Limak, Çimento sektörünün küresel oyuncusu olacak”

Limak, Çimento sektörünün küresel oyuncusu olacak”

Ömrünün yarısından fazlasını çimento sektörüne adamış bir lider. 36 yıldır sektörün her kademesinde çalışmış. Türkiye ve doğa aşığı. Yanında çalışanların bakışlarından anlıyorsunuz ki, sadece bir yönetici değil, aynı zamanda hepsinin baba figürü. Her işini sevgiyle yapmış ve yapmaya devam ediyor. Çimento sektöründeki genç arkadaşlarınıza ne önerirsiniz diye sorduğumuzda tek bir cevap veriyor, ‘Ülkenizi, insanı, doğayı ve işinizi sevin.

” Şimdi kolları sıvamış ve Limak Çimento’yu küresel bir oyuncu yapmaya kendini adamış. Limak Çimento Grubu Ceo’su Gültekin Aksüyek ile Limak Çimento’yu, Türkiye ve dünyadaki çimento sektörünü ve gelecek planlarını konuştuk.

Limak Çimento’dan bahseder misiniz?                                                                                                                                                                                                                                                           19 yılda 19 kat büyüdük. 25 milyon dolar ciroyla başladık. 2019 yılında 4 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağız. Bu kadar hızlı ve ciddi büyüyen bir çimento grubuyuz.

Hiçbir yatırımı tesadüfen yapmadık. Limak’ta işe başladığım zaman Sayın Nihat Özdemir ile en geç 5 yıl içinde yeni fabrika yatırımları veya fabrikalarda yeni yatırım yapmak üzere anlaştık. 5 yılın sonunda Gaziantep,  Ergani ve Urfa’yı aldık. Dolayısıyla çok planlı bir büyüme yaptık. Geri dönüşü olan yatırımlar yaptık. 7 ayrı bölgede çimento fabrikamız bulunuyor. Dolayısıyla çimento sektörünün bölgesel olumsuzluklarını grup içinde olumlu bölgelerle kompanse etme şansımız oldu. Büyümemizde bu çok büyük bir etkendir.

Afrika’yı kendimize hedef pazar seçtikten sonra ilk tesisimizi Mozambik’te kurarak hedeflerimizin üzerinde bir pazar payı yakaladık. Arkasından Fildişi’nde yatırıma başladık, 1 yıl içinde devreye girecek.

Burada amacımız global bir oyuncu olmaktı. Bu hedefimizi 2005 yılında koyduk. Türk çimento sektörünün bu alanda bir açığı var. Türk çimento sektörü hep içeriye yoğunlaştı ve arz fazlası oluştu. Dünyada küresel bir oyuncu olmak yönünde bir yatırım yapılmadı. Bunu görünce grup olarak elimizi taşın altına koyduk. Portföyümüzde yeni ülkeler de var. Güney Amerika’da etütler yapıyoruz. Bir yatırımı bitirmeden diğer yatırıma başlamıyoruz. Her yatırımı bitirdikten sonra diğerine başlayacağız. Zincirin halkalarını hiç kopmadan devam ettireceğiz.

Yeni yatırımlar satın alma yoluyla da olabilir, yeni tesis kurma da olabilir, öğütme paketleme tesisi de olabilir. Hatta şöyle söyleyeyim, arzu ettiğimiz bir lokasyonsa, o lokasyondaki satılan her çimento fabrikasına müşteriyiz. Yarın dahi bir satın alma yapabiliriz. Bu Türkiye için de diğer hedef pazarlar için de geçerli.

“Limak, Çimento sektörünün küresel oyuncusu olacak” hedefimiz bu.

Limak Grubu Afrika’ya yerleşiyor. Çimento grubu olarak önce biz gidiyoruz, sonra inşaat ve enerji grubu gidiyor. Mesela Senegal’de havaalanı yaptık ve 8 ayda bitirdik ve devreye aldık.

Yani biz aslında akıncı beyleri gibi önden gidiyoruz. Oradaki sistemi, mevzuatı, kanunu, kamuyu, altyapıyı öğrenip, grubumuza veriyoruz. Bizim peşimizden grubumuzun diğer şirketleri giriyor. Afrika’da hep olacağız.

Afrika pazarına neden bu kadar önem veriyorsunuz?

Afrika yeraltı zenginlikleri, pazar potansiyeli ve insan nüfusuyla tüm dünyanın tüketeceği en son kaynak. Sadece bizim için değil, tüm Türkiye’deki sektörler için söylüyorum, Afrika’da çok doğru lokasyonlarda yatırım yapmamız lazım. Biz geç kaldığımız taktirde o lokasyonlar başkaları tarafından doldurulacaktır. Mesela Çin bu konuda çok iddialı. Sadece çimento anlamında konuşmuyorum, bütün sektörler için konuşuyorum. İnsana hitap eden bütün ticari faaliyetlerde Afrika’da çok hızlı davranmamız lazım. Enerji, konut, madencilik, derhal harekete geçmemiz lazım. Maalesef biraz geç kaldığımızı görüyorum bu konuda. Sanayicimiz elini taşın altına yeteri kadar koymuyor. Bütün şirketlerimizin, gelecek ile ilgili planlarını yaparken, Türkiye’nin dışına taşması lazım. Doğru yerlerde, doğru zamanlarda bulunmamız gerek.

Türkiye’de çimento sektörü deyince aklınıza ilk ne geliyor?

Çimento sektörü geçmişte çevreye yeteri kadar önem vermemiş. Çevreye önem vermediğimiz için, imajımız kötü. Şu anda tabi ki öyle değil. Şu anda çimento sektörü çevreye en az etki eden sanayi sektörlerinden bir tanesi. Çünkü bütün fabrikalar rehabilite edildi ve AB’nin koyduğu tüm emisyon değerleri uygulanıyor ve çevre bakanlığı tarafından anlık kontrol edilebiliyor. Ancak geçmişte yapılan hataları söylemezsek haksızlık olur. Herkesin hafızasında bacasından toz çıkan, etrafına zarar veren, insan sağlığına olumsuz etki eden sanayi tesisi imajı hep geride duruyor. Ve özellikle bundan 30 sene önceki imajı bugüne kadar yaptığımız güzel şeylerle bile kapatamıyoruz. Çünkü insanların hafızasına kazınmış. Türkiye’de bütün sanayi tesisleri için yanlış bir algı var. Bizim Türkiye olarak çimentoya ihtiyacımız var. Siz çevre bilinci adı altında, çevrecilik adı altında sanayicinin önünü kalın bir duvarla kapatırsanız, bu ülkede çimento sanayisi gelişmez, demir çelik de, enerji de gelişmez. Oysa yapılması gereken şu; doğru yerlerde yatırıma müsade edeceksiniz. Sanayinin o bölgede doğaya bir zarar vermeyeceği düzenlemeler yapacaksınız. Bunları yaptınız mı mesele kalmaz.

Kalker ve taş ocaklarına büyük tepki var. Ama taş ocağı olmazsa fabrikayı kuramazsınız. Peki taşı nerden getireceğiz. Çimentonun hammaddesi kalkeri yurt dışından mı getireceğiz. Örneğin İstanbul, şu anda talep fazlası var. Çimentoya ihtiyacı var. İstanbul için çimentoyu yurtdışından mı getireceğiz. Yurtdışından getirdiğimiz her ürün için ülke olarak bir bedel ödüyoruz. Ülkemizin kaynaklarını, dövizini kullanıyoruz. Çimento üretiminde ve teknolojisinde bu kadar ileri gitmişken, bu kadar yatırım varken, yurtdışından mı çimento getireceğiz. Doğru yerde yatırım izni verilmeli. O dağdaki kayalar kullanıldıktan sonra da rehabilite edilip, doğayı bulduğumuz gibi bırakmalıyız. Sanayi için bin tane zeytin ağacı kesildiyse, 10 bin tane zeytin ağacı diktireceksin. Bunları yapmak yerine, elinize bir sopa alıp sanayicinin kafasına vurmak çözüm değil. Önce doğa, sonra sanayi diyeceğiz ve her ikisini birlikte korumanın yollarını bulacağız.

Sanayicinin geçmiş sicili kötü. Ama artık o sanayici kalmadı. Bilinçlendik ve değiştik. Topluma bunu anlatmamız lazım. Tek başına bu tabi ki yeterli değil. Doğru yatırımları doğru yerlere yapmamız lazım. Çünkü bu ülkeye yatırım yapmak, aş ve iş üretmek zorundayız. Bu yatırımı yapmak için her gün bir zorluk çıkarırsanız, sanayici kaçar ve yurt dışına yatırım yapar. Bugün Çin’e yatırım yapmak isteyin, 1 ayda bütün belgelerinizi alırsınız. Türkiye’de yatırım yapmak için 1.5 - 2 yıl uğraşmanız gerekiyor. Mevzuatlar ve izin için bir sanayi yatırımı 2 yıl geciktirilir mi? Bunun sorgulanması lazım.Türkiye’deki bürokrasinin bu hantal yapısından kurtulmamız lazım. Bir şeyler tabi ki değişiyor. Gelişme kaydediyoruz ancak kesinlikle yeterli değil.

Örneğin Kilis’e bir yatırım yapmak için 2 sene uğraştık. Ancak Kilis’e teşvik verilmiyor. Kendi nüfusundan fazla Suriyeli besliyor Kilis. En çok teşviğin buraya verilmesi gerekirken, bırakın teşviği, yatırım yapmak için bu kadar uğraştırılır mı? Buradaki insanların işe ve aşa ihtiyacı var. Hem yerli, hem yabancı yatırımcılar için prosedürlerin çok hızlı yürütülmesi lazım.

Örneğin Kurtalan fabrikamızı lütfen bütün çevrecilerin görmesini rica ediyorum. Gidip görsünler ve neler yaptığımızı anlasınlar. Örnek bağcılık ve fıstıkçılık yapıyoruz şu anda. 8 bin adet fıstık ağacı diktik. Buradaki amacım şunu anlatmaktı: Çimento doğanın düşmanı bir sanayi kolu değildir. Çimento fabrikasının bahçesinde bütün ürünleri yetiştirebilirsiniz. Bunu da ispatladım. Biz bölgenin insanlarıyla birlikte başardık bunu. O insanları eğittik ve kendimizi doğru ifade ettik. Onların güvenini kazandıktan sonra, hep birlikte başardık.

Çimentoya Türkiye’de olumsuz bir bakış var. Bu bakış nedeniyle rekabet kurumu da sürekli çimento şirketlerine haksızlık yapıyor. Oysa Türk çimentosu bütün dünyada ciddi bir marka haline geldi. Avrupa’ya ve ABD’ye bile çimento ihraç ediyoruz. Teknoloji olarak dünyanın ileri ülkelerinin seviyesindeyiz. Avrupa’nın en büyük çimento üreticisiyiz, dünyanın da ilk beşindeyiz. Suriye ve Irak problemi çözülürse Türk çimento sektörünün önü çok daha fazla açılır.

Genç meslektaşlarınıza neler öğütlersiniz?

1. Ülkenizi sevin, işinizi sevin, insanı sevin.

2. Sevgi olmadan hiçbirşey olmaz.

3. Çevreye saygılı olun.

4. Türk çimento sektörünün büyüklüğünün ve gücünün farkında olun. Bu büyüklüğü dünyada global oyuncu olmak için sahiplenin ve ileriye taşıyın.

5. Bir meslekte kalıcı olun. Sık sık iş değiştirmeyin.

Bizim başladığımız yıllarda çimento sektörü çok zordu. Şu anda otomasyonla çok daha konforlu bir şekilde çimento üretebiliyorsunuz. Bugün gençler bu tür işlere çok merak göstermiyor. Daha konforlu işlerde çalışmak istiyor. İşe başlayıp 2 sene sonra müdür olmak, çeşitli sosyal imkanları hemen elde etmek istiyor. Oysa dünya böyle değil, bunu sonra farkedip pişman oluyorlar. Gençlerin bir meslekte kalıcı olması lazım. Sık sık meslek değiştirmemesi lazım. Bir meslek seçip orda devam etmeleri çok önemli. Türkiye’nin sıkıntısı bu.

Biraz da rakamlardan bahsetsek, Limak Çimento’nun büyüklüğü nedir, nasıl bir yapıdan bahsediyoruz? Ciro, çalışan sayısı ve sektördeki konumunuz nedir?

Şirketimiz, Türkiye ve Afrika’da operasyonel 11 adet çimento fabrikası, 23 adet hazır beton tesisi, 1 adet BIMS Blok tesisi ve Uluslararası akreditasyon belgesine sahip 3 adet Ar-Ge merkezi ile faaliyet göstermektedir. Türkiye ve Sahraaltı Afrika’da genç ve dinamik 1.656 bordrolu çalışanımız bulunmakta, ayrıca yatırım faaliyetlerimizde çalışanlar ile birlikte 2017 yılında alt işverenleri dahil toplam 3.000’in üzerinde istihdam yarattık.

Şirketimiz, Türkiye’de geniş yüzölçümüne yayılmış fabrikaları ile, çimento üretiminde %12 ve klinker üretiminde ise %11 pazar payına sahip, 14,9 milyon ton çimento ve 8 milyon ton klinker üretim kapasitesi ile Türkiye çimento sektörünün en büyük ikinci kapasitesine sahip şirketi konumundadır. Ayrıca İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) hazırladığı, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması sonuçlarına göre sektör ikincisidir.

Türkiye pazarında sürekli ve dengeli büyümemize stratejik yatırımlar ile devam ediyoruz….

• Yeni Ankara Entegre Çimento Fabrikası – Ankara – Türkiye :

Ankara’nın Polatlı ilçesinde devam etmekte olan 1,8 milyon ton üretim kapasiteli Ankara Entegre Çimento Fabrikası yatırımı devreye alma çalışmaları tüm hızıyla devam etmekte olup; fabrikamızı 2018 yılının ilk çeyreğinde devreye almayı planlamaktayız.

• Yeni Kilis Entegre Çimento Fabrikası – Kilis – Türkiye :

Suriye sınırına yakın stratejik konuma sahip 2,3 milyon ton üretim kapasiteli Kilis Entegre Çimento fabrikamızın yatırım finansman sürecini 2017 yılı içerisinde tamamlanmış bulunmaktayız. 2018 yılında inşaat ve montaj faaliyetlerine hız vererek, fabrikamızı 2019 yılının ikinci çeyreğinde devreye almayı hedeflemekteyiz.

• Balıkesir Yeni Fırın Hattı Projesi – Balıkesir – Türkiye :

Halihazırda 925.000 ton klinker üretim kapasiteli fabrikada, ikinci bir döner fırın hattı yapım çalışmalarına başladık. Hedefimiz 2019 yılı içerisinde projeyi tamamlayarak fabrikamızın toplam klinker üretim kapasitesini 1,8 milyon tona çıkarmaktır.

• Trakya Yeni Fırın Hattı Projesi – Pınarhisar – Türkiye :

Hâlihazırda 2,2 Milyon ton klinker üretim kapasitesine sahip fabrikada, 1,4 Milyon kapasiteli yeni döner fırın hattı için ÇED olumlu belgesi alınmış olup, temel mühendislik proje çalışmaları başlatılmıştır.

• Muğla Yeni Fırın Hattı Projesi – Muğla – Türkiye:

Muğla’nın Milas ilçesinde stratejik konuma sahip 1,6 milyon ton üretim kapasiteli Muğla Entegre Çimento fabrikası yatırımı için ÇED olumlu belgesi alınmış olup, proje çalışmaları başlatılmıştır.

Sahraaltı Afrika yatırımları ile Global bir marka haline geliyoruz…

Şirketimizin, Mozambik’in başkenti Maputo’da, Matola liman bölgesinde 80.000 m2 alana kurduğu fabrika, 2016 yılı son çeyreğinde satış faaliyetlerine başlamıştır. 0,7 milyon ton çimento öğütme kapasiteli fabrika, ilk operasyon yılı sonunda, %25 bölge pazar payına ulaşmayı başarmış ve ülkedeki en büyük üç oyuncudan biri konumuna gelmiştir.

Diğer yandan, Fil Dişi Sahili Abidjan kentinde kurulumu devam etmekte olan öğütme-paketleme ve hazır beton fabrikamızı (Limak Afrika SA), 1 milyon ton çimento ve 1 milyon metreküp hazır beton kapasitesi ile 2018 yılının son çeyreğinde devreye almayı planlamaktayız.

2018 yılı sonunda Afrika’da 1,7 Milyon ton kapasiteye ulaşmış olacağız. Limak Çimento olarak kıtada öncü grup konumundayız. Diğer yandan kıtada Limak Holding’in inşaat, yatırım ve enerji şirketleri ile güçlü bir dikey entegrasyon ilişkisi içerisindeyiz. Bu entegrasyonun olumlu sonuçları orta ve uzun vadede kendini gösterecektir.

Diğer yandan yeni pazar arayışlarımıza bilhassa Sahraaltı Afrika ve Güney Amerika kıtalarında hız kesmeden devam ediyoruz. Bununla birlikte uluslararası pazarlarda satın alma fırsatlarını da sürekli izlemekteyiz.

Kısa vadede yurt içi ve yurt dışında çimento ve inşaat sektöründe ne gibi gelişmeler bekliyorsunuz?

2017 yılında özellikle son çeyrekte beklenenin aksine, küresel ekonomide iktisadi faaliyetlerin olumlu performans sergileyerek iyileşmenin sürdüğü görülmektedir. Bu kapsamda OECD, dünya ekonomisinin 2017 yılında %3,6’lık büyüme tahminini, 2018 yılı için 0,1 puan yükselterek %3,7 olarak öngörmüştür.

Dünya çimento üretimi 2016 yılında %2,3 artmış olup, 2017 yılında ise üretimin %0,8 artarak 4,2 milyar tona ulaşacağı öngörülmektedir.

Türkiye’de altyapı yatırımları çeşitli istihdam ve vergi teşvikleri ile desteklenmektedir. Özellikle kamu-özel sektör işbirliği modeli kapsamında mega altyapı ve ulaşım projelerine hızla devam edilmektedir.

2017 yılı ilk dokuz ay itibarı ile gayrisafi yurt içi hasıla, bir önceki yılın aynı dönemine göre %11,1 artmış; inşaat sektörü ciro endeksi ise aynı dönemde bir önceki yıla göre %27,1 büyüme kaydetmiştir.

Söz konusu yatırımların 2018 ve müteakip yıllarda da sürecek olmasının, inşaat ve dolayısıyla çimento sektörünü de dinamik tutacağı ve çimento iç pazarında büyümenin %5 seviyelerinde olacağını düşünmekteyim.

2017 şirketiniz açısından nasıl geçti? Sektör ne kadar büyüdü, siz ne kadar büyüdünüz? Bu yıla hangi hedeflerle girdiniz?

Türkiye’de, Ekim 2017 sonu itibarıyla 66 milyon ton çimento satışı gerçekleşmiş olup, 2017 yılsonu beklentisi 77 milyon ton olarak öngörülmektedir. 2017 yılı ilk 10 ayında çimento üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre %3,1, klinker üretimi ise %2,8 oranında artmıştır. Bu dönemde üretilen çimentonun yaklaşık %10’u ihracat olarak gerçekleşmiştir. Yine 2017 yılı ilk 10 ayında çimento iç satışlarda %4,4, çimento ihracatında %2, klinker ihracatında ise 32,8’lik artış sağlanmıştır.

Şirketimiz 2017 yılında, ciro, çimento satış ve klinker üretim verilerinde tarihsel en yüksek rakamlarını yakalamıştır. Ülkemizin güney doğusundaki etkin teşvik uygulamaları ile yeniden başlatılan altyapı ve kentsel dönüşüm projeleri, grubun satışlarını olumlu etkilemiştir. Diğer yandan Dünya’nın en büyük havaalanı olacak İstanbul Yeni Havalimanı’nın, çeşitli yüksek hızlı trenotoyol projelerinin ve de özel ürün gerektiren yüksek katlı konut projelerinin çimento ve beton ihtiyacını Limak Çimento olarak karşılamaktayız.

Limak Çimento, 2017 yılında, klinker üretiminde %5,3 ve çimento üretiminde %10,7 büyüme oranları ile sektör ortalaması üstünde bir performans göstermenin yanı sıra; 2017 yılında faaliyete geçen ticaret şirketi ile klinker ihracatında 2016 yılına göre %137’lik bir büyüme oranı yakalamıştır.

2018 yılında hedefimiz çimento sektöründeki büyümeye paralel olarak satışlarımızı %5 arttırarak, 10 milyon ton üzerinde çimento satışı gerçekleştirmektir. Diğer yandan grup, hazır beton alanındaki faaliyetlerini ağırlıklı olarak franchising modeli ile büyüyerek sürdürerek 2018 yılında 3 milyon metreküp satış hacmi hedeflemektedir.

Türkiye’de çimento sektöründeki rekabet hakkında ne düşünüyorsunuz?

Önümüzdeki 2 yıl sonunda, şirketimizin Türkiye’de sürdürdüğü yatırımların operasyona geçmesiyle kapasite konusunda da sektörün lideri olacağını düşünüyorum, Ayrıca Sahraaltı Afrika’da süren yatırımlarımızın tamamlanması sonrası, kıtanın doğu ve batısında güçlü pazar paylarına sahip operasyonel fabrikalarımız ile sonraki adımlarımız için güçlü bir konumda olacağız. Bu durum bir tesadüften öte, bundan 10 yıl önce öngördüğümüz bir hedefti.

Önümüzdeki 2, 5 ve 10 yıllık dönem için hedef ve stratejilerimiz de bugünden hazır. Bu hazırlık, ciro ve kapasite planlamasının ötesinde; başta yetişmiş insan gücü olmak üzere, Ar-Ge faaliyetleri, bilgi işlem teknolojileri ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile uyum gibi birçok alanda strateji ve planlama gereksinimi doğurmaktadır. Nitekim şirketimiz, çalışmalarını tüm bu resmi kapsayacak şekilde sürdürmektedir.

Türk çimento sektöründe arz talep dengesi, arz fazlası yönünde seyretmektedir. Söz konusu arz fazlası devam ettiği sürece, pazarda yoğun rekabet ortamı devam edecektir ve etmelidir de. Ancak ülkemizdeki arz talep dengesi bölge bazında incelendiğinde, hem arz fazlasının olduğu hem de ihracat imkânının olmadığı bölgelerde, sektör oyuncuları karlılık ve nitekim finansman maliyetlerinin geri ödemesi noktasında ciddi zorluklar ile karşı karşıya kalmaktadır.

Kendinizden bahseder misiniz?

Kahramanmaraşlıyım. Yaşamımın bir çok aşamasında değişik mücadelelerle buraya geldim. İlk yaptığım iş, lise yaz tatilinde pamuk tarlasında kantar memurluğu yapmaktı. Sonrasında sağlık ocağında tıbbi sekreterlik yaptım. Eğitim fakültesinden sonra, 4 yıl fen bilgisi öğretmenliği yaptım. Çeşitli okullarda müdür yardımcılığı, müdürlük yaptım. Daha sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesinde endüstri mühendisliği bölümünü bitirdim. Bu meslekler hayatın zorluklarını tanımamı sağladı, önümü açtı, tecrübe kazandırdı. 29 yaşında çimento sektörüne başladım. 36 yıldır da Çimento sektörünün her kademesinde çalıştım.

Doğayı çok seviyorum. Tatillerimi bile doğada, yaylalarda geçiriyorum. Bahçeli bir evim var. Bahçesinde doğal ürünler yetiştiriyorum. Özellikle yazları sabah 6 gibi kalkıyorum ve toprakla uğraşıyorum. Enerjimi artırıyor, motive ediyor, hayata bağlıyor. Doğal olmayan hiç bir şeyi yememeye çalışıyorum. Hayvanları çok seviyorum, toprağa aşığım. Bu konuda çok duyarlıyım ve herkesi de bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.