TÜRKİYE’DE DEPREM GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER

TÜRKİYE’DE DEPREM GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Ülke nüfusumuzun yüzde 95’i deprem riski altında yaşamaktadır. Geçmiş 50 yıllık deprem arşivleri ve istatistiki veriler incelendiğinde kısa aralıklarla meydana gelen büyük depremlerin aslında Türkiye için gayet olağan bir durum olduğu anlaşılmaktadır. Depremlerin neden olduğu can kayıpları incelendiğinde, düzensiz yapılaşmanın ve çok düşük yapı kalitesinin önemli etkenlerden birkaçı olduğu anlaşılmaktadır.

Yönetmeliklere uyularak projelendirilen bir yapının inşasında, proje sürecinde tanımlanan kalitede malzemelerin kullanılmaması veya yanlış uygulanması, yapıların deprem hareketi altında öngörülen davranışı gösterememesi ve ağır hasarlar alması sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle yapıların inşası sırasında kullanılacak malzemelerin yüksek kalitede olması çok önemli bir etkendir.

Yapıların deprem güvenliklerinin sağlanmasında iki farklı aşama söz konusudur. Bunların ilki depreme dayanıklı olarak tasarlanmış yeni yapıların inşa edilmesidir. Betonun, yapının taşıyıcı sistemini oluşturan en önemli malzemelerden biri olması, dayanımı ve durabilitesi yüksek betonların kullanılmasını zorunlu kılar. Betonun ana karakterini belirleyen en önemli etkenlerden biri ise beton içerisinde kullanılan kimyasal katkı malzemeleridir. Katkı malzemeleri, betonların çok daha yüksek performanslı ve durabiliteli olmasını sağlayarak yapı kalitesinin artırılmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Yüksek teknolojili katkı kimyasalları ile üretilen kaliteli beton sayesinde uzun ömürlü ve sağlam yapıların yapılması mümkün olacaktır.

Son dönemlerde meydana gelen depremlerde görülmektedir ki, ülkemizde yeni yapıların depreme dayanıklı tasarlanmasının ve inşasının gerekliliğinden önce ana sorun, mevcut yapı stokunun deprem güvenliliğinin sağlanması olarak karşımıza çıkmaktadır. Mevcut binaların deprem güvenliklerinin sağlanmasının yanında depremleri hafif ve orta hasarla atlatmış yapıların da onarılıp güçlendirilmesi yoluyla tekrar kullanıma kazandırılması ülke ekonomisi için vazgeçilemez bir gerçekliktir.