MEDCEM OLARAK DİJİTALLEŞME ÖNCELİĞİMİZ

MEDCEM OLARAK DİJİTALLEŞME ÖNCELİĞİMİZ

Medcem
Genel Müdürü
Murat Kahya

Sektörün ihracat rakamları yükseliyorken, iç pazardaki satışlarda da azalma yaşanıyor. Sektörün ülkemize katma değer sağladığı da aşikâr. İç pazardaki satışlarınızı arttırmaya yönelik ne gibi stratejiler izliyorsunuz? İhracatı arttırma noktasında 2020 yılından beklentileriniz nelerdir?

2019 yılı ülkemiz ve dünya için zor bir yıldı. Sektörde iç pazarda daralma bekliyorduk. Bölgeden bölgeye değişmekle beraber ülke ortalamasında bir önceki yıla göre iç satışta %29 oranında azalma oldu. Bizim öngörülerimiz de benzerdi. Bu nedenle bölge koşullarına göre bütçelediğimiz seviyelerde bir iç satış miktarıyla yılı tamamladık. 2020 yılı da iç pazar için hemen hemen benzer geçebilir. Bu yıl şirketler olarak öncelikli hedefimiz iç pazar satışlarını arttırmaktan çok mevcut pozisyonlarımızı korumak olmalı. 2020 yılında biz iç pazar için 2019 yılına benzer bir planlama yaptık.

İç pazar konusunda 2019 yılı için sadece %29’luk küçülmeye bakmamak lazım. 2018 yılı içinde de önemli bir küçülme yaşamıştık. İç pazar satışlarımız 2017’de 72,2 milyon ton iken 2019 yılında 45,4 milyon tona geriledi. Toplamda %37’lik bir daralma söz konusu. Bu durum ülke olarak yeni planlamalar yapmamızı gerektirdi. 2018 yılında klinker+çimento ihracatımız 13,7 milyon ton iken 2019 yılında %68’lik bir artış ile 23 milyon ton seviyesine ulaştı.

Kuruluşundan itibaren ihracat amaçlı bir şirket olarak biz de ihracat miktarımızı küçük bir miktar arttırarak yılı tamamladık. Miktardan çok pazar yapımızı değiştirdik. İhracatımız içerisindeki klinker miktarını azaltıp çimento miktarını önemli ölçüde arttırdık. Başta ABD ve İsrail pazarı olmak üzere beklentileri daha zorlu, fakat daha karlı pazarlara odaklandık. Söz konusu pazarlarda da iyi pozisyonlar aldık. Hedefimiz 2020 yılı için de mevcut pazarlarda pozisyonumuzu geliştirmek. Bu pazarlar için öncelikli tercih edilen marka durumuna geldik. Uzun dönem müşteri ağımızı kurduk. Fakat dünyamızı tehdit eden COVID 19 virüsü sadece sektörün değil dünya ticaretinin geleceğini de belirleyecek.

Çimento sektöründe Türkiye’nin diğer dünya ülkelerine göre konumu ne durumda? Türkiye ile diğer dünya devletlerini sektörel olarak karşılaştırır mısınız?

2019 yılında 34 milyon ton ihracat yapan Vietnam’dan sonra 23 milyon ton ile dünya ikincisiyiz. Bizden sonra gelen Tayland’ın ihracatı ise 14,5 milyon ton. Dünya ihracat pazarında çok kuvvetli bir ülkeyiz. Yıllık 876,5 milyon USD ihracat gelirine ulaştık. 2018 yılına göre ihracat miktarımızı %67,5, ihracat gelirimizi ise %42,7 arttırdık. Bölgesel olarak ise hem üretim kapasitesinde hem de çimento ihracatında lider konumdayız. Bu gün dünyayı tehdit eden COVID 19 virüsünün etkilerine bağlı olarak 2020 şekillenecek. Dünya çimento ticaretindeki pozisyonumuzu koruyacağımızı düşünüyorum.

ABD, Gana, İsrail, Fildişi Sahili, Suriye bizim için en önemli pazarlar. Göstergeler kısa-orta vadede bu pazarların gelişmeye devam edeceği yönünde. Bölgemizdeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığımızda gerek fiyat gerekse ürün ve hizmet kalitesi açısında çok daha avantajlıyız. Bunun dışında sera gazı emisyonları sınırlamalarının etkisiyle beraber yakın gelecekte Avrupa da bizim için önemli bir pazar olacak.

Fakat ihracattaki en önemli sıkıntımız rekabetçi ortamda düşük seviyeli fiyatlar. Diğer ülkelerin potansiyellerini dikkate alarak fiyat seviyelerimizi belirlemeliyiz. Ama burada zaman zaman diğer ülkelerin yarattığı koşullardan bağımsız, maalesef kendi kendimize düşük fiyat seviyeleri oluşturabiliyoruz. Sektörümüzdeki şirketler olarak ülkemize kazandıracak değerlendirmeler yapmaya, stratejiler kurmaya ihtiyacımız var. Başka ülkelere karşı ihracat pazarlarımızı korurken, ülkemizin ihracat gelirini arttıracak şekilde ihracat yapmak için de yoğun çaba harcamalıyız.

Ar-Ge, dijitalleşme ve inovasyon gibi kavramlar tüm dünyada iş dünyasının en fazla önem verdiği kavramlar arasında yer alıyor. Çimento sektörü iş dünyasının trendlerine uyum sağlayabiliyor mu? Dijitalleşme noktasında sektör ne durumda?

Son yıllarda sektörümüz dijitalleşmeye, inovasyona büyük önem veriyor. Üretimin, kalite yönetiminin, müşteri ilişkisi yönetiminin, insan kaynakları yönetiminin her aşamasında dijitalleşme önceliklerimiz arasında. İhracatta dünyada 2. sırada olan ve ihracat hedeflerini yükselten bir ülke olarak bunu yapmak zorundayız. Sektörümüz ülkemizde birçok konuda öncü olmuştur. Bu konulara ülkemizin büyük çimento şirketleri dünya ortalamasının üzerinde öncelik veriyor ve uygulamalar yapıyor diye gözlemliyorum. Medcem olarak dijitalleşme önceliğimiz. Biraz önce belirttiğim tüm konularda yapmış olduğumuz çok sayıda yatırım ve sonrasında uygulama var. Bunu her geçen dönemde geliştiriyoruz. Aksi takdirde küresel pazarda tercih edilirlikten uzaklaşacağımızın farkındayız.

2020 yılının ilk çeyreğini neredeyse geride bırakmak üzereyiz. 2020 yılı ile ilgili öngörüleriniz ve beklentileriniz nelerdir?

İç pazarda şu ana kadar beklediğimiz şekilde yatay bir pazar mevcuttu. İhracatta ise ilk 3 aylık dönemde beklediğimize göre az yukarıda bir seviyede başlamıştık. Buna bazı pazarlarda ilk 3 ay dönemde artan talepler neden oldu. Dünyada
yaşanan belirsizlikler var. Bu belirsizlikler sektörümüzün geleceğini yönlendirecek.

Şu an ciddi bir tehditle karşı karşıyayız. Aralık 2019 da Çin’de başlayan, Mart ayı itibarıyla Avrupa’da etkisini gösteren korona virüsü önemli bir tehdit. Ülkemizde de Mart ayından itibaren görülmeye ve etkisini arttırmaya başladı. Dünya sağlığı üzerinde çok ciddi olumsuz sonuçlara neden oluyor. Diğer önemli bir boyutu da ekonomi. Ekonomik açıdan her ülke büyük tedbirler almaya çalışsa da kolay geçmeyecek bir dönemdeyiz. Yayılma hızı çok yüksek. Maalesef gerek yayılmasını önlemek gerekse tedavi etmek açısından henüz bir tıbbi çözüm bulunamadı. Tek yol şu an fiziksel olarak korunmak. Ülkeler izolasyon amaçlı sınırlarını kapadı. Bir belirsizlik söz konusu. Vakaların Çin’de kontrol altına alınması ve azalması umut verici. Ama diğer ülkelerde artış devam ediyor. Bunun uzun süreli devamı durumunda dünya üzerinde ticaret de olumsuz etkilenecek. Tedarik zincirinde yaşanacak kırılmalar, yavaşlayan ticaret, sonrasında ortaya çıkabilecek küresel resesyon tüm dünyada risk olacaktır. Umarım kısa sürede tıbbi çözümler bulunur ve dünyamız en az can kaybı ile bu dönemi atlatır. Aksi takdirde finansal yönden de zor dönemler bizi bekliyor.

Eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?

Tüm risk ve tehditler bitse de sektör olarak önümüzdeki yıllar da kolay geçmeyecek. Özellikle iç pazarda kısa sürede önemli bir toparlanma olması zor gözüküyor. İç pazar için beton yollar ve beton bariyerler konusu önemli. Karayollarında ömür açısından değerlendirmede ekonomik ve güvenlik açısından daha avantajlı olan, yerli ve milli beton yol ve bariyer uygulamalarını gerçekleştirmeliyiz. Bu ülkemizin parasının yurt dışına gitmesini engelleyeceği gibi, önemli bir istihdam sağlayan sektörümüzün devamlılığı açısından faydalı olacaktır.

Diğer taraftan ihracat pazarları sektörümüz için fırsat noktası olmaya devam edecektir. Rekabetçi fiyatımızlar, ürün ve hizmet kalitemizle marka olmalıyız. Ama buradaki avantajlarımızı yanlış kurulacak ihracat stratejileri ile dezavantaja çevirmemiz gerekiyor. Son yıllarda küresel olarak ürün fiyatları ihracat pazarlarında %20 mertebelerinde düşerken bizim fiyatlarımız %35’in üzerinde düştü. Planlarımızı iyi kurmalıyız.

Dünya pazarları rekabetçi bir konumda. Talebe oranla çok arz söz konusu. Bu nedenle maliyet konusunda da rekabetçi olmamız gerekiyor. Sektörümüz en önemli maliyeti ısıl enerji maliyeti. Kömür ya da petrokok yerine alternatif yakıtlara yönelmeliyiz. Burada alternatif yakıt kaynaklarının kısıtlı olması küresel pazarda bize dezavantaj getiriyor. Bu nedenle yasal düzenlemelerin gerçekleştirilerek yurt dışından alternatif yakıt ithalatının önünün açılması lazım. Sektör olarak böyle bir yasal düzenleme desteğine ihtiyacımız var. Bu konu ayrıca karbondioksit emisyonları açısından da çok önemli. Fosil yakıt yerine kullanılacak alternatif yakıt ile beraber karbondioksit emisyonlarımızı azaltabiliriz.

Son olarak belirtmek istediğim sektör olarak önümüzde zorlu dönemler var. Ama ihracat pazarında yapacaklarımızla avantajlar sağlayabiliriz. Bu konuda tüm şirketlerin hassas olarak çalışmaları gerekiyor.