Dünyada Avrupa bölgesi hariç bir milyar tonun üzerinde çimento üretim kapasitesi fazlası bulunmaktadır.
2024 yılında çimento fiyatlarının bölgelere göre farklılık göstermesi beklenmektedir. Avrupa ve ABD’nin yüksek fiyat seviyelerini koruması öngörülmektedir.
Dünya çimento sektörü, tarihinde ilk defa net sıfır karbon emisyonu ile üretim yapma teknolojisi yolunda ilerlemektedir.
Bağımsız çimento şirketleri arasındaki işbirliği oldukça önemlidir. Büyük şirketlerin izinden gitmek yerine, bilgi paylaşımı ve uzun vadeli hedefler konusunda Dünya Çimento Birliği’nin sağladığı uyum, önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır.
Ali Emir Adıgüzel
Dünya Çimento Birliği Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi
Dünya Çimento Birliği kimlerden oluşuyor, üyeleri kimlerdir? GCCA gibi diğer birliklerden farkı nedir?
Dünya Çimento Birliği (WCA) bağımsız çimento üreticilerinin en büyük uluslararası örgütüdür. WCA, 2016 yılında kurulmuş Londra merkezli kar amacı gütmeyen bir dernektir. Pekin ve Dubai’de ofisleri bulunmaktadır. WCA şimdiki başkanı, aynı zamanda dünyanın en büyük çimento şirketi olan CNBM’nin CEO’sudur.
WCA, bağımsız çimento endüstrisinin dünyadaki ilk ve tek sesidir. Amacımız, büyüklük, milliyet veya grup farkı gözetmeksizin tüm çimento üreticilerini eşit haklarla bir araya getirmektir.
WCA üyelerinin üretim kapasitesi bir milyar tonun üzerindedir. WCA, başka benzer kurumların tersine çok uluslu batılı birkaç şirketin hakim olmadığı, tüm kurumsal üyelerin aynı oy hakkına sahip olduğu bir birliktir. Üyeler arasında çimento üreticileri, çimento endüstrisine hizmet veren tedarikçiler ve ClimateTech şirketleri gibi hizmet sağlayıcılar bulunmaktadır. Yönetim kurulu üyeleri, Çin, Fransa, İrlanda, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Tanzanya, Türkiye ve Birleşik Krallık’tan gelen temsilcilerden oluşmaktadır.
Dünya Çimento Birliği’nin öncelikleri ve faaliyetleri nelerdir?
Önceliğimiz, bağımsız çimento üreticilerinin sesi olmak, üyelere sürdürülebilirlik ve operasyonel performanslarını artırmada pratik yardımlar sağlamak, çimento endüstrisinin karbonsuzlaştırılmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmektir. Dünya Çimento Birliği’nin ana faaliyetleri ise:
Öncelikle, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türk üreticilerinin de seslerini duyurabilecekleri uluslararası konferanslar düzenlemektir. WCA, Dubai, Londra, Paris, Şangay, İstanbul ve Nanjing’de yıllık konferanslar organize etmektedir. Bu konferansların konu başlıkları arasında “Küresel Krizler Döneminde Kârlılığı Artırmak” ve “İklim Değişikliği ile Mücadele” gibi önemli konular bulunmaktadır.
Dünya Çimento Birliği’nin ana faaliyetlerinden biri de, konularında olağanüstü başarı gösteren firmalara Uluslararası Başarı Ödülleri vermektir. Ancak, belirtmek gerekir ki, Türkiye çimento sanayiinde birçok üstün başarı gösteren firma ve kişi bulunmasına rağmen, Türkiye’den katılım ve başvuru sayısı maalesef çok düşük kalmaktadır.
Dünya Çimento Birliği’nin faaliyetlerinden en önemlisi, www. worldcementnetwork.com aracılığıyla sektörün en geniş iş ve uzman eleman bulma ağını hizmete sokmasıdır. Bu sayede dünya çimentocularıyla doğrudan iletişim kurma imkânı sağlanmakta ve bilgi paylaşımı mümkün olmaktadır.
Dünya Çimento Birliği’nin faaliyetleri arasında yer alan “Benchmarking” yoluyla, şirketlerin belirli konularda diğer çimento şirketleriyle karşılaştırılması imkânı sunulmaktadır. Enerji ve emisyonlar üzerine incelemeler yapılmaktadır. Bakım, verimlilik ve Endüstri 4.0 gibi ortak sorunlar ve zorluklar ele alınmakta, otomasyon, ID ve diğer fan güç tüketimi, yüksek basınç düşüşü, ana fırın gazında yüksek O2 seviyesi, yüksek enerji tüketimi gibi konularda dünya çapında karşılaştırmalar yapılmaktadır.

Dünya çimento sektörünü nasıl bir gelecek bekliyor?
Önümüzdeki 5-10 yıl için küresel çimento talebinin genelde durağanlaşması beklenmektedir. Örneğin, On Field® araştırmasındaki göstergeler, 2024-2030 döneminde küresel çimento pazar talebinin durağan olacağını göstermektedir. Sadece, Amerika, Orta Doğu, Hindistan ve Afrika’da artışlar öngörülmektedir. Türkiye, Çin ve Avrupa’nın en zayıf çimento pazarları olacağı tahmin edilmektedir. Dünya’nın en iyi çimento pazarlarının ise Sahra altı Afrika (+%77 büyüme öngörüsü ile 2030’a kadar) ve Hindistan (+%42 büyüme öngörüsü ile) ve Kuzey Amerika (+%20) olacağı öngörülmektedir.
Gerçek şu ki, dünyada bir milyar tonun üzerinde çimento üretim kapasitesi fazlası bulunmaktadır ve (Avrupa bölgesi hariç) düşen talep ve arz fazlası nedeniyle ortaya çıkan aşırı rekabet yüzünden bütün gelişmekte olan ülke pazarlarında çimento fiyatları düşme eğilimi göstermektedir.
Çimento pazarlarında bölgesel dinamikler çimento fiyatlarının belirlenmesinde etkili oluyor mu? Örneğin Avrupa’da neden fiyatlar düşmüyor?
Evet, Avrupa’da kar marjlarında dikkate değer bir artış var. İyi haber şu ki, Avrupa çimento endüstrisi, düşük küresel ve yerel talebe rağmen, Covid 19 döneminde çok yükselen ama daha sonra önemli ölçüde azalan yakıt maliyetleri sayesinde yüksek çimento fiyatlarında disiplini bozmayarak önemli brüt kar marjı genişlemesini sürdürebilmiştir.
Bildiğiniz gibi, Covid-19 sonrası dönemde çimento endüstrisi, üretim maliyetlerinde önemli bir artışla karşılaştı; yakıt, elektrik ve uluslararası nakliye ücretleri çift haneli artışlar yaşadı. Ayrıca, serbest tahsisat üzerindeki hacimler için CO2 maliyetlerinde hızlı bir yükseliş yaşandı, bu da çimento fiyatlarını kaçınılmaz olarak yukarı yönlü etkiledi. 2023 yılında, özellikle kömür ve petro-kok maliyetlerindeki enerji fiyatlarında önemli bir düşüş gözlendi. Ancak, bu düşüşlerin ve CO2 fiyatlarındaki son azalmanın (80’den yaklaşık 55 EUR/ton’a) çimento fiyatlarına özellikle Avrupa’da bir etkisi olmadığı görülmektedir.Küresel çok uluslu çimento grupları, pahalı karbon yakalama projeleri için büyük fonlara erişebilirken, bağımsız şirketler bunu yapamazlar. Bu durumda birçok küçük şirketin endüstriden çekilmek zorunda kalması muhtemeldir. Bütün bu farklılıkların tamamını tanıyıp gerçek anlamını kavramak ve Dünya Çimento Birliği (WCA) içinde işbirliğinin önemini vurgulamak gereklidir. Bilgi alışverişi ve uzun vadeli hedeflere uyum sağlamak, önemli bir adım olacaktır.
Küresel çok uluslu çimento grupları, pahalı karbon yakalama projeleri için büyük fonlara erişebilirken, bağımsız şirketler bunu yapamazlar. Bu durumda birçok küçük şirketin endüstriden çekilmek zorunda kalması muhtemeldir. Bütün bu farklılıkların tamamını tanıyıp gerçek anlamını kavramak ve Dünya Çimento Birliği (WCA) içinde işbirliğinin önemini vurgulamak gereklidir. Bilgi alışverişi ve uzun vadeli hedeflere uyum sağlamak, önemli bir adım olacaktır.
2024 yılı için gelişmiş ve gelişmekte olan çimento pazarları için beklentiler nelerdir?
2024 yılında çimento fiyatlarının bölgelere göre farklılık göstermesi beklenmektedir. Avrupa ve ABD’nin yüksek fiyat seviyelerini koruması öngörülmektedir. Bu istikrar, tedarik zinciri aksaklıkları, artan üretim maliyetleri, ithalata yönelik bürokratik engeller ve endüstri disiplini gibi faktörlerin süregelen etkilerini yansıtmaktadır. Buna karşılık, serbest pazar kurallarının, aşırı rekabetin hüküm sürdüğü gelişmekte olan ülke pazarlarında çimento fiyatlarında önemli bir düşüş beklenmektedir. Bu durum, pazar payını -kar marjını kaybetme pahasına- artırma eğilimi daha güçlü bir etki yaratmakta ve daha büyük fiyat savaşlarını teşvik etmektedir.
Karbon yakalama, kullanma ve depolama teknolojisindeki gelişmeler dünya çimento endüstrisinin tarihinde bir dönüm noktası mı?
Evet, bir dönüm noktası olabilir. Dünya çimento sektörü, tarihinde ilk defa net sıfır karbon emisyonu ile üretim yapma teknolojisi yolunda ilerlemektedir. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, karbon yakalama teknolojisi dünya çapında beklenildiği kadar hızlı gelişmemektedir ve CC çözümleri, ölçeklenebilir ve uygulanabilir olmak için ciddi bir gelişime ihtiyaç duymaktadır. Mevcut teknoloji seviyesinde, karbonu yakalama ve depolama için gerekli yatırım gereksinimi, büyük bir çimento fabrikası kurma maliyetinden daha fazladır. (Konu ile ilgili olarak Heidelberg’in, karbon emisyonlarını yakalamak için çok eski Antoing çimento tesisine 450 milyon Euro yatırım yaptığını duyurduğu en son haberi inceleyebilirsiniz.)
Avrupalı büyük çimento üreticileri, büyük ölçekli karbon yakalama ve depolama birimlerine sahip mega çimento fabrikalarına yatırım yapma kararıyla, sektörün sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluğa olan stratejik bağlılığını açıkça göstermektedirler. Ancak, bu yatırımın maliyet açısından da önemli sonuçları olduğunu unutmamak gerekir. Karbon yakalama tesislerinin genellikle modern çimento tesislerinin inşasına oranla çok daha yüksek maliyetlere sahip olduğu bilinmelidir.
Karbon yakalama (CC) teknolojisinin benimsenmesi umut verici bir adım olabilir; ancak henüz gelişim aşamasında olması nedeniyle ölçeklenebilirlik ve çok yüksek maliyet gibi önemli sorunlarla karşılaşmaktadır. CC teknolojisinde kaydedilen ilerlemelere rağmen, bu teknolojilerin küresel ölçekte erişilebilirliği, yüksek maliyetler ve ölçeklenebilirliğinin kanıtlanması gerekliliği nedeniyle son derece sınırlıdır. Bu nedenle, bu teknolojiye yatırım yapabilecek sadece birkaç çok uluslu büyük şirket bulunuyor. Uluslararası fonların bu büyük şirketlere odaklanması, gelecekte bu imkana sahip olmayan bağımsız, küçük ölçekli çimento üreticilerini yok olmakla karşı karşıya getirebilir.
Önceliğimiz, bağımsız çimento üreticilerinin sesi olmak, üyelere sürdürülebilirlik ve operasyonel performanslarını artırmada pratik yardım sağlamak, çimento endüstrisinin karbonsuzlaştırılmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmektir.
Birçok bağımsız çimento üreticisi, Batılı dev şirketlerin peşinden giderken, kendi önceliklerinin onlardan farklı olduğunu ve nerede avantajları olduğunu gözden kaçırabilir. Ayrıca, yakalanan CO2’in nerede depolanacağı sorunu küresel ölçekte önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu konuda uygulanabilir net çözüm henüz yoktur, zira inanılmaz boyutta uygun depolama alanlarının belirlenmesi ve geliştirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, birçok belirsiz husus olmasına karşılık, sonuçta karbon yakalama teknolojisi uygulanmasıyla ilişkili maliyetlerin tüketicilere, birkaç misli artmış çimento fiyatları olarak döneceği gerçeği kuşkusuzdur.
Bağımsız Türk ve Avrupalı çimento üreticileri, büyük çok uluslu rakiplerinin karbon yakalama teknolojisine yöneldiği durumda önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu büyük dev endüstrilerin aksine, bağımsız üreticiler genellikle büyük ölçekli CC birimlerini kurmak için gerekli mali kaynaklara sahip değildirler. Rekabet gücünü korumak için pahalı CC teknolojisine yatırım yapmak veya gelişen çevresel standartları karşılamamak ve dolayısıyla dış pazarlarda rekabet edememek ve hatta kapanma riskiyle karşı karşıyadırlar. Özellikle eski çimento tesislerini işleten bağımsız üreticiler için, CC teknolojisini uygulamanın mali yükünü karşılamak neredeyse imkansız görünmektedir.
Sonuçta, batılı büyük çimento gruplarınca amaçlanan, bürokratik engeller yoluyla Avrupa’ya çimento ihracatını kısıtlamak ve mevcut küçük Avrupalı üreticilerden karbon yakalamayı kullanamayanları pazar dışına iterek rekabeti ortadan kaldırmaktır. Bu tesisler, CC birimlerinin başarılı entegrasyonu için gerekli verimlilik ve altyapıdan yoksun olabilir ve kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Bu tür kapanmalar, yalnızca işletmeleri etkilemekle kalmayıp aynı zamanda Avrupa ve ABD’deki çimento arzı üzerinde daha geniş etkiler yaratabilir. Bağımsız üreticiler tarafından işletilen eski çimento tesislerinin kapanması, piyasadaki mevcut arz durumunu daha da kötüleştirebilir. Bu tesislerin kapasitesi denklemin dışında kaldığında, çimento arzının genel olarak azalması mümkündür. Bu arz azalışı, kalan üreticiler arasında artan rekabeti tetikleyebilir ve tüketiciler için fiyatların yükselmesine yol açabilir. Ayrıca, tesis kapanışlarıyla ilişkili iş kayıpları ve ekonomik faaliyetlerin azalması, bu tesislerin bulunduğu topluluklarda daha geniş yankılar yaratabilir. Tüm bu nedenlerle, bağımsız üreticilerin sürdürülebilir uygulamalara geçişlerini destekleyen çözümler bulmak ve aynı zamanda endüstri içindeki varlıklarını korumak, çimento pazarının istikrarının devamını sağlamak için kritik önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, Avrupa gibi pazarlarda yeni CO2 düzenlemeleri, yerel çimento klinker üretimini pratikte yok edebilir. Avrupa tüketicileri, yakında ton başına 250 Euro’yu aşan çimento fiyatları ile karşılaşabilir. Bu durumda büyük miktarda çimento ithalatı görmemiz gerekir ancak bu yol yeni vergilerle imkansız hale getirilebilir. Bu noktaya varmak için mevcut bir yol haritası çizilmiştir. Buna göre 2030’a kadar Avrupa’ya çimento ihracatı yapılabilecektir, sonrası belli değildir.
Dünya çimento sanayisinin bir sürdürebilirlik taahhüdü var mıdır?
Evet, tabi ki vardır. Dünya Çimento Birliği, küresel çimento endüstrisinin sürdürülebilirlik taahhüdüne bağlı kalarak, yenilikçiliği, çevre dostu uygulamaları ve iş birliğini teşvik ederek çevresel etkiyi azaltmayı ve daha yeşil bir geleceği güvence altına almaktadır. Yüksek maliyetli karbon yakalama projelerine yapılan yatırımlar, endüstrinin iklim değişikliği endişelerini ele alma ve daha sürdürülebilir uygulamalara geçiş konusunda proaktif bir yaklaşım sergilemektedir.
Avrupa dışında Türkiye için ihracat pazarları neresidir?
On Field® araştırmasına göre, dünyadaki en iyi çimento pazarları Sahra Altı Afrika (2030’a kadar %77 büyüme öngörüsü ile), Hindistan (%42 büyüme öngörüsü ile) ve Kuzey Amerika (%20) olacaktır.
Dünya genelinde toplam çimento ve klinker deniz yolu ithalat talebinin yaklaşık 140 milyon ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bugün Türkiye’den ABD’ye önemli miktarda çimento ihraç edilmektedir. ABD’ye dökme yük taşımacılığı maliyeti, düşük navlun oranları nedeniyle pahalı değildir. ABD’nin önümüzdeki yıllarda 30-40 milyon ton çimento ithal etmesi beklenmektedir.
Avrupa’da ise yerel çimento üreticileri, sınırsız ithalat riskini azaltmak için koruyucu önlemler almazlarsa, Çin, Vietnam, Cezayir, Mısır, Tunus ve Türkiye’den Avrupa’ya rekabetçi fiyatlarda çimento tedariki önemli ölçüde artacaktır.
Günümüzde birkaç bağımsız çimento ihracatçısı, Avrupa ve ABD pazarlarına kalıcı olarak yerleşmek için, hedef limanlardaki stratejik çimento ithalat terminallerini satın alarak ve yerel çimento tüketicileri ve bağımsız çimento şirketleri ile yakın iş birliği yaparak pazara düşük maliyetli yeşil çimento sunmaya devam etmeyi amaçlamaktadır.
2024’te küresel çimento kapasitesi fazlasının kolayca 1 milyar tona ulaşabileceği öngörülüyor, bu da dünya çimento kapasitesinin neredeyse 1/3’ünün atıl kalacağı anlamına geliyor. Bu noktada, uluslararası çimento ticareti, küresel fazlalığı hafifletecek bir çözüm olabilir.
Holcim, Heidelberg gibi çok uluslu çimento şirketlerinin son zamanlarda çimento sektöründen çıkarak daha çevreci konulara girdiklerini görüyoruz, bu durumda dünya çimento sektöründe bir liderlik değişimi söz konusu mudur?
Bunlar gibi çok uluslu Batı Avrupa şirketlerinin, Hindistan, Afrika, Türkiye ve Çin gibi yükselen çimento pazarlarından giderek daha fazla çekilmesi beklenmektedir. Bu kayma, bölgesel ve yerel oyuncular için endüstri liderleri olma fırsatları sunarken, aynı zamanda bağımsız oyuncuların pazar varlıklarını yenilikçi teknolojiler ve alternatif iş modelleriyle genişletmelerine olanak tanımaktadır.
Dangote, Vicat, Adani, Oyak, Votorantim, Vissai, CNBM, Conch, Martin Marietta, TCC gibi hızla yükselen şirketler, yeni sektör liderleri olarak çimento endüstrisinde alternatif iş modelleri ve stratejik yatırımlarla öne çıkmaya devam edeceklerdir. Gelişen çimento dünyasında, büyüklerin izinden gitmek yerine, kendi liderlik pozisyonlarını güçlendirmeye odaklanacaklarına inanıyorum. Batılı çok uluslu çimento şirketlerinin öncelikleri ve stratejileri, gelişmekte olan ülke pazarlarındaki bölgesel ve yerel liderlerden önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Bu farklılık, yüksek potansiyele sahip çimento pazarlarından çekilmek, yatırımları gelişmiş ülkelerdeki çimento dışı girişimlere yönlendirmek ve gelişmiş ülke pazarlarında yazılım uygulamaları, dijitalleşme ve yeşil ürünlere yönelmek gibi eylemlerde kendini göstermektedir.
Küresel çok uluslu çimento grupları, pahalı karbon yakalama projeleri için büyük fonlara erişebilirken, bağımsız şirketler bunu yapamazlar. Bu durumda birçok küçük şirketin endüstriden çekilmek zorunda kalması muhtemeldir. Bütün bu farklılıkların tamamını tanıyıp gerçek anlamını kavramak ve Dünya Çimento Birliği (WCA) içinde işbirliğinin önemini vurgulamak gereklidir. Bilgi alışverişi ve uzun vadeli hedeflere uyum sağlamak, önemli bir adım olacaktır.
Avrupa’nın önde gelen çimento şirketleri ile gelişmekte olan bölgelerdeki çimento şirketleri arasında uluslararası fonlara erişim ve öncelikler açısından belirgin farklar bulunmaktadır. Bu nedenle, birçok bağımsız çimento grubu, Dünya Çimento Birliği’ne katılmanın değerini fark etmektedir. Bağımsız çimento üreticilerinin, gelişmekte olan ülke pazar üreticilerinin gerçek gündemlerini ele almak amacıyla kurulan WCA, sektörde en büyük ağı oluşturmakta ve uzun vadeli hedefler konusunda iş birliği önermektedir.
Dünya çimento endüstrisinin geleceği için uyarılarınızı nasıl özetlersiniz?
Küresel çimento endüstrisi, önümüzdeki yılların seyrini şekillendirecek çeşitli çevresel eğilimler ve önemli gelişmeler nedeniyle kritik bir dönemeçte durmaktadır.
Birincisi, ilk kez çimento üretimi, net sıfır bir endüstri olabilir. Büyük çok uluslu şirketler, son derece pahalı karbon yakalama birimlerini kurmak için milyarlarca dolar fon almakta ve yatırım yapmaktadır. Bu da çimento sanayisinin çevreciliğe açık ve kesin taahhüdünü göstermektedir.
İkincisi, bağımsız çimento üreticilerinin, batılı çok uluslu çimento gruplarının gündemleri ile yerel veya bölgesel çimento liderleri olarak kendi öncelik ve gündemlerinin son derece farklı olduğu gerçekliğini idrak etmeleri çok önemlidir.
İlk kez çimento üretimi, net sıfır bir endüstri olabilir. Büyük çok uluslu şirketler, son derece pahalı karbon yakalama birimlerini kurmak için milyarlarca dolar fon almakta ve yatırım yapmaktadır. Bu da çimento sanayisinin çevreciliğe açık ve kesin taahhüdünü göstermektedir.
Üçüncüsü, dünya çimento endüstrisi, 1 milyar tonun üzerinde devasa bir kapasite fazlasına sahiptir! Önümüzdeki en az yirmi yıla yetecek üretim kapasitesi mevcuttur.
Özellikle, Avrupa çimento endüstrisi, fiyatların yükselmesi ve yakıt maliyetlerinin azalmasıyla sürdürülen kar marjlarını artırırken, kıran kırana serbest piyasa dinamiklerinin hakim olduğu ve sürdürülebilir uygulamaların ve alternatiflerin yeterince kullanılmadığı gelişmekte olan ülke pazarlarında zorluklar devam etmektedir.
Özetle, bağımsız çimento şirketleri arasındaki işbirliği oldukça önemlidir. Büyük şirketlerin izinden gitmek yerine, bilgi paylaşımı ve uzun vadeli hedefler konusunda Dünya Çimento Birliği’nin sağladığı uyum, önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır.
Kendinizi tanıtır mısınız? Sizi daha yakından tanımak isteriz.
Boğaziçi Üniversitesi Finans ve Harvard Business School İşletme ihtisası bölümlerinden mezun oldum. 30 yılı aşkın bir süredir çimento ve beton gibi ağır inşaat malzemeleri sektöründe çalışıyorum. Bu sektörde, uluslararası ticaret, hammadde satışı ve tedariki konularında özel bir uzmanlığa sahibim ve bu alanda orta ve büyük ölçekli sanayi kuruluşlarına liderlik ettim. Profesyonel ağım, 61 ülkedeki küresel iş ortaklarını kapsıyor ve bu ağ sayesinde başarılı denizaşırı birleşme ve satın almalar yoluyla şirketlere uluslararası iş geliştirme fırsatları sunuyorum. Ayrıca, uluslararası ticari çatışmaların yönetimi konusunda uzmanım ve Singapur, İngiltere ve Fransa’daki uluslararası tahkim tecrübelerimle karmaşık hukuki davaların çözümünde arabulucu olarak görev aldım. Dünya çapında üst düzey yöneticilere yönelik MMS/ ICF sertifikalı dönüşümsel yönetim koçluğu ve bu alanda da birçok yöneticiye rehberlik etmeye devam ediyorum.
Sırasıyla üstlendiğim görevler:
• ACG International Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı
• Heidelberg Materials Trade Germany CEO
• Heidelberg Materials Akdeniz ve Orta Doğu Bölgesi Almanya CEO
• World Cement Association London, İngiltere Başkanı
• Akçansa Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye
• Hanson Israel İcra Kurulu Başkanı
• Heidelberg Materials İspanya İcra Kurulu Başkanı
• PT Indocement Endonezya Yönetim Kurulu Üyesi
• Orta Anadolu İhracatçılar Birliği Türkiye Başkanlar Kurulu Başkanı
• CBR Ciments Belçika İcra Kurulu Üyesi
• Cembureau Belçika Danışman Uzman Üye
• Çanakkale Çimento Sanayii Türkiye Genel Müdür Vekili