerekecek.

İç pazardaki daralmanın çimento firmalarını daha fazla ihracata yönelttiğini görüyoruz. Medcem olarak sizler bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?

Biz ihracat odaklı bir çimento fabrikası olarak yatırımızı gerçekleştirdik. Farklı ürünler üreten, kendi limanımızdan yükleyen, kendi global pazarlama şirketimiz ile pazarlayan, yurt dışına kurduğumuz tesislerimiz ile üreten ve dağıtım yapan şirket stratejisi ile faaliyetimize başladık ve gerçekleştiriyoruz. Bu bize avantajlar sağladı ve tercih ediliyoruz. Fakat iç pazardaki daralmanın sonucu çimento artı klinker ihracatında %70’in üzerinde bir artışla Türkiye olarak 22 milyon tonun üzerinde ihracat gerçekleştireceğiz. Burada sektör olarak maalesef hatalar yapıyoruz. Ülkelerin Pazar yapılarını tam anlayamadan, yetersiz analizle, karlılık odağından çok üretimi tamamen satma odaklı bir yol izleniyor. Bu durum da maalesef ihracat pazarına ve ülke ekonomik getirisine zarar veriyor. Global pazarda maalesef Türk çimento üreticilerinin en büyük rakipleri yine Türk çimento üreticileri. Yanlış stratejilerden ötürü şuan FOB fiyatlarda aşırı düşüşler var. Dünyada ihracat fiyatları %20 mertebesinde düşerken bizim ülkemizde %35’den fazla azalma var. Bazı ülkeler anti dumping soruşturması başlatıyor. Bu durum gelecekte Türkiye için Pazar kayıpları ile sonuçlanabilir. Stratejiden yoksun hareket edilmemeli. Ana ihracatçı şirket olarak maalesef bu tablodan olumsuz etkilendik. Miktarsal hedeflerimizi yakalasak bile gelir hedeflerimizden uzak durumdayız. 

Sektörde yaşanan en önemli sorunlar nedir? Medcem Çimento olarak bu sorunlar karşısında çözümleriniz nelerdir?

Sektörümüzün ortak problemleri var. En önemlisi arz fazlası, tüketim düşüklüğü. Azalan iç tüketimde dış pazarlara dönmek ülkemizdeki ortak çözüm. Biz ihracatçı çimento şirketiyiz. Medcem Global pazarlama şirketimiz ile kendi ürünümüzü pazarlıyoruz. Bu şirketimiz ile etkin bir satış sistemimiz var. Daha önceden de belirttiğim gibi kendimize has özelliklerimiz de pazarda bizim öncelikli tercih edilmemizi sağlıyor.

Artan maliyetler diğer bir problem. Modern biz tesis olmamız teknik ve ekonomik verimlilik sağlıyor. Atık ısı geri kazanım tesisimiz %25 mertebesinde bir elektrik üretimi katkısı yapıyor. Alternatif yakıt kullanımına başlayacağız. Fakat burada sıkıntı alternatif yakıt tedariki ve sürekliliği. AB’de %34 olan alternatif yakıt tüketimi ülkemizde %5’in altında. Ülkemizdeki yetersiz yasal düzenlemeler en önemli neden. Atık yönetim politikamızda yasal düzenlemelerin yapılması lazım. Bu konuda teşvikler de düzenlenebilir. Gerekli tesisler için teşvik sistemi düşünülmeli. Yerel yönetimlerinin atıklarının geri kazanımı için politikaların geliştirilmesi gerekli. Biz maalesef bu yetersizlik nedeniyle ağırlıklı olarak yurt dışından ithal edeceğiz. İç tüketimin arttırılması için Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği’nin beton yollar ve bariyerler konusunda önemli çalışmaları var. Beton yollar maliyetlerine bakıldığında asfalt yollara göre uzun dönemde %32 gibi bir maliyet avantajı sağlıyor. İthal edilen asfalt nedeni ile yurt dışına para çıkmasını önlüyor. Beton bariyerler çelik bariyerlere göre yollarda daha fazla güvenlik sağlıyor. Bu konulara yöneleceğiz. Sektörün bir diğer önemli konusu insan kaynağı yetersizliği. Hem mavi yakada hem de beyaz yakada kalifiye personel bulma güçlüğü var. İK yönetiminde çalışan odaklı politikalarımız var. Ama bölgesel koşullar da maalesef bu konuda zorlayıcı.

Çimento ihracatını artırmak için şirketler ve hükümet bazında yapılması gerekenler nelerdir? 

2019 yılında çimento ihracatımız rekor seviyede olacak. Öncelikli odaklanmamız gereken miktarı arttırmaktan ziyade gerilemiş olan ihracat fiyatlarını, dolayısıyla gelirlerini arttırmak olmalı. Bunun için şirketlerin etkin ihracat departmanları kurmaları, Pazar araştırmaları, analizleri yapmaları, kuvvetli olabilecekleri noktaları dikkate alarak en iyi fiyatlarla ihracat gerçekleştirmeleri gerekiyor. Doğru pazarlar ve doğru ürünler seçilmeli. Kaliteli ürünler, kaliteli servis, yüksek müşteri memnuniyeti hedeflenmeli. Sadece miktar odaklı ve nakit akışı odaklı satış hedefinden uzaklaşılmalı. Ülkeler arasındaki ticari ve siyasi ilişkiler de ihracat pazarı için önemli. Önümüzde sektörümüz için çok fayda getirmesi beklenen Suriye pazarı var. Burada kurulacak faydalı ilişkiler ile Suriye’nin ana çimento tedarikçisi olabiliriz. Önemli bir fırsat. Ayrıca ihracat için teşvik edici destek planları da yapılabilir. Navlun desteği gibi, yurt dışında atık ithalatı gibi. Kaliteli Türk Çimentosu markası program olarak geliştirilebilir.

İş sağlığı ve güvenliği konularında değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? Firmanızın İSG alanında yapmış olduğu çalışmalar ve yenilikler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

İş sağlığı ve güvenliği bizim için bir yaşam kültürü şekline dönüştü. Bu kültürü oluşturmak ve devam ettirmek için öncelikle eğitime odaklanmak gerekiyor. Çalışanlarımız kişi başı yıllık 30 saat İSG eğitimi alıyorlar. Şirket içinde mavi yakalı personelimiz arasında düzenlenen bir yarışma ile yılın İSG sloganını seçiyoruz. Her ay İSG ayın çalışanı seçiliyor, küçük ödüllendirmeler yapıyoruz. 

İSG kültürünün gelişmesi için “İSG Çocukla Başlar” projesi gerçekleştirdik. Bölgemizdeki yetersiz imkanlar sebebi ile çocukların sinemaya gitme şansı olmuyor. Sinema salonu şeklindeki seminer salonumuzda çocuklara hem sinema keyfini yaşatırken hem de İSG eğitimi ile bilinçlerini arttırmayı hedefledik. Çimento fabrikası nedir, burada ve günlük hayatta güvenlik nedir gibi konular hakkında bilgilendirdik. Günü küçük hediyelerle de kapattık. Bu şekilde 2.500 çocuğa ulaştık. Ayrıca İSG ve çevre temalı boyama kitabı yaptırdık. Boyama kalemleri ile bu şekilde 5.000 kitap dağıtımı gerçekleştirdik. İSG konusunda yaptığımız daha bir çok şey var. Fakat çocuk odaklı hareket ettiğimiz bu çalışmalar bizim için en önemlileri oldu.

Sizi biraz tanımak isteriz. Bize kendinizden bahseder misiniz? 

1977 Ankara doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi Maden Mühendisliği mezunuyum. 2000 yılında Denizli Çimento fabrikasında Üretim Mühendisi olarak iş hayatıma başladım. Çeşitli pozisyonlardan sonra 2014 yılında Medcem Çimento Fabrikasına Fabrika Müdürü olarak geçtim. Sonrasında Genel Müdür Yardımcısı olarak devam ettim. 2017 yılından beri de Medcem Çimento (Medcem Madencilik ve Yapı Malz. Tic. AŞ), Medcem Hazır Beton, Medcem Port Liman İşletmeleri, Medcem Çimento Satış ve Pazarlama şirketlerinin Genel Müdürü olarak çalışmaya devam ediyorum. Evliyim ve bir kızım var.