Korona Günlerinde Tedarik Zincirindeki Kırılmalar ve Türkiye Değerlendirmesi

Korona Günlerinde Tedarik Zincirindeki Kırılmalar ve Türkiye Değerlendirmesi

Rahmi AYDEMİR
İş Geliştirme Yöneticisi 

2008 yılında Amerika’dan başlayarak tüm dünyaya yayılan kriz, üretim ve istihdamda yıkıcı etkilere yol açmıştı. Krizin üzerinden 10 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen imalat sanayi bu etkileri tam anlamıyla atlatabilmiş değil. Artan dış borç yükü, işsizlik, düşük ücretli ve niteliksiz istihdam yapısına paralel olarak sanayi ve tarımsal üretimde düşüş devam etmektedir.  Tüm bunlar süre gelirken Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Korona Virüsü birbirine bağlı ülke ekonomilerine de derin bir darbe vurmaya başladı.

Küresel ölçekte üretilen sanayi ürünlerinin ortalama yüzde 20’si Çin’den geliyor. Salgın nedeniyle Çin ve yakın bölgelerinde satın alma ofisleri bulunan ülkeler son yaşanan salgın ve ekonomik durumlardan dolayı yeni yerler, yeni ve güvenilir kaynaklar aramaya başlamış durumda! Kısa süren uçak seyahat ihtiyacı ve yetişmiş teknik ve dil anlamında kolay iletişime geçilebilen kalitenin odak noktası olan bölgeler düşünüldüğünde;  alınabilecek kararlarda şuan Türkiye gözle görülür bir avantaja sahiptir ve bu konuda birçok firmaya / bölgeye alternatif olmuştur.

Türkiye’de yer alan imalat sektörü, otomotiv yan sanayi ve genel beklentiler nedeni ile kalite ve hız konularında oldukça ilerlemiş durumdadır ki bu avantaj hızlı hareket ve uyum kabiliyetleri ile birleşince ana tedarikçi konumuna bile geçiş sağlayabilecek bir yapıyı sunmaktadır. Ülkede yapılan veya yapılmış olan yatırımlar neticesinde Avrupa merkezli firmaların özellikle global ihtiyaçlarına hızla cevap verebilecek bir imalat sektörü ortaya çıktı. Teknoloji anlamında da görülen ilerleme firmaların tüm destekleri alabileceği bir kaynak olarak ülkenin tanımlanmasını sağlayabilir.

Çin’de fabrikaları olan firmalar hassas ürünleri Türkiye’den tedarik ederek Çin tedariklerindeki ürün kalitesini yükseltmeye ve iletişim problemlerini aşmaya çalışmaktadır. Direk Türkiye ile çalışmak ve ülkede yer alan etkin yetişmiş iş gücü ile tecrübeli çözüm odaklı çalışanların yarattığı pozitif etkiyi ellerine almak yapabilecekleri kısa ve uzun vade de en karlı iş yapış yöntemlerinden biri olacaktır.

Türk imalat ve ilgili sektörleri Çin’in kaybettiği pazarı elde edebilecek stratejik bir noktada ve tecrübededir. Çin’in yerine geçmekten ziyade buradaki asıl amaç pazardan pay elde etmek ve bu payı büyütebilmek için gereken çalışmalara devam ederek güçlenmek ve know-how bilgisini arttırarak yeni ürün ve teknolojilere adapte olan bir tedarik kaynağı olmaktır.

Ulaşılan noktada önemli ve süre endeksli projelerde tercih edilme, ilerleyen teknoloji ve portföy sayesinde de tedarik zincirindeki ana halkalardan biri haline gelmektir. Türkiye özellikle bu sayede Avrupa için Çin’e alternatif olacak ve bu nedenle de tercih edilebilir bir noktaya erişecektir. Avrupa merkezli firmalar ise yakın konumundaki Türkiye’de üretimleri daha rahat kontrol edip global organizasyonlarında / fabrikalarında da kullanabileceği ve bu sayede maliyet ve kalite olarak istenen optimum çözümleri elde edebileceklerdir.