Dünyada ve Türkiye'de Hazır Beton Sektöründeki Gelişmeler ve THBB’nin Sektör için  Yaptığı Faaliyetler İle İlgili Sorularımızı, ERMCO ve THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz IŞIK Yanıtlıyor

Dünyada ve Türkiye'de Hazır Beton Sektöründeki Gelişmeler ve THBB’nin Sektör için Yaptığı Faaliyetler İle İlgili Sorularımızı, ERMCO ve THBB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz IŞIK Yanıtlıyor

31 yıldır varlık gösteren bir derneksiniz. Sektörünüzün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?  Diğer ülkelere kıyasla Türkiye nasıl bir konumda?

Türkiye Hazır Beton Birliği, 30 yılı aşkın süredir güvenli ve dayanıklı yapıların inşası amacıyla standartlara uygun beton üretilmesi, tekniğine uygun beton uygulamalarının yaygınlaşması, ülkemizde kaliteli, yüksek dayanım sınıflarında ve dayanıklı beton kullanılması için uğraş veren mesleki bir kuruluştur. 

Ülkemizde hazır beton sektörü diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça yenidir. Birliğimizin kurulduğu 1988 yılında yıllık 1,5 milyon metreküp beton üretilmekte iken son 30 yılda üretim artmış ve 2018 yılında 100 milyon metreküpe yükselmiştir. Türkiye’de hazır beton üretiminin %65’i üyelerimiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu oran oldukça yüksek olmakla birlikte bunu yeterli görmüyoruz. Güvenli yapılaşmanın sağlanması için ülkemizde üretilen tüm betonları denetlemeyi hedefliyoruz.

Hazır beton sektörünü kuran ve geliştiren Birliğimiz, sektörümüzü bugün Avrupa’da ve dünyada örnek gösterilen bir sektör hâline getirmiştir. Avrupa Hazır Beton Birliğinden (ERMCO) aldığımız verilere göre bütün Avrupa Birliği üyesi ülkelerin toplam üretim miktarı 240,9 milyon metreküp iken, Türkiye tek başına 100 milyon metreküp beton üretmektedir. Bu üretim miktarı ile Türkiye, AB ülkeleri arasında birinci iken Almanya 52,8 milyon metreküp üretim ile ikinci, Fransa 39,7 milyon metreküp üretim ile üçüncüdür. Türkiye bu büyüme performansıyla beton üretiminde Avrupa birinciliğini 2009’dan bu yana korumaya devam etmiş; Çin ve ABD’nin ardından dünyanın üçüncü en büyük hazır beton üreticisi konumuna gelmiştir. Sadece miktar açısından değil kullanılan betonların dayanım sınıflarında da Türkiye öndedir. Kullanılan betonların dayanım sınıflarına bakıldığında; C25/30-C30/37 ile C35/45 ve üstü dayanım sınıflarında Türkiye AB ortalamasının üstündedir.

Sektörünüz 2018 yılında nasıl bir performans gösterdi? 2019 yılı için öngörüleriniz nedir?

Aşağıda yıllar itibarıyla hazır beton sektörünün tahmini üretim miktarları metreküp cinsinden gösterilmiştir. 2018 yılında hazır beton sektörü, %13’lük bir azalma göstermek suretiyle 100 milyon metreküplük bir üretim rakamı ile yılı kapatmıştır. 

Türkiye Hazır Beton Birliği olarak her ay hazırladığımız Hazır Beton Endeksi Haziran Ayı Raporu’na göre, bütün endeks değerleri, inşaat sektöründe mevcut ve beklenen faaliyet düzeyinin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Her üç endeks de önceki yılın aynı dönemine göre düşüş sergilemiştir. Sektörde bir canlanma işareti bulunmamaktadır.

Son açıklanan TÜİK verileri inşaat sektörünün ciddi oranda gerilediğini gösteriyor. Son ekonomik gelişmeleri değerlendirebilir misiniz? 

Geride bırakmakta olduğumuz temmuz ayı hem Türkiye hem de dünya ekonomisinin yönünü tayin eden kararların alındığı bir ay olmuştur. Başta ticaret savaşları ve Brexit’e ilişkin endişelere bağlı olarak yılın geri kalan kısmında ve 2020 yılında küresel ekonominin büyümesinde yavaşlama beklenmektedir. Amerikan ekonomisi başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerin çok önemli bir kısmında ortaya çıkan resesyon belirtileri bir yandan 2020 yılında dünya ekonomisine ilişkin büyüme beklentilerini aşağı çekerken bir yandan da küresel finans hareketlerini olumsuz etkilemektedir.

Gelişmiş ülkelerdeki göstergeler küresel büyümenin ciddi şekilde zayıfladığına işaret etmektedir. Güney Kore ihracatında yavaşlama görülmektedir. Haziranda son dönemlerin en düşük ihracat artış hızı yaşanmıştır. Japonya imalat sanayi performansı 2016’dan bu yana en düşük seviyeye gelmiştir. İngiltere’nin aylık ekonomik performans göstergeleri, diğer ülkelere kıyasla daha kötü görünmektedir. Avro Bölgesi’nde Fransa hariç diğer ülkelerde üretim, azalma sürecine girmiştir. Almanya büyüme beklentisini 1 puan aşağı çekmiştir.  

IMF’nin yakın dönemde yayımlanan Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nda da küresel ekonomik büyümenin bu yıl için yüzde 3,3’ten yüzde 3,2’ye, 2020 için de yüzde 3,6’dan yüzde 3,5’e çekildiği bilgisi yer almaktadır. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde büyüme tahmini 2019 için yüzde 4,4’ten yüzde 4,1’e, 2020 için de yüzde 4,8’den yüzde 4,7’ye indirildi.

Ekonomilerindeki yavaşlamayı gidermek üzere ülkeler düşük faiz ve gevşek para politikası uygulamaktadır. Amerikan Merkez Bankası geçtiğimiz ay, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı nedeniyle yavaşlama sinyalleri veren ekonomiyi desteklemek için faiz indirimlerine başlamayı planladığını açıklamıştı. Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası, gevşek para politikası izleyeceğini dile getirmiştir. 

31 Temmuz’daki toplantı sonrasında Amerikan Merkez Bankası merakla beklenen faiz kararını açıkladı ve 10 yıl sonra ilk kez faiz indirimine gitti. Yalnızca ABD değil gelişme yolundaki ülkeler de benzer politikaları hayata geçirmektedir. Zira böyle bir ortamda bütün ülkelerin ekonomilerini büyütmek adına faiz indirimine ve parasal tedbirlere başvurmaları beklenen bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da 25 Temmuzda enflasyondaki gelişmelere paralel olarak 425 baz puanlık faiz indirimini gerçekleştirmiştir. Çok doğru bir zamanda alınan bu karar piyasa tarafından da makul bulunmuştur. Neden zamanlama doğru?   

G-20 toplantısında Trump Türkiye için bir yaptırım arayışında olmadığını belirtmiş, son açıklanan enflasyon verisi ile fiyat artışlarında bir yavaşlamanın ortaya çıktığı görülmüştür. Bu konjonktürde, en yüksek reel faiz veren Türkiye’nin faiz indirimine gitmesi piyasalar tarafından da makul karşılanmıştır.

Ancak faiz indirimi ile ne yazık ki sorunlarımız ortadan kalkmıyor. Ekonomi yönetimini bekleyen çok önemli sorunlar bulunmaktadır. Evet, enflasyon kanadında, haziran ayında bir gerileme söz konusudur. Geçen yılın kasım ayında %25’leri gören tüketici enflasyonu haziranda %15,72 düzeyine gerilemiştir. On aydan sonra ilk defa %15,72’yi gören enflasyon düşse de hâlen çok yüksektir ve ürün bazında incelendiğinde artma eğiliminde olduğu görülmektedir. 

Ekonomik aktivite o derece yavaşlamıştır ki mayısta cari denge fazla vermiştir. 12 aylık cari işlemler açığı 2 milyar 340 milyon dolara gerilemiştir. Rakamsal olarak baktığımızda oldukça iyi gibi görünen bu tablo aslında Türkiye ekonomisinin ne derece daraldığının da en net göstergesidir. Sanayi Üretim Endeksi de 9 aydır, önceki yılın aynı ayına göre düşüş göstermektedir.   

Ekonominin bu denli yavaşladığı bir ortamda bütçe dengesi de olumsuz etkilenmektedir. Yılın ilk altı ayındaki bütçe açığı 78 milyar lirayı geçmiştir. Geçen yıla kıyasla yılın ilk yarısındaki bütçe açığı %70 artış göstermiş durumdadır. İlk yarıda vergi gelirleri yalnızca %4,3 artış göstermiştir. Mayıs ayına kadar ciddi artış gösteren bütçe giderleri haziran ile birlikte yavaşlama trendine girmiştir. Haziran ayında bütçe giderleri, geçen yılın aynı ayına göre %12,5 azalmıştır. 2018 haziranında 25 milyar lira açık veren bütçe 2019 yılının geride bıraktığımız haziran ayında 12 milyar liraya gerilemiştir. Ancak, aynı performansı gelir tarafında gösteremediğimiz anlaşılmaktadır. Haziran ayında bütçe gelirlerimiz yalnızca %7,6 artış göstermiştir.

Yılın ikinci yarısından itibaren bütçe harcamalarındaki azalma ile birlikte kamunun büyümeye katkısının ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır. Harcamalarını azaltan kamunun bütçe dengesi için vergi geliri elde etmesi gerekmektedir. Ekonomi canlanmadan vergi tahsilatı mümkün değildir. Bu yönüyle öncelikle ekonominin canlanması gerekmektedir. 

Büyümenin yavaşlaması demek işsizliğin artması demektir. Son açıklanan nisan ayı rakamına göre işsizlik, geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 116 bin kişi daha fazladır. İşsizlik oranı 3,4 puanlık artış ile %13 düzeyindedir. Genç nüfustaki işsizlik oranı %23 düzeyindedir.

İstihdamda inşaata ayrı bir başlık açmak gerekmektedir. 2018 yılının nisan ayında 2 milyon 155 bin olan inşaat sektörünün istihdamı 2019 yılının aynı ayında 1 milyon 611 bine gerilemiştir. İnşaat sektöründe %25’i geçen bir istihdam kaybı söz konusudur. Aynı dönemde 5 milyon kişinin istihdam edildiği imalat sanayinin istihdam kaybı yalnızca 50 bindir ki bu %1’lik bir kayıp anlamına gelmektedir. Diğer sektörler ile kıyaslandığında inşaattaki kadar bir istihdam kaybının olmadığı net bir şekilde görülmektedir. 

Bugüne kadar, inşaat sektörünün canlanması için faiz düzeyinin düşmesi gerektiğini dile getirdim. Geride bıraktığımız temmuz ayındaki faiz indirimi sonrasında konut satışlarında ve inşaat sektöründe hemen bir hareketlilik beklemiyoruz. Ancak enflasyonda kalıcı olarak elde edilecek başarı ile paralel olarak faiz indirimi devam ederse yalnızca inşaatta değil aynı zamanda ekonominin genelinde bir hareketlilik yaşanabilecektir. İstihdam artışı, vergi tahsilatı gibi diğer ekonomik göstergelerin iyileşmesi için önce ekonominin canlanması gerekmektedir.

Türkiye’de beton sektörü yatırımcıları açısından devletten beklentiniz nedir? 

Kapsamlı, uzun vadeli, çok yönlü bir yol haritası ortaya konulmadığı sürece inşaat sektörü kendi yolunu bulmaya çalışacak, bu da inşaatın ve bağlantılı sektörlerin çok daha fazla kan kaybetmesine neden olacaktır.  Bu noktada, önceki yıllarda makine, yurt dışı müteahhitlik, demir-çelik, tekstil-konfeksiyon, turizm gibi pek çok sektör için hazırlanmış olan strateji belgesinin bir benzerinin inşaat sektörü için de kapsamlı ve geniş katılımlı olarak hazırlanmasını talep etmekteyiz. Ekonomi yönetimi tarafından ortaya konulan yeni istihdam yaratma kapasitesine ulaşmak için inşaat sektörünün, yeni ekonomik koşullar altında planlı bir şekilde hareket etmesi gerekmektedir. Sn. Çevre ve Şehircilik Bakanımızın liderliğinde özel ve kamu kesiminden bütün tarafların katılımı ile inşaat sektörü strateji belgesinin oluşturulması önemlidir.  Türkiye Hazır Beton Birliği, böyle bir strateji belgesinin hazırlanması ve uygulanması sürecine sonuna dek katkı ve destek sunacaktır.

Yine ekonomide yaşanan daralmaya  bağlı olarak inşaat sektörü ile ilgili var olan sıkıntıları aşma konusunda dernek olarak üye firmalarınıza ne gibi çözümler sunuyorsunuz? 

Üyelerimizin katkısıyla 2016 yılından bu yana inşaat sektörüne ve sektörümüze yönelik çok önemli veriler barındıran endeksler yayınlıyoruz. Endeks raporlarımız ile beton üreticilerimize yatırım projeksiyonu ve sektörel değerlendirme yaparken başvurabilecekleri bir kaynak sunuyoruz.

Üyelerimizin maliyetlerini düşürmek için çalışmalar yapıyoruz. Bu doğrultuda, “Hazır Beton Sektöründe Endüstri 4.0 Yolunda Sürdürülebilir Lojistik Dönüşüm Çalışması”nı başlattık. Üyelerimizin taşıma operasyonlarında yapılan bu çalışmalar ile güvenli, verimli, sürdürülebilir bir taşımacılık faaliyetinin gerçekleştirilmesini amaçlıyoruz. Üyelerimizin tesislerinde ve sektörümüzde faaliyet gösteren 50’den fazla hazır beton tesisinde verdiğimiz eğitimlerle özellikle mikser ve pompalarımızın 100 km’deki akaryakıt sarfiyatlarını %20-25 oranında azalttık. Yaptığımız tüm maliyet azaltıcı tasarruf tedbirlerimiz TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) tarafından incelenmiş ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yayımladığı Hazır Beton İmalatı Sektörü Kaynak Verimliliği Rehberi’nde yer almıştır. 

Her yıl bir eğitim programı hazırlıyorsunuz. Hangi alanlarda kurs veriyorsunuz? 

Kaliteli beton üretimi hedefine ulaşmak için eğitim kalitesinin yükselmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda, Birliğimiz bünyesinde yıllardır, sektöre, çalışanlarına ve beton kullanıcılarına yönelik sertifikalı eğitimler ve seminerler düzenlenerek sektörün kalifiye eleman ihtiyacı karşılanmaktadır. 1994 senesinden bu yana pompa ve transmikser operatörleri, santral operatörleri ve laboratuvar teknisyenleri birliğimizin sertifikalı eğitimlerinden geçmektedir. Bu eğitimlere bugüne kadar 16 binden fazla kişi katılmıştır. Bu eğitimlerimiz, kalifiye eleman ihtiyacını karşılamanın yanı sıra iş güvenliği ve işçi sağlığına uygun üretime katkı sağlamaktadır. 

Transmikser ve pompa operatörlerine yönelik düzenlenmekte olan “Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşlerde Beton Transmikser Operatörlüğü” ve “Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşlerde Beton Pompa Operatörlüğü” kurslarında güvenli sürüş eğitimi verilmektedir. Bir gün süren eğitimler teorik ve pratik kısımlardan oluşmakta ve her iki eğitim sonunda sınav yapılmaktadır. Eğitim pistinde verilen pratik eğitim kapsamında beton pompa ve beton transmikser operatörlerine nitelik kazandırılması, maddi ve manevi hasara yol açan kazaların en aza indirilmesi amaçlanmaktadır. 

Santral operatörlerine yönelik düzenlenmekte olan “Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşlerde Beton Santral İşleri” kursu kapsamında santral üreticisi firmalar tarafından sanal santral ve simülasyon eğitimleri verilmektedir. Bunların yanında “Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşler” kapsamında bulunan kurslarımızın dâhilinde deneyimli iş güvenliği uzmanlarınca iş güvenliği dersleri verilmektedir.

Özellikle laboratuvar personeline yönelik olarak düzenlenmekte olan “Depreme Dayanıklı Yapılarda Beton ve Betonarme Deneyleri” kursu kapsamında uygulamalı eğitimler katkı üreticisi firmaların laboratuvarlarında yapılmaktadır. 2 gün süren eğitimler sırasında teorik ve uygulamalı eğitim, firmaların deneyimli personelleri tarafından verilmektedir.

Birliğimiz, Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşler kapsamında Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu’na göre sınav ve belgelendirme yapmak amacıyla 2015 yılında Türkiye Hazır Beton Birliği Mesleki ve Yeterlilik Merkezini (THBB MYM) kurmuştur. Bu doğrultuda, 2016 yılından bu yana Betoncu ve Betonarme Demircisi mesleklerinde belgelendirme yapılmaktadır. 2019 yılında “Beton Pompa Operatörü Ulusal Yeterliliği” kapsamında akredite olan ve yetki belgesini alan THBB MYM, belgelendirme faaliyetlerine başlamıştır. THBB MYM’nin İNTES ile birlikte hazırladığı “Beton Santral Operatörü” Ulusal Yeterliliğinin Mesleki Yeterlilik Kurumu İnşaat Sektör Komitesince değerlendirilmesinin ardından Resmî Gazete’de yayımlanması beklenmektedir.

Birliğimizin kurulduğu günden bu yana Türkiye’de kaliteli ve standartlara uygun betonun üretilip kullanılması için yurdun dört bir yanında seminerler düzenliyoruz. 2017 yılında bütün Türkiye’yi kapsayacak şekilde “Beton Teknolojileri ve Doğru Beton Uygulamaları” konu başlıklı bir seminer dizisine başladık. Beton Bileşenleri, Taze Beton, Betonun Yerleştirilmesi ve Bakımı, Betonun Dayanımı ve Dürabilitesi, Özel Betonlar, Betonda Kalite Denetimi gibi konuların anlatıldığı, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde periyodik olarak gerçekleştirdiğimiz bu seminerlerde beton kullanıcılarına yani müteahhitlere, mimarlara, mühendislere ve betonla ilgili kamu idarelerinin yetkililerine, yapı denetim kuruluşu temsilcilerine ve beton üreticilerine betonun doğru uygulamalarını anlatıyoruz. Son iki yılda 20 seminer gerçekleştirdik ve bu seminerlerimizi düzenlemeye devam ediyoruz.

Yapı malzemeleri laboratuvarınızın faaliyet kapsamı nedir? 

2007 yılında Birliğimiz tarafından kurulan laboratuvarımız bugün Yıldız Teknik Üniversitesi TeknoPark’ta birçok akademisyen ve tecrübeli kadrosuyla sektöre katkı sağlayacak AR-GE çalışmaları ve projeler geliştirmektedir. Bu projelerle daha az maliyetle kaliteli üretim yapmanın yolları aranmakta, çevre dostu-sürdürülebilir beton üretimi için yöntemler geliştirilmektedir. THBB Yapı Malzemeleri Laboratuvarımızda beton, agrega, çimento, kimyasal ve mineral katkı, beton karma suyu gibi malzemelerin deneyleri yapılmakta ve inşaat sektörüne kalibrasyon hizmeti verilmektedir. İnşaat ve yıkıntı atıklarının geri dönüştürülmesi projesi, Türkiye’de ilk olarak Birliğimiz tarafından araştırılmıştır. Türkiye’nin prestijli projelerinin dayanıklılık deneylerinin Laboratuvarımızda yapılması Birliğimizin birçok sektöre örnek olacak büyük bir başarısıdır.

Son olarak, Yapı Malzemeleri Laboratuvarımızın Yıldız Teknik Üniversitesi ortaklığı ile sunduğu “Türkiye Hazır Beton Birliği Beton Araştırma Geliştirme ve Teknoloji Danışma Merkezi” adlı projemiz de İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından başarılı bulundu ve 2018 yılında bu projemizi başlattık. Proje kapsamında Türkiye Hazır Beton Birliği bünyesinde sektörün ve bütün paydaşların ortak kullanımına açık, ileri beton araştırmaları yapabilen AR-GE ve teknoloji danışmanlık hizmeti verecek bu merkezi kurmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.  

Betonun sürdürebilirliği konusundaki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Bildiğiniz üzere kaliteli beton üretiminin yanı sıra hazır beton sektörünün gelişimi için eğitim, sürdürülebilirlik, çevre, iş sağlığı ve güvenliği konularında çalışmalarımızı sürdürüyor ve bu konulara her zaman büyük önem veriyoruz. THBB olarak iş sağlığı ve güvenliği konusunda önemli bir gelişmeye daha öncülük ediyoruz. Hazır beton sektörüne özgü çevre ile iş sağlığı ve güvenliği belgelendirmeleri için çalışma başlattık. KGS’ye başvurup denetimleri başarıyla geçen hazır beton firmaları “KGS Çevre Belgesi” ile “KGS İş Sağlığı ve Güvenliği Belgesi” almaya başladı. Belge almak için başvuru yapan hazır beton tesisleri, bağımsız ve etkin bir denetimden geçerek çevre ve iş güvenliği konularında üstünlüklerini ve kalitelerini tescil ettirmektedir. Denetimler, mevzuata uyumun yanı sıra hazır beton sektörüne özgü iyi uygulamaları teşvik edecek unsurları da içerdiğinden tesisler, denetimler sonrası iyileştirme yapılabileceği konularda bilgi sahibi olmaktadır. 2018 yılında KGS’ye başvuruda bulunan firmaların tesislerinde denetimlerde bulunduk ve ilk belgelendirmeleri yaptık.

Beton, dünyada kullanılan en yaygın yapı malzemesidir. Dolayısıyla betonun sürdürülebilir olması geleceğimiz için önemlidir. Biz de dünya ile eş zamanlı olarak Türkiye’de sürdürülebilirlik konusuna odaklandık. Birliğimiz 2016 yılının sonunda kurulan Beton Sürdürebilirlik Konseyinin (CSC), 2017 yılında “Bölgesel Sistem Operatörü” olmaya hak kazandı.  Aynı zamanda THBB Kalite Güvence Sistemi (KGS) de “Belgelendirme Kuruluşu” oldu. Konsey, beton sektörü, çimento ve agrega gibi beton bileşenleri için bütün dünyada kabul gören bir ürün “Belgelendirme Sistemi” getirmektedir. Beton Sürdürülebilirlik Konseyi (CSC); beton, agrega ve çimento üreticilerinin sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarının, güvenilir, bağımsız, verilere dayanan bir belgelendirme sistemi ile ödüllendirilmesi imkânı sunmaktadır. THBB olarak, Kaynakların Sorumlu Kullanımı Belgelendirme Sistemi’nin adaptasyon sürecini 2018 yılında tamamladık. Çalışmaların tamamlanmasıyla THBB, “Kaynakların Sorumlu Kullanımı Sistemi tarafından belgelendirilmek üzere başvuran firmalara yönelik bilgilendirme toplantıları düzenlemeye, KGS de bağımsız olarak denetimlerde bulunmaya başladı. Bu Sistem kapsamında ilk hazır beton tesisi ile çimento fabrikasını 2018 yılının sonunda belgelendirdik ve Türk hazır beton sektörü olarak sürdürülebilirlik konusunda dünyadaki ilklerden birini başardık. Ülkemizde şu an CSC belgeli 2 çimento fabrikası ve 3 hazır beton tesisi yer almaktadır.

Avrupa Hazır Beton Birliği Başkanlığı’na ikinci kez seçildiniz. Hedeflerinizden bahseder misiniz?

1967 yılında kurulan ERMCO (Avrupa Hazır Beton Birliği) Avrupa’daki yirmi ülkenin hazır beton üreticilerinin üst çatısı olan ve aynı zamanda ABD, Hindistan, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Amerika’nın ortak üye, Kırgızistan ve Rusya’nın ise yazışmalı üye olduğu hazır beton alanındaki en büyük uluslararası kuruluştur. ERMCO, kalite, çevre, eğitim, sürdürülebilirlik, standartlar, dijitalleşme gibi hazır beton alanındaki yeni kavramları kapsayan pek çok projeyi yönetiyor. Bu sayede çevre dostu fikirler üretirken aynı zamanda ekonomiye katkı sağlayacak çözümler de geliştiriyor.

THBB olarak, Türkiye’de güvenli ve dayanıklı yapıların inşası için gerekli olan kaliteli, doğru, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir beton üretiminin ve kullanımının yaygınlaşması için üyelerimiz ile uzun yıllardır özveriyle çalışıyoruz. İstikrarlı ve profesyonel bakış açımızı koruyarak ulusal ve uluslararası platformlarda pek çok başarılar elde ettik. Çalışmalarımızın uluslararası yansımaları sonucunda 2016 yılından bu yana ERMCO başkanlığını yürütüyoruz. Böylece üreticilerimizin taleplerini Avrupa’da gündeme getirirken sektörümüzü etkileyen gelişmelere de küresel ölçekte yön veriyoruz. 

14 Haziran 2019 tarihinde gerçekleşen ERMCO’nun 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda, dünyada hazır beton alanındaki en büyük uluslararası kuruluş olan ERMCO’nun Başkanlığına 50 delegenin oyu ve Almanya, İtalya ve Türkiye’den temsilcilerin oluşturduğu Başkanlık Divanı’nın kararıyla yeniden seçildim. Önümüzdeki dönemde daha önce de yaptığımız gibi hem Avrupa’da hem de Türkiye’de beton sektörünün gelişimi açısından yeni hedefler oluşturacağız ve sektörümüzü ileri taşımak için çalışmalar yürüteceğiz.

ERMCO’nun en büyük üyelerinden biri olarak, gerçekleştirilen teknik ve stratejik toplantılarda, THBB’nin teknik gücü ve altyapısıyla, Avrupa hazır beton sektöründe faaliyet gösteren ve araştırma yürüten kuruluşlarla çalışmalarımıza devam edeceğimizi ifade ettik. Türkiye, bilimsel ve teknik altyapısıyla ve deneyimiyle Avrupa’da yürütülen projelerin vazgeçilmez bir parçası olmaya devam edecek. Hedefimiz bugüne kadar başarıyla gerçekleştirdiğimiz temsiliyet ve Başkanlık görevini daha fazla sorumluluklar alarak daha ileriye taşımaktır.

Sektörde yaşanan en önemli sorunlar nedir? Birlik olarak ne gibi çözüm önerileriniz var?

Birliğimizin en önemli gündemlerinden olan sektörün sorunları; Yönetim Kurulu toplantılarında, istişare toplantılarında, çeşitli illerde düzenlediğimiz seminerlerde beton üreticileri ile görüşülmektedir. Görüşmeler sonucunda ortaya çıkan sorunların başlıkları ise sektör kârlılığı, maliyet artışına yol açan yönetmelikler, beton yollar ve beton bariyerlerin sınırlı uygulaması, finansman maliyeti, satın alma yetkililerinin KGS belge zorunluluğu aramaması, Elektronik Beton Takip Sistemi’nin (EBİS) uygulanmasında yaşanan aksaklıklar, haksız rekabet koşulları, ham madde kaynaklarının yetersizliği, sektörde kimi üreticilerin başvurduğu adil rekabeti bozan uygulamalar, nitelikli eleman eksikliği ve kayıt dışı çalışanlar, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü laboratuvarlarının gözden geçirilmemesi, irsaliyede istenen bilgilerin bölgesel olarak değişmesi, Piyasa Gözetim ve Denetimleri’ndeki (PGD) eksiklikler, hâlihazırda faaliyetini sürdüren yetkili laboratuvarlarda kalifiye personelin bulunmamasıdır. Bu sorunlar ise devlet teşvikiyle, hazır beton üreticilerinin üzerine düşen görevleri yerine getirmesiyle son bulacaktır.

Yukarıda ifade ettiğimiz sorunlar dışında sektörümüzün en önemli gündem maddesini beton kamyonlarının trafiğe çıkış saatleri ve operatörlerin eğitimi oluşturmaktadır. Belediyeler hazır beton tesisleri için şehir içinde yer gösterememektedir. Hazır beton taşıyan araçlar için özellikle büyük şehirlerde uygulanan trafiğe çıkış yasağı teknik nedenlerden ötürü depreme dayanıklı yapıların inşasına engel teşkil etmektedir. Uzun ömürlü ve depreme dayanıklı yapı üretimi için, betonun inşaatlarda zamanında ve tekniğine uygun şekilde işlenmesi gerekmektedir. Şöyle ki: kolon, kiriş vb. taşıyıcı yapı elemanlarının beton dökümlerinin bir seferde yapılması gerektiği için trafiğe çıkış saatlerinin Avrupa ülkelerinde olduğu gibi düzenlenmesi gerekmektedir. Hazır beton konut sektöründe kullanılması zorunlu olan bir üründür ve kısa sürede (2 saat içinde) yerine yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle hazır beton herhangi bir sanayi gibi şehir dışındaki alanlarda değil, özellikle şehir içinde ruhsatlandırılmalıdır. Ayrıca, iş güvenliği konusu birliğimiz için büyük önem taşımaktadır. Beton mikseri operatörleri, Birliğimizin düzenlediği operatörlük eğitimine tabi tutulmaktadır. Bu eğitim kapsamında beton mikseri operatörleri öncelikle ileri ve güvenli sürüş teknikleri dersi almaktadır. Eğitimlerde, beton uygulamaları hakkında genel bilgilerin yanı sıra, araç bakımı ve kullanımı, lastik bakımı, öfke kontrolü, trafik, ilkyardım vb. değişik konularda dersler verilmektedir. Güvenli sürüş eğitimleri kapsamında, virajlarda ağırlık transferi, özel mikser ile devrilme simülasyonu, devrilmeyi önlemek için kullanılan teknikler ve sert direksiyon hareketleri yerine, yumuşak direksiyon hareketlerinin önemi uygulamalı olarak anlatılmaktadır. Eğitim sonrasında başarılı olan operatörler belge almaya hak kazanmaktadır. Ek olarak araçlarda bulunan takometreler operatörleri hız sınırı konusunda uyaracak şekilde tasarlanmaktadır. Son olarak, şehir içi yollarda transmikserlerin ve mobil beton pompalarının sebep oldukları trafik kazalarının azaltılması amacıyla “Transmikserle Trafikte Güvenli Sürüş” eğitim filmi ile “Mobil Beton Pompası ile Güvenli Sürüş” eğitim filmi hazırlayarak sektörümüzle paylaştık. Birliğimiz, sektörün ve kamuoyunun yaşadığı sorunların yetkililerle paylaşılmasında öncülük etmeye hazırdır.

Sektörümüz, 2018 yılı aralık ayında yürürlüğe giren, kısaca “Çipli Beton” adı verilen Elektronik Beton İzleme Sistemi’nin (EBİS) uygulanmasından kaynaklanan sorunlar yaşamaktadır. Tespitlerimizi ve üyelerimizin karşılaştığı sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili farklı raporlar hazırlayarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğüne sunduk. Önerilerimizin büyük çoğunluğu Bakanlık yetkililerince uygun görüldü ve çalışmalar başlatıldı. Konuyla ilgili tüm gelişmeleri yakından takip ederek çalışmalarımıza devam ediyoruz.