TÜV AUSTRIA SILA KALİTE KONTROL BİR “METAL DOKTORU”

TÜV AUSTRIA SILA KALİTE KONTROL BİR “METAL DOKTORU”

Onur Battal
Tüv Austria SILA Kalite Kontrol Satış ve Pazarlama Müdürü

Kısaca firmanızın kuruluş hikayesinden ve faaliyetlerinizden bahsedebilir misiniz?

Kurucu ortağımız Halit Battal, Türk Hava Kuvvetleri’nden emekli olmuş bir kıdemli baş çavuş, ast subay. Uzun yıllar boyunca uçak bakım alanında, F16 savaş uçaklarının gövdelerinde, motorlarında, iniş takımlarında, tahribatsız muayene alanında çalışmalar yapmış. Türkiye’de özel sektörde bu alanda henüz faaliyetler yokken, hava kuvvetlerinde çalışmaları başlatmış. Amerika’da birçok eğitimlere katıldı. F16’lar Türkiye’ye ilk geldiğinde hava üslerinde tahribatsız muayene laboratuvarının kurulmasında görev aldı. Emekli olduktan sonra da özel sektörde birkaç ayrı firmada görev aldı. Özellikle Bursa’nın önde gelen firmalarından birinde Teknik Müdürlük, Türkmenistan Ülke Müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. 2007 yılında da kendi firmamızı kurduk. Türkmenistan’daki çalışmalarımız sırasında firma kurma ihtiyacımız ve fikrimiz doğmuştu. 2009 yılında Bursa ofisimizi kurduk. Türkiye’de Bursa merkez olmak üzere İzmir ve Ankara’da ofislerimiz bulunuyor. İzmit ve Adana tarafında da iletişim ofislerimiz bulunmakta. Türkmenistan’da bir şubemiz var. Azerbaycan’da, Gürcistan’da, Rusya’da şubelerimiz var, ofislerimiz ve projelerimiz mevcut. Genişleme, büyüme politikası çerçevesinde Özbekistan’da yakın zamanda bir ofisimiz açılacak.

Bir kalite kontrol firması olarak çok kapsamlı hizmetler sunuyorsunuz. Kaç kişilik bir ekibiniz var?

Biz daha çok endüstri tarafındaki kalite kontrol ve belgelendirme işlerine bakıyoruz. Bir ürünün uygunluğunun kontrolünü yapıyoruz. Bu ürünler daha çok metalik ve kaynaklı birleştirmeye sahip ürünler. Çimento sektöründen örnek verecek olursak; çimento ekipmanları değirmenlerinde, fırınlarda, öğütücülerde, silolarda, siklonlarda, fabrikadaki çelik konstrüksiyon yapılarda çeşitli kaynaklı birleştirmeler mevcut. Bazen döküm parçaları talaşlı imalat ile işleyip de kullanabiliyorsunuz. Bu metal parçaların hem kendisinden hem de kaynaklı birleştirmelerinin kalite kontrollerinden bizler sorumluyuz. Bu bir müşteri isteği de olabilir. Bir devlet şartnamesi gereği de olabilir. Buralarda hangi standartlara göre hangi kontroller yapılacak, bu kontrolleri yapmaya ehliyeti olan firmalar kimlerdir? Bir muayene kuruluşu olabilmenin şartı da Türkiye Akreditasyon Kurumu’ndan 17020 akreditasyon belgesini almaktır. Bizler sektördeki üç farklı akreditasyonu bünyesinde barındıran ilk ve tek firmayız. Tahribatsız muayene kısmı, ürünlerin üretim aşamasındaki kontrolü, kullanım ve kullanım sonrası kontrolleri, montaj kontrolleri, üretim kontrolleri gibi kontroller de söz konusu. Bir yandan 17024 akreditasyonuna sahibiz. Bu belgelendirme akreditasyonu, aynı zamanda personel belgelendirme tarafındayız. Burada iki farklı personel belgelendirmesi yapılıyor. Birincisi kaynakçıların belgelendirilmesi; sektörde çalışacak hem metal hem plastik kaynakçıların belgelendirmesi hem de tahribatsız muayene personelinin belgelendirilmesi. Çünkü tahribatsız muayene yapacak kişinin de geçerli yeterliliğe sahip olması gerekli. Uluslararası geçerliliğe sahip belgelendirme çalışmaları yine Türkiye’de özel sektör olarak ilk bizim tarafımızdan gerçekleştirildi. Bir de 17025 akreditasyonumuz var. Bu da laboratuvar akreditasyonu. Bursa merkezimizde 1, Rusya’da da 2 tane olmak üzere toplam 3 tane mekanik test laboratuvarımız var. Bu mekanik test laboratuvarlarında yine döküm, dövme parçalar, kaynak birleştirilmiş metal parçaların tahribatlı testleri yapılır.

Bu kontrollerin bağımsız bir laboratuvarda yapılması gerekmiyor mu?

17025 akreditasyonu, bağımsız ve tarafsız bir laboratuvar olduğunuz anlamına geliyor. Laboratuvarlar firmaların bünyesinde de olabiliyor. Örneğin bir boru üreticisisiniz. Boru üreticilerinin her açtıkları sac rulosundan yaptıkları üretimde çeşitli testleri yapmaları lazım. Bunu kendi bünyelerinde yapıyorlar ama müşterileri bizim gibi bağımsız kuruluşlardan da destek isteyebiliyorlar. Akreditasyon zaten bunu sağlıyor. Bağımsızlığı getiriyor. 17020, 17024, 17025 akreditasyonlarına sahip sektördeki ilk ve tek kuruluşuz. Yarı özel yarı devlet kuruluşları ya da üniversitelerde bu tarz akreditasyonlar var ama özel sektör dendiği zaman biz varız. Mevcut akreditasyonlarımız TÜRKAK’a göre, Avrupa akreditasyonları Avrupa Birliği’nde geçerli ve yine Amerikan standartlarına göre çalışıyoruz. Orada da yine akreditasyonumuz geçerli. Aynı zamanda Rusya Federasyonu ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde de çalıştığımız için firmamızın gerekli GOST akreditasyonları da var. Türkiye’de GOST akreditasyonu olan başka bir firma daha yok sektörümüzde.

Çimento dışında hangi sektörlere hizmetler sunuyorsunuz?

Bizim esas ilgilendiğimiz kısım metal. Yani bize “metal doktoru” diyebilirsiniz. Örneğin bir hastaneye gittiniz kolunuz ağrıyor. Doktor hemen kesip içine bakmıyor, kırık var mı yok mu diye. Bir röntgenini çekelim diyor, röntgen filmine göre başka tetkikler isteyebilir ya da teşhis edebilir. Biz de yine aynı şekilde metalin röntgenini, kaynağın röntgenini çekiyoruz yerinde. Zaman zaman parçalar bize de geliyor ama genelde biz sahada, yerinde iş yapıyoruz. Müşterinin isteğine göre ham maddenin alınıp atölyede yarım mamul haline getirilmesi, sahaya sevk edilip montaj aşamasına geçmesi ve sonrasında final kontrolüne gelmesine kadar tüm aşamalarda çeşitli test
planları yani kalite kontrol planları uygulanır. Bu planlama içerisinde bizim yaptığımız iş büyük bir kısmını kaplıyor. Her ne kadar endüstriyel sektörde de bu uygulamalar ağırlıklı olsa da bize farklı
sektörlerden de işler gelebiliyor.

Hangi firmalara hizmetler sunuyorsunuz?

Birçok büyük uluslararası yabancı ve Türk firmayla çalışıyoruz. Rönesans, Çalık Holding, Tekfen, Gama, Enka gibi yurt dışında, dünya çapında iş yapan birçok büyük firma var. Hyundai, Kawasaki, Mitsubishi, Petronas, Petrofac, Gazprom, Lukoil gibi uluslararası firmalar da portföyümüz arasında. Bu referansları kendi çalışmalarımızla elde ettik. Temmuz 2019’da da birleşmemiz oldu.

Avusturya böyle bir yatırım yapma kararını alırken bizim bu ulaştığımız, temas ettiğimiz müşterileri de gördüğü için biraz da bu birleşmeyi istedi diyebiliriz. Yatırım yaparak hizmet kapsamlarını geliştiriyorlar. Uzak Doğu’da, Afrika’da, Orta Asya’da satın almalar yapıyorlar. Avusturya’dan gelen satın alma talebi yüzde 51 idi. Tüv Austria ile Sıla Kalite ismi sonsuzluğa doğru bir yolculuğa çıktı.

Burada başarıyı yakalamış bir ekip var. Onlar da buna baktılar. Bu başarıyı yakalayan ekibe, bu firmaya ortak oldukları için işi bilen sizsiniz siz de bu işi yapmaya devam edin diyorlar. Belli noktalarda yönetim kurulları kararları vb. ortak alınan kararlar var ama biz yine kendi işimizin başındayız eskisinde olduğu gibi. Yine devam ediyoruz.

Bir kalite kontrol firması olarak işinizi yaparken yaşadığınız zorluklar nelerdir? Hangi konular sizi zorluyor, hem firmalar hem de ülke çapında?

Belgelendirme, çok fazla yeni firmanın açıldığı bir sektör. Haliyle çeşitli akreditasyonlar adı altında çeşitli belgeler dağıtılıyor. Uzak Doğu tarafından bir akreditasyon firması ile anlaşıp belge dağıtabilen firmalar da var ama sektör duvara asılı belgenin kimin tarafından verildiğini, nasıl verildiğini, o belgenin hak edilerek mi alındığını biliyor açıkçası. Diğer yandan TÜRKAK akreditasyonu almak gerçekten önemli bir konu. Çünkü biz ülkemizde akreditasyon işini düzgün yürütüyoruz. Hak eden firmalar bu akreditasyonu alabiliyor. Her yıl ara denetimlerimiz oluyor. Bu yıl iki hafta boyunca TÜRKAK’tan denetim geçirdik. Bir şekilde akreditasyona uygun çalışıp çalışmadığımız denetleniyor burada. Kurmuş olduğumuz sistemlerinin yürütülmesi haricinde bir de hakkıyla yapıyor muyuz bu işleri, bunları da görüyorlar. TÜRKAK tarafından akredite edilmiş kurumların vermiş olduğu belgelerin güvenirliliği konusunda sektörün şüphe etmemesi lazım. Ancak firmaların Uzak Doğu’dan, Orta Asya’dan belgeyi veren kuruluşlar için sorgulama yapmaları lazım. Tahribatsız muayene personelini belgelendirmeyle ilgili çalışmalarımızda tabi ki çeşitli zorluklar yaşıyoruz. Öncelikle işimizi anlatmak zor geliyor. İnsanlar da anlayamıyor zaman zaman. Örneğin fizik bölümünü bitiren kişiler bizim sektörde rahatlıkla iş bulabilirler ama çoğunun böyle bir sektörün, bir iş kolunun varlığından bile haberi yok. Yeni nesil gençler biraz fazla basit yaşıyorlar. Yetişmiş personel bulmakta zorluk çekiyoruz. Diğer yandan her ne kadar bazı firmalar kalitenin önemini anlasalar ve buna göre çalışsalar da kalite bizim ülkemizde hala daha gereklilik değil, zorunluluk olarak görülüyor. Şartname bunu istediği için yapmak zorundayız diyorlar. Bunun için de en sonunda bu alana ayıracakları bütçeyi minimize etmeye çalışıyorlar. Gereklilik olarak algılanmış olsalar sunulacak, üretilecek ürün, yapılacak işin kalitesini etkileyecek olduğu için bakış açıları da değişecek. Tabi ki bunun farkında olan ve değerini bilen firmalarımız var. Ancak biraz daha kalite kontrol mantığının oturmadığı bir durumdayız. Eskiye oranla daha iyiyiz. Bir de tabi ekonomik koşullar sunmuş olduğumuz hizmet alanlarından tasarruf etmeye de itebiliyor firmaları. Bizim vermiş olduğumuz hizmeti, daha düşük fiyata, akreditesiz bir şekilde veren firmalar da var.

2019 yılı genel olarak nasıl geçti sizin için? Genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

2019 yılında hedeflerimiz tutmadı. Tutması da mümkün değildi zaten. İmalat sanayi kapasite kullanımı çok düşük boyutlardaydı. Üretici sanayi endeksi eksilerde gezindiği için bizim için de zor bir yıl oldu ama ekibimizi dağıtmadık. Tam tersi üstüne 2020 ile birlikte bir %20’lik bir büyüme ile de başladık. Bir yandan sadece Türkiye’de çalışmak da yetmiyor. Yurt dışı projeleri de olması gerekiyor. İşte bizim bu zor zamanlarımızda bizi ayakta tutan unsur biraz da yurt dışı projeleri oldu.

2020 yılından beklentiniz nedir?

2020 yılına hızlı, büyüyerek başladık. Bir yandan Türkiye içerisinde her ne kadar çok büyük bir kıpırdanma olmasa da bizim hizmet verdiğimiz müşterilerimizin almış oldukları işler bizim de biraz daha büyümemize imkân sağlayacak. Birkaç yeni önemli müşteri kattık müşteri portföyümüze.

İlk defa Avrupa’da da çalışmaya başladık, Macaristan’da bir iş aldık. Polonya’da büyük bir iş almak için uğraşıyoruz. 2020-2021 bizim için güzel geçecek diyebiliriz. Çünkü Türkiye’deki çalışmalarda el ettiğimiz kazanç genelde Türkiye’nin başa baş bitirmesini sağlıyor. Yurt dışında aldığımız her iş bize ekstra kar olarak dönecek. İşverenin sorunları zaten az çok biliniyor ama işini düzgün yapan firmalara fırtınalı havalar biraz dokunabilir. Kapı pencere kırabilir ama bina sonuçta yerinde kalıyor. Biz de işimizi düzgün yaptığımızı düşünüyoruz. İnşallah daha iyi olacak. 2019 sanırım en kötüyü gördüğümüz bir noktaydı diyebiliriz. Bundan sonra biraz yukarı bir ivme bekliyoruz. Öyle çok büyük beklentilerimiz yok ama en azından dipten biraz yukarı doğru çıkacağız gibi gözüküyor.

Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?

Bir ara Türkmenistan’da sadece 650 kişiydik. Ancak o zamanlar orada 11 tane proje yürütüyorduk. Petronas’ın Hazar Denizi’nde doğalgaz ve petrol çıkarttığı platformların kalite kontrol işlerini biz yapıyorduk. O dönem Rusya, Türkiye, Türkmenistan 1.000 civarıydık ama şu an mesela Türkiye’de 120-125 kişiyiz. Türkiye ekibimiz genelde sabittir. Çok fazla artı-eksi yapmaz. Rusya’da 250-300’lü rakamlardan şu anda 100-120’lere indik ama 2020 yılı içerisinde yine 2 tane yeni projemiz başlayacak. 200’lü rakamlarda devam edeceğiz gibi görünüyor. Macaristan’da 5-6 kişilik ufak bir kadromuz olacak ama bir iş daha var almayı planladığımız o da eklenirse 15-20 kişi olacağız gibi gözüküyor. Türkmenistan’da işlerimiz tamamlandı. Şu anda orası da bir kriz yaşıyor birkaç yıldır. Orada şu an 5 kişilik çekirdek kadromuz kaldı ama onlar da artacak. Yurt dışındaki işlerimiz proje bazlı daha çok çalışıyoruz ama Türkiye’de sabit hizmet verdiğimiz birçok fabrika var. Projeler de var. Örneğin şu anda Çanakkale Köprüsü’nde çalışıyoruz. Aliağa’da Star Rafineri’si yapıldı. Orada şimdi 2022’de Mercury adında yine bir rafineri yapılması planlanıyor. Star Rafineri’sinde ekibimiz kalabalıktı. O projeden sonra ekibimizi farklı alanlara yönlendirdik. Orada da bir proje başlarsa sayımız biraz daha artacak.

Firmalara nasıl ulaşıyorsunuz? Ya da firmalar sizi nasıl buluyor? Bir belgelendirme firmasının
satış süreci nasıl işler?

Sektöre ilk girdiğiniz zaman kendinizi tanıtmanız gerekiyor haliyle. Belli bir başarı seviyesine ulaştıktan sonra da bu ihtiyaç biraz azalıyor ama hiçbir zaman bitmiyor. Bir pazarlama faaliyeti her zaman olmak zorunda. Kendimizin araştırıp bulduğu firmalara internet ortamında ulaşıyoruz, iş yaptığımız firmalardaki kişilerin referansları sayesinde ya da bizle çalışmış ya da hizmet verdiğimiz alanda çalışmış ve transfer olmuş kişiler ile potansiyel yaratabiliyoruz. Kapsamımız her gün genişliyor. Bu yüzden sürekli bir tanıtım yapmak zorundayız. Sürekli kendimizi tekrar tekrar gösteriyor olmamız lazım. Mevcut müşterilerimizi her zaman geziyoruz, pasif müşterilerimizi ziyaret ediyoruz, potansiyel müşterilerimizi ziyaret ediyoruz.

Türkiye’de aynı işi yapan büyük rakipleriniz var mı?

Türkiye’de ekipman ve personel büyüklüğü anlamında sanırım birinci ya da ikinci firmayız. Ciro bazlı bizden daha büyük firmalar olabilir. Özellikle Türkiye’deki uzun yıllar çalışan birkaç firma var. Cirolarının bizden daha yüksek olduğunu tahmin ediyorum. Bu firmalar da yüzde 100 yerliler. Bu firmalarla rekabet ederken Afrika, Orta Doğu, Arap Yarımadası gibi alanları paylaşıyor gibi oluyoruz. Herkes bir alana daha fazla yükleniyor. İlk kez gittiğimiz müşterilerde hangi firma ile çalıştıklarını soruyoruz. Eğer başka bir firma varsa araya girmiyoruz. İşleyen düzeni bozmuyoruz. Çünkü bir ihtiyaç yoksa firma tarafından ve düzgün çalışılıyorsa oraya zorla girmeye çalışmanın da bir anlamı yok.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1980 yılında Ankara’da doğdum. Annem ilkokul öğretmeni idi, baba ise astsubaydı. Babam emekli olduktan sonra Bursa’ya yerleştik. Uludağ Üniversitesi’nde okudum. Üniversite zamanında çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev aldım. AIESEC’in Bursa şubesi başkanlığını yaptım. Üniversite hayatımdan bu yana kaliteyle alakalı işlerde çalıştım. Bir ara inşaat sektörüne girdim ama 2007’den beri kendi firmamızda çalışıyoruz. Kuruluşumuzdan beri buradayız. Daha sonra ağabeyim aramıza katıldı. Bir aile şirketiydik birleşmeye kadar. Eşimle de yurt dışındaki işlerimiz dolayısıyla tanıştım. Kendisi Rus, bu sayede dilimizi de geliştirdik. İşimiz gereği yaklaşık 8 yıl Rusya ve Türkmenistan’da yaşadım. Son 2 yıldır Türkiye’deyim. Satış ve pazarlamayla ilgili faaliyette bulunuyorum şirkette. Tabi arada Türkmenistan Ülke Müdürlüğü, Rusya Ülke Müdürlüğü gibi görevler de aldık ama tek bir görevimiz yok.