Editör

Baharın gelişiyle yüyümüzü yavaş yavaş güneşe çevirmiş olsak da yaşamda sürekli birşeyler olmaya
devam ediyor. Sistemimiz, alışkanlıklarımız değişiyor, dünya değişiyor. Gelecek yeniden şekilleniyor.

Peki, biz bu yeni dünyanın insanları olarak yeniden şekillenen gelecek içinde nasıl var olmayı düşünüyoruz?

Son dönemde çok fazla duymaya başladığımız ve gelecek dediğimiz “Yeni Dünya” da, insanı var edecek birçok kavram yeniden konuşulmaya başlandı. Bunlardan bir tanesi, cesaret. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, her canlıya verilen bir özellik cesaret gibi, onun kullanması içindir ve faydasınadır. İnsan bu özelliğini yaşamda kullanılmazsa, cesaret esarete dönüşür. Aslında pandemiden önce hepimiz ağır bir esaret altındaydık.

Neler bizi esarete sokmuştur peki, aklmıza gelen herşey; alışkanlıklar, bağımlılıklar, rutinler, para, korku, sağlık, aşırı tüketim, teknoloji, güç, haberler, edişeler, kaygılar, güvende olma isteği ne varsa devamlı olarak bizi konfor alanı dediğimiz bir alanda durmaya zorlar. Bu da aslında bizim esaretimizdir. Pandemiden sonra fark ettik ki; yapamam dediğimiz şeyleri yapabiliyoruz, olmaz dediğimiz şeyleri oldurabiliyoruz. Bunlarsız yaşayamam dediğimiz şeyleri yaşadık ve ölmedik.

Yeni dünyanın cesur insanları; zorunluluklar olmadan değişime cesaret etmeyi, katkı sağlamayı, aslında bir şey bilmediğini kabul ederek kendini öğrenmeye açmayı, yaşamda durmayı, bu kadar çok seçenek arasında seçebilmeyi ve de duygusal istikrarı sağladığında kaosla dans etmeyi öğrenerek daha huzurlu insanlara dönüşeceklerdir.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.