Tayfun Küçükoğlu
Yönetim Kurulu Başkanı
Türkiye İMSAD
2025 yılı, küresel ölçekte devam eden ekonomik belirsizlikler ve finansal sıkılaşmaya rağmen, Türkiye inşaat malzemeleri sanayisi için toparlanmanın hızlandığı ve fırsatların daha net görüldüğü bir yıl oldu. Sektörümüz, güçlü üretim altyapısı ve yüksek ihracat kabiliyeti sayesinde bu zorlu dönemi büyük ölçüde dengeli bir şekilde yönetmeyi başardı.
İç pazarda, özellikle deprem bölgesindeki yeniden yapılanma faaliyetleri ve kentsel dönüşüm projeleri üretimi destekleyen temel unsurlar oldu. Bu süreç, sanayimizin iç talebe hızlı yanıt verebilme kapasitesini bir kez daha ortaya koydu. Dış pazarlarda ise 200’e yakın ülkeye yayılan ihracat yapımız, pazar çeşitliliği açısından önemli bir dayanıklılık sağladı ve Türkiye’nin küresel rekabetteki konumunu güçlendirdi.
Resmi veriler henüz açıklanmamış olsa da mevcut göstergeler doğrultusunda 2025 yılı sonunda inşaat malzemeleri sanayisinin toplam büyüklüğünün yaklaşık 165 milyar dolara, ihracatın ise 31 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkmasını bekliyoruz. Bu beklenti, sanayimizin üretim kabiliyeti, lojistik gücü ve küresel pazarlara uyum yeteneğine olan güvenimizin bir yansımasıdır.
İç ve Dış Dinamiklerin Uyum İçinde İlerlediği Bir Yıl
2025, inşaat malzemeleri sanayisi için hem iç dinamiklerin hem de ihracat odaklı stratejilerin birlikte çalıştığı; sektörün dayanıklılığını ve stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğu bir yıl oldu.
2025 yılında Türkiye İMSAD çatısı altında öne çıkan ortak gündemler, sektörün hem kısa vadeli dayanıklılığını korumaya hem de uzun vadeli dönüşüm hedeflerini desteklemeye odaklandı. Küresel finansal sıkılaşma ve maliyet baskıları, birçok alt sektörde finansmana erişim ve nakit akışı yönetimini öncelikli başlıklar haline getirdi. Bu dönemde firmalar arası bilgi paylaşımı, erken risk tespiti ve dayanışma, sektörün süreci daha dengeli yönetmesine katkı sağladı.
Sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm, 2025 boyunca tüm alt sektörlerin ortak gündeminde yer aldı. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, karbon düzenlemeleri ve çevresel standartlar, özellikle ihracat yapan firmalar için stratejik bir referans noktası oldu. Bu başlıklar, firmaların yatırım planlarında ve üretim süreçlerinde belirleyici rol oynadı.
İç pazarda deprem bölgesindeki yeniden yapılanma faaliyetleri ve kentsel dönüşüm projeleri, sektörün üretim ve kapasite planlamasını şekillendiren temel unsurlar arasında yer aldı. Bu süreçte kalite, sürdürülebilirlik ve uzun ömürlü yapı malzemelerine olan ihtiyaç, alt sektörlerin ortak yaklaşım geliştirmesini gerekli kıldı.
İhracat Odaklı Büyüme ve Rekabetçilik
İhracatın artırılması, pazar çeşitliliğinin korunması ve yeni pazarlara açılma hedefi de 2025 yılında Türkiye İMSAD çatısı altındaki firmaların ortak gündemlerinden biri oldu. Geniş coğrafyaya yayılan ihracat yapısı, sektörün küresel rekabetteki dayanıklılığını desteklerken; dijitalleşme, inovasyon ve uluslararası kalite standartlarına uyum, rekabet gücünü artıran başlıklar olarak öne çıktı.
İçinde bulunduğumuz süreçte dünya ekonomik ve teknolojik dönüşümün yanı sıra çevresel boyutu da giderek güçlenen çok katmanlı bir değişim sürecinden geçiyor. Dijital dönüşüm üretim süreçlerini yeniden tanımlarken, Avrupa Yeşil Mutabakatı küresel ticaretin kurallarını ve sanayinin rekabet dinamiklerini köklü biçimde dönüştürüyor. Bu yeni dönemde sürdürülebilirlik, verimlilik ve rekabetçilik artık birbirinden ayrı başlıklar değil, birlikte ele alınması gereken ortak öncelikler haline geliyor.
Türkiye İMSAD olarak bizler bu dönüşümü, kısa vadeli gündemlerin ötesinde, ortak bir yön ve farkındalık çerçevesinde ele alıyoruz. Yeşil ve dijital dönüşüm başlıkları, sektörün 2025 yılı boyunca paylaştığı temel gündemlerden biri olarak öne çıkarken, bu alanlarda atılan adımlar sanayimizin orta ve uzun vadeli rekabet gücünü destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Çimento sektörü, 2025 yılında inşaat malzemeleri sanayisi içinde temel yapı taşlarından biri olmayı sürdürdü. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmaları ve altyapı yatırımları, çimento başta olmak üzere ağır yapı malzemelerine olan ihtiyacı artırdı ve sektörün tedarik zincirindeki stratejik konumunu güçlendirdi.
2025 yılı boyunca, çimento dahil tüm alt sektörlerde sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği ve çevresel etkilerin azaltılması ortak bir yönelim haline geldi. Bu başlıklar, sanayinin tamamı için rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer aldı.
2026’ya Bakış: Dönüşüm Odaklı Yeni Dönem
2026’ya yönelik genel bakışta ise inşaat malzemeleri sanayisinin tümünde olduğu gibi çimento sektöründe de dijitalleşme, verimlilik artışı ve çevresel uyum ön plana çıkıyor. İç pazarda kentsel dönüşüm ve yenileme projeleri, dış pazarda ise karbon düzenlemeleri ve kalite standartları, tüm alt sektörleri kapsayan ortak bir çerçeve oluşturuyor ve sanayinin dönüşüm yönünü belirliyor.
Dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve Yeşil Mutabakat; yalnızca çevresel ya da teknolojik başlıklar olarak değil, sanayinin üretim, ihracat ve verimlilik yapısını dönüştüren stratejik unsurlar olarak konumlanıyor. Dijitalleşme, tüm alt sektörlerde verimliliği artıran, kaynak kullanımını daha etkin hale getiren ve kalite standartlarını yukarı taşıyan bir araç olarak ele alınıyor.
Bu çerçevede uzun süredir gündemimizde olan ikiz dönüşüm, yani yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm, bugün artık sektörümüz için bir tercih değil stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Ancak Endüstri 5.0 yaklaşımıyla birlikte dönüşümün yalnızca teknoloji ve çevre boyutuyla sınırlı kalmaması gerektiğini görüyoruz. Türkiye İMSAD olarak bu yaklaşımı “Üçüz Dönüşüm” kavramı ile ele alıyoruz; dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve sosyal dönüşüm. Sosyal dönüşüm; nitelikli istihdamdan eğitime, çalışma kültüründen fırsat eşitliğine kadar geniş bir alanı kapsayarak, atılan adımların kalıcı, adil ve kapsayıcı olmasını sağlıyor. Çünkü insanı merkeze almayan hiçbir dönüşümün sürdürülebilir bir başarı yaratması mümkün değil.
Sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği ve karbon yönetimi ise özellikle ihracat pazarları açısından belirleyici hale gelmiş durumda. Avrupa Birliği’nin karbon nötr hedefleri ve renovasyon odaklı dönüşümü ile ABD gibi büyük pazarlardaki talep yapısı, Türk inşaat malzemeleri sanayisi için yeni fırsatlar sunuyor. Aynı zamanda yakın coğrafyamızda yeniden yapılanma sürecindeki ülkeler de sanayimizin üretim ve ihracat potansiyelini destekleyen alanlar arasında yer alıyor.
Endüstri 5.0 yaklaşımıyla birlikte dönüşümün yalnızca teknoloji ve çevre boyutuyla sınırlı kalmaması gerektiğini görüyoruz. Türkiye İMSAD olarak bu yaklaşımı “Üçüz Dönüşüm” kavramı ile ele alıyoruz; dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve sosyal dönüşüm.
Türkiye’nin Bölgesel Üretim ve Lojistik Avantajı
Türkiye’nin, 1,5 milyar nüfusa etki edebilen bir coğrafyada lojistik ve üretim üssü olma avantajı, bu vizyonun temel dayanaklarından biri. Anadolu’nun tarihsel üretim gücü, sanayimizin mühendislik, inovasyon ve ihracat tecrübesiyle birleştiğinde, orta ve uzun vadede çok daha güçlü bir konuma ulaşmak mümkün.
Türkiye İMSAD olarak 2026 vizyonumuz; tüm alt sektörleri kap-sayan, uzun vadeli düşünmeyi esas alan ve sanayimizin bu dönüşüm sürecinden güçlenerek çıkmasını hedefleyen bir yaklaşımı temel alıyor. Bu doğrultuda üyelerimize rehberlik etmeyi ve sektörün ortak akılla ilerlemesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.





