SÜRDÜRÜLEBİLİR BETON ÜRETİMİNİN YAYGINLAŞMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ

SÜRDÜRÜLEBİLİR BETON ÜRETİMİNİN YAYGINLAŞMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Türkiye Hazır Beton Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
Yavuz Işık

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) çatı bir kuruluş olarak sektörün öncülüğü ve temsilciliğini yapıyor. Birliğin genel olarak kuruluşundan, bugüne kadarki faaliyetlerinden ve çalışmalarından bahsedebilir misiniz? Birlik olarak eğitim konusunda da aktif çalışmalar yürütüyorsunuz. Bu alandaki projelerinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Türk hazır beton sektörü, diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça yenidir. Türkiye’de hazır beton üretiminin yaygınlaşması seksenli yılların ikinci yarısında olmuştur. 1988 yılında kurulan Birliğimiz, 32 yıldır ülkemizde güvenli ve dayanıklı yapıların inşası için gerekli olan kaliteli, doğru, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir beton üretiminin ve kullanımının yaygınlaşması için uğraş veren sektörel bir kuruluştur. Birliğimize üye olacak şirketlerin bütün hazır beton tesislerinde standartlara uygun üretim yapması, Türkiye Hazır Beton Birliği KGS İktisadi İşletmesinin (KGS) sürekli habersiz denetimlerin tabi olarak KGS Uygunluk Belgesi alması; uygun laboratuvar bulundurması; teknik, çevre, iş sağlığı ve güvenliği, yasal ve etik kriterleri eksiksiz yerine getirmesi zorunludur. Ülkemizde üretilen 67 milyon metreküp betonun yüzde 65’i KGS tarafından denetlenmektedir. Bu oran oldukça yüksektir ancak bizim için yeterli değildir. Amacımız; güvenli yapıları artırmak için bu oranı yüzde yüze çıkarmaktır.

Beton konusunda araştırmalar, üniversitelerin yanı sıra Birliğimizin akredite yapı malzemeleri laboratuvarında da gerçekleştirilmektedir. 2007 yılında birliğimiz tarafından kurulan laboratuvarımız bugün Yıldız Teknik Üniversitesi TeknoPark’ta birçok akademisyen ve tecrübeli kadrosuyla sektöre katkı sağlayacak AR-GE çalışmaları ve projeler geliştirmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda yaptığımız çalışmalarla Laboratuvarımızda, Türkiye Hazır Beton Birliği Beton Araştırma Geliştirme ve Teknoloji Danışma Merkezini kurduk. THBB Beton AR-GE ve Danışma Merkezimiz ile ülkemiz, beton AR-GE’sinde önemli bir konuma yükselmiştir. Merkezimiz, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda çalışan İSTKA’nın Yenilikçi ve Yaratıcı İstanbul Mali Destek Programı desteğiyle, Yıldız Teknik Üniversitesinin ortaklığıyla hayata geçti. İSTAÇ, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi de projeye iştirakçi olarak katkı sundu.

Beton, dünyada kullanılan en yaygın yapı malzemesidir. Dolayısıyla betonun sürdürülebilir olması geleceğimiz için önemlidir. Biz de dünya ile eş zamanlı olarak Türkiye’de sürdürülebilirlik konusuna odaklandık. Birliğimiz 2016 yılının sonunda kurulan İsviçre merkezli Beton Sürdürebilirlik Konseyinin (CSC), 2017 yılında “Bölgesel Sistem Operatörü” olmaya hak kazanmıştır. Aynı zamanda THBB Kalite Güvence Sistemi (KGS) de “Belgelendirme Kuruluşu” olmuştur.

Kaliteli beton üretimi hedefine ulaşmak için eğitim kalitesinin yükselmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda Birliğimiz bünyesinde yıllardır, sektöre, çalışanlarına ve beton kullanıcılarına yönelik sertifikalı eğitimler ve seminerler düzenleyerek sektörün kalifiye eleman ihtiyacını karşılamaktayız. 1994 yılından bu yana pompa ve transmikser operatörleri, santral operatörleri ve laboratuvar teknisyenleri birliğimizin sertifikalı eğitimlerinden geçmektedir. Bu eğitimlere bugüne kadar 18 binden fazla kişi katılmıştır. Bu eğitimlerimiz, iş sağlığı ve güvenliğine uygun üretime de katkı sağlamaktadır.

Sektör çalışanlarına ve beton kullanıcılarına yönelik eğitimler ve seminerler düzenleyen Birliğimiz 2015 yılında Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu’na göre sınav ve belgelendirme yapmak amacıyla Türkiye Hazır Beton Birliği Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme Merkezini (THBB MYM) kurmuştur. THBB MYM, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından Betoncu Ulusal Yeterlilikleri kapsamında 2016 yılında akredite edilmiştir.

Birlik olarak son dönemde öne çıkan çalışma ve projeleriniz nelerdir?

Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) olarak özel ve kapsamlı Deprem Performans Raporu hazırlıyoruz.
Türkiye yıkıcı depremlerin yaşanabileceği bir konumda yer almaktadır. Bu sebeple inşa edilecek bütün yapıların depreme karşı dayanıklı tasarlanması ve üretilmesi gerekmektedir. Türkiye’de bulunan yapıların neredeyse tamamında mülk sahipleri binasının depreme karşı ne kadar hazır olduğunu bilmemektedir. Başta beton olmak üzere yapı malzemelerinin kalitesinin değerlendirilmesinde en başta gelen meslek örgütlerinden biri olan Türkiye Hazır Beton Birliği önemli bir görev üstlenmiş durumdadır. Binalarının depreme dayanıklılığıyla ilgili durumunu merak etmekte olan; mülk sahipleri, bina yöneticileri, mühendislik büroları, belediyeler ve mahalli idareler, kamu kurumları, için benzerlerinden ayırt edici özelliklere sahip ayrıntılı Deprem Raporu (Binaların Deprem Performansı Analiz Raporu) hazırlayabilmektedir.

İnşaat sektörü ve buna bağlı olarak beton sektörünün Türkiye’deki genel yapılanmasını ve konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemizde hazır beton sektörü diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça yenidir. Birliğimizin kurulduğu 1988 yılında ülkemizde yıllık 1,5 milyon metreküp beton üretilmekte iken son yıllarda üretim miktarı artmış ve 2017 yılında 115 milyon metreküp üretim ile zirveye ulaşılmıştır. Son yıllarda inşaat sektöründeki yavaşlamayla birlikte beton üretiminde daralma meydana gelmiş ve 2019 yılında 67 milyon metreküp beton üretilmiştir. Türkiye’de hazır beton üretiminin %65’i üyelerimiz tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu oran oldukça yüksek olmakla birlikte bunu yeterli görmüyoruz. Güvenli yapılaşmanın sağlanması için ülkemizde üretilen tüm betonları denetlemeyi hedefliyoruz.

Hazır beton sektörünü kuran ve geliştiren Birliğimiz, sektörümüzü bugün Avrupa’da ve dünyada örnek gösterilen bir sektör hâline getirmiştir. Avrupa Hazır Beton Birliğinden (ERMCO) aldığımız 2018 yılı verilerine göre bütün Avrupa Birliği üyesi ülkelerin toplam üretim miktarı 250,4 milyon metreküp iken, Türkiye tek başına 100 milyon metreküp beton üretmektedir. Bu üretim miktarı ile Türkiye, AB ülkeleri arasında birinci iken Almanya 52,8 milyon metreküp üretim ile ikinci, Fransa 39,7 milyon metreküp üretim ile üçüncüdür. Türkiye bu üretim miktarıyla beton üretiminde Avrupa birinciliğini ve dünyanın üçüncü en büyük hazır beton üreticisi konumunu 2009’dan bu yana korumaya devam etmiştir. Sadece miktar açısından değil kullanılan betonların dayanım sınıflarında da Türkiye öndedir. Kullanılan betonların dayanım sınıflarına bakıldığında; C25/30-C30/37 ile C35/45 ve üstü dayanım sınıflarında Türkiye AB ortalamasının üstündedir.

Betonun yol gibi farklı alanlarda da kullanımı konusunda öncü çalışmalarınız var. Beton Yollar projenizden genel olarak bahseder misiniz?

Beton, günümüzde en çok kullanılan yapı malzemesidir. Binlerce yıldır ayakta duran birçok yapı beton ile yapılmıştır. Beton dayanıklılığını ispat etmiş bir üründür. Betonun en önemli kullanım alanlarından biri de yol veya zemin kaplama malzemesidir. Bu tip kullanım içerisinde başta beton üst yapılı karayolları (beton yollar) olmak üzere havalimanlarında pist betonları ve endüstriyel zemin betonları yer almaktadır. Ülkemizde neredeyse bütün havalimanı pistleri betondan yapılmış ayrıca sanayicilerimiz, uzun ömür ve düşük bakım özelliği nedeniyle betonu fabrika zeminlerinde kullanmayı çok önceden keşfetmiştir. Ancak, dünyada geniş çapta kullanılmasına rağmen beton yollar ülkemizde hâlen yaygınlaşmamıştır.

Beton yollar, ülkemizde %100 yerli ve millî ürünler kullanılarak inşa edilebilmektedir. Böylece asfalt ve bitümden kaynaklanan dövize bağımlılığın ve cari açığın önüne geçilmesi sağlanacaktır. Ağır taşıt trafiğinin ve mevsimsel değişikliklerin çok olduğu ülkemizde, dayanıklılık ve uzun ömür özellikleri ile beton yollar çok önemli bir seçenek olarak ön plana çıkmaktadır. Örneğin, Amerika’da 125 yaşının üzerindeki bir caddenin kaplaması betondur, İkinci Dünya Savaşı’ndan öncesi ve devamında Almanlar tarafından yapılan beton yolların bir kısmı hâlen kullanılmaktadır.
Ayrıca, beton yollar fren mesafelerini azaltması ve ıslak havalardaki yol tutuş performansı ile yol güvenliğini artırmakta, yangına dayanımı ve emisyon açığa çıkarmaması ile insan sağlığına ve çevreye dost bir çözüm sunmaktadır. 

Türkiye, gerek kaynak gerekse mühendislik açısından beton yol yapımında son derece avantajlı ve yeterli bir ülkedir. Türkiye Hazır Beton Birliği üyesi olan her firma Avrupa kriterlerine uygun üretim yapmaktadır. Bu nedenle bizim üyelerimiz beton yollar projesi tamamen hayata geçtiğinde karayollarına beton sağlayabilecek kapasite ve bilgiye sahiptir.

Sadece otoyol ve devlet yolları gibi karayolu ağında değil şehir içi ve kırsal yollarda da beton yol kullanılmaktadır. Günümüzde, Silindirle Sıkıştırılmış Beton (SSB) yol yapımı bu tip yollarda güzel bir seçenektir ve son yıllarda ülkemizde de özellikle belediyeler ve il özel idareleri tarafından tercih edilmeye başlanmıştır. SSB yolların en önemli avantajı, geleneksel asfalt yol yapım ekipmanları (asfalt finişeri ve silindirleri) ile yapılabiliyor olmasıdır.

Son dönemdeki gelişmeler ve COVID-19 salgını sektörü nasıl etkiledi? Önümüzdeki dönem için öngörüleriniz nelerdir?

İnşaat sektörünün öncü göstergesi olan THBB Hazır Beton Endeksi haziran ayını inşaat sektörünün oldukça canlı geçirdiğini ortaya koymuştur. Haziran ayında Hazır Beton Faaliyet Endeksi tarihi zirveyi görmüş, dolayısıyla haziran ayı, inşaat sektöründe de faaliyetlerin uzun zamandan sonra en yoğun olduğu ay olmuştur. Beklenti Endeksi ve buna paralel olarak Güven Endeksi’nin de yükselmesi haziran ayının her anlamda inşaat sektörü açısından son derece olumlu geçtiğini ortaya koymuştur.

Kamu bankalarının 15 yıla kadar sıfır konutlarda aylık %0,64 ve ikinci el konutlarda aylık %0,74 faizli kredi imkânı sağlaması sayesinde haziran ayında konut kredilerine ciddi bir talep oldu. Hazine ve Maliye Bakanımız haziran ayının ilk 20 gününde 101 bin kişinin kamu bankaları üzerinden toplamda 25 milyar TL’lik konut kredisi kullandığının bilgisini paylaştı. Böylece bankacılık sektörünün konut kredi bakiyesinde tüm zamanların rekoru kırılarak 230,9 milyar liraya ulaşıldı. Talepteki bu patlama da arz tarafına olumlu yansıyarak yeni inşaat yapma iştahını artırdı ve inşaatlar hız kazandı. Önümüzdeki dönemde pandemiyle mücadelede Türkiye’nin elde ettiği başarıda bir geriye gidiş olmaması durumunda inşaat sektöründeki ivmenin devam etmesi beklenmelidir. İnşaat sektörü yılın ikinci yarısında özellikle istihdam ve büyüme ile ilgili önceki kayıplarını telafi ederek ekonomiye büyük katkı sağlayacaktır.

Haziran ayı PMI Endeksi (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) 53,9’a yükselerek eşik değer olan 50’nin üzerine çıkmış, COVID- 19 pandemisi öncesi düzeyine dönerek son 28 ayın en yüksek değerine ulaşmıştır. Tüketici Güven Endeksi de haziran ayında ciddi bir yükseliş göstermiştir. Tüketici güveni bir önceki aya göre %5,2 oranında artmış; mayıs ayında 59,5 olan endeks, haziran ayında 62,6 olmuştur. Bu şekilde pandemi öncesindeki değerin üzerine çıkmıştır. Tüketici güveni neden
artmış diye baktığımızda bütün alt bileşenlerde bir iyileşme görülmektedir. En sınırlı yükseliş maddi durum beklentisinde ortaya çıkmıştır. Tüketici, genel ekonomik durumda iyileşme beklemesine rağmen kendi maddi durumunda ciddi bir yükselme beklememektedir. Buna bağlı olarak gelecek 12 ayda konut satın alma ihtimali de düşük çıkmıştır. Tüketici güvenindeki söz konusu yükselişe rağmen değerin hâlen eşik değer olan 100’ün altında olması dikkat edilmesi gereken bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır. Reel sektör güveni de haziranda yükseliş göstermesine rağmen halen pandemi öncesi değerlerden uzak görünmektedir.

Ekonomideki canlılığın önemli bir göstergesi olan elektrik tüketimi düzeyinin de takip edilmesi gerekmektedir. Pandeminin başladığı mart ayında binde iki gibi sınırlı bir gerileme sergileyen elektrik tüketimi nisanda %15,4, mayısta %16,7 oranlarında azalmıştır. Haziranda bu daralma %2,6’ya gerilemiş görülmektedir. Bu yönüyle ekonomik faaliyetin göstergesi olan enerji tüketimi, haziranda iyileşmeye işaret etmekle birlikte mevcut seviyenin yetersiz olduğunu göstermektedir.

Son olarak kapasite kullanım oranı da haziranda bir önceki aya göre %5 artış göstererek 66 seviyesine çıkmıştır. 2019 yılının aynı ayında 77, pandemi öncesinde 75 seviyesinde olan kapasite kullanım oranının mevcut düzeyi, hem pandemi öncesi hem de geçen yıla göre yetersiz görülmektedir.

Fitch tarafından son açıklanan raporda Türkiye’nin %3 daralacağı belirtilmektedir. Dünya Bankası ise, Haziran 2020 Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye için tahmini yüzde 3,8 daralma yaşanacağı yönünde revize etmiştir. IMF’nin Türkiye için daralma tahmini %5’tir. OECD Türkiye’nin 2020 yılını yüzde 4,8 daralma ile tamamlayacağını, virüste ikinci dalga olması hâlinde ise ekonominin yüzde 8,1 küçüleceğini tahmin etmektedir. İkinci dalganın yaşanmaması durumunda Türkiye için öngörülen %3 ila %5 aralığındaki daralma beklentileri, çok büyük ihtimalle önümüzdeki dönemde revize edilecek ve daha düşük oranlara çekilecektir. İnşaattaki hareketliliğin devam etmesi durumunda hem istihdam hem de büyümede Türkiye’nin rakamları çok daha iyi noktalara gelebilecektir. Son açıklanan istihdam rakamlarında mart ayında inşaat sektörünün istihdamı 1 milyon 290 bin olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamın en iyi ihtimalle 1,6 milyona kadar yükselme potansiyeli bulunmaktadır. İşsizlik sorunu ile boğuşmak durumunda olan Türkiye için inşaat ve bağlantılı sektörler şu dönemde can simidi olabilecek niteliktedir.

Yurt içinde ve dışında farklı sektörel kurumlarla da iş paydaşlık ve iş birlikleri yürütüyorsunuz. Bu alandaki yapılanmanız ve çalışmalarınız nelerdir?

Birlik olarak hedeflerimizden biri, sektörümüzü yalnızca ulusal düzeyde değil uluslararası düzeyde de en iyi şekilde temsil etmek için çalışmaktır. Bu sebeple de sektörümüz için çok önemli bir organizasyon olan ERMCO - Avrupa Hazır Beton Birliğinin 1991 yılından bu yana tam üyesiyiz. Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO); Avrupa Çimento Birliği (CEMBUREAU), Beton İnisiyatifi (Concrete Initiative), Avrupa Beton Platformu (European Concrete Platform), Avrupa Beton Kaplamalar Birliği (EUPAVE), Uluslararası Yapısal Beton Federasyonu (FIB) başta olmak üzere diğer bütün ilgili kuruluşlarda gündem oluşturan, sektörümüzü yakından ilgilendiren gelişmeleri takip ederek çalışmalarını sürdüren uluslararası bir kuruluştur. 2014 yılından bu yana ERMCO Başkanlık Komitesi’nde yer alarak üyelerimizin sesinin Avrupa’da duyulması için faaliyetler yürüttük. 2016 yılında Türkiye’ye taşıdığım ERMCO Başkanlığı, ülkemize saygınlık katmanın dışında ülkemiz ve hazır beton sanayimiz için çok önemli gelişmelere de zemin hazırlamıştır. Böylelikle firmalarımız, dünyadaki yeni trendleri kolaylıkla yakından takip edebilmekte, düzenlediğimiz etkinlikler sayesinde dünyanın her yerinden beton üreticileriyle bir araya gelip fikir alışverişinde bulunabilmektedir. ERMCO Başkanı olarak Türkiye’deki beton üreticilerinin taleplerini ve gündemlerini Avrupa’daki yetkililere iletirken Avrupa Birliği ülkelerinde oluşturulan beton politikalarına katkıda bulunuyor ve yön veriyoruz. Küresel ölçekte sektörümüzü etkileyen konuları görüşüyoruz.

ERMCO’da Avrupa’daki gündemleri daha da yakın takip ederek son gelişmeleri ülkemize kazandırmak, sektörümüzün sorunlarını da Avrupa’daki kurumların gündemine getirip çözüm bulmak amacı ile çalışıyoruz. THBB olarak ERMCO Yönetim Kurulu ile komite toplantılarına iştirak etmeye ve ERMCO Teknik Müdürlüğü ile komitelerin sekretaryasını yürütmeye devam ediyoruz. ERMCO’nun üyesi olduğu Avrupa Beton Platformu (European Concrete Platform), Avrupa Beton Kaplamalar Birliği (EUPAVE), Avrupa Silika Ağı (NEPSI), Beton İnisiyatifi (Concrete Initiative) vd. platformların toplantılarına katılarak ERMCO’yu temsil ediyoruz.

Birliğimiz, 2016 yılında kurulan İsviçre merkezli Beton Sürdürebilirlik Konseyinin (CSC), 2017 yılından bu yana üyesidir ve “Bölgesel Sistem Operatörü” olarak sürdürülebilirlik alanında çalışmalarını sürdürmektedir. Aynı zamanda THBB Kalite Güvence Sistemi (KGS) de CSC’nin “Belgelendirme Kuruluşu” olarak belgelendirme çalışmalarına devam etmektedir. Bugüne kadar dünya genelinde üretim tesislerine 4 yılda toplam 600 lisans hakkı verilmiş ve 372 tesisin belgelendirmesi yapılmıştır. Türkiye’de ise 4 çimento fabrikası ve 6 beton tesisi, Kaynakların Sorumlu Kullanımı sistemine dâhil olarak bu değerli belgeyi alabilmiştir. Bu vesileyle bir kez daha hazır beton, çimento, agrega ve prefabrik sektörlerini bu sisteme dâhil olmaya davet ediyorum.