“Önceliğimiz her zaman ‘İyi Mühendislik’ olacaktır” diyen Asel Teknik ortaklarından Mustafa Yenipazar ve Barkın Minez; 19 yıl önce iklimlendirme ile başladıkları mühendislik çalışmalarına 2015 yılı itibari ile tozsuşlaştırma ve titreşimli elek imalatıyla devam etmektedir. Yenipazar ve Minez ile 2019 yılının nasıl geçeceğini ve gelecek hedeflerini konuştuk.

“Önceliğimiz her zaman ‘İyi Mühendislik’ olacaktır” diyen Asel Teknik ortaklarından Mustafa Yenipazar ve Barkın Minez; 19 yıl önce iklimlendirme ile başladıkları mühendislik çalışmalarına 2015 yılı itibari ile tozsuşlaştırma ve titreşimli elek imalatıyla devam etmektedir. Yenipazar ve Minez ile 2019 yılının nasıl geçeceğini ve gelecek hedeflerini konuştuk.

Asel Teknik’in kuruluşundan bugüne geliş sürecinden kısaca bahseder misiniz?

Asel Teknik 2001 yılında kurulmuştur. Öncelikle mekanik tesisat, ısıtma soğutma ve güneş enerjisi ile ilgili çalışmalarımız vardı. 2015 yılından itibaren de endüstriye dönük tosuzlaştırma makinaları ve titreşimli elekler üzerinde imalata başladık. Önce daha küçük bir atölye de, küçük bir sanayi sitesinde çalışmalarımızı sürdürdük, 1 senedir de 2. Organize Sanayi Bölgesinde yeni tesisimizde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Genel olarak başladığımız günden itibaren hep hedeflerimiz doğrultusunda büyümeler gerçekleştirdik. 4 ortağında aktif olarak çalıştığını düşünürsek 22 kişilik bir ekibimiz var. Proje bazında dönem dönem bu sayının 110 kişiye kadar çıktığı zamanlarda oldu.

Şu an tozsuzlaştırma sistemleri üzerinde mi ağırlıklı çalışıyorsunuz?

Son 3 yıldır tozsuzlaştırma sistemleri ve titreşimli elekler üzerine ağırlık vermeye başladık ama tabi diğer işlerimizde devam ediyor. Tozsuzlaştırma sistemleri üzerine iddialıyız. Çünkü bu işe yeni bir mantık getirdik. Yeni nesil hibrit tozsuzlaştırma üniteleri diye mevcut ürünlerimizi tanıttık. Çünkü imal ettiğimiz ve sattığımız sistemler diğer klasik tozsuzlaştırma sistemlerinden çok farklı.

Nedir bu fark?

Farklı bir yaklaşımla bu tozsuzlaştırma sistemleri için önemli olan siklon ve filtreyi aynı bünyede özel bir dizaynla birleştirdik. Ve her ikisininde olumlu etkisini direkt olarak kullanılır vaziyette müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Bu da tabi kullanım esnasında çok ciddi getiriler sağlıyor. Bir kere öncelikle bir enerji tasarrufu ortaya çıkıyor. Akabinde kullanılan sarf malzemelerinin zamana göre azaltılması durumu söz konusu. Zaten mevcut siklon etkisi kullanıldığından dolayı aynı kapasitede ilk etapta da düşük sarf malzeme sağlayacak şekilde bir dizaynımız var. Bunların avantajı da biraz daha müşteriye hem sürdürülebilir uzun ömürlü toz toplama sistemi, hem de bununla birlikte kendisine dönüşü olan enerji ve sarf malzeme tasarrufundan dolayı bir sistemi avantajı sağlaması. Bunu anlatabildiğimiz ve çalışmaya başladığımız firmalarda karşılığını görüyoruz. Belki ilk etapta yeni bir ürün olduğundan dolayı kullanılmadan anlatma süreci daha uzun sürüyor ama arkasından çok şükür bugüne kadar girdiğimiz firmalar bizimle çalışmaya başladıktan sonra bizden başkasını tercih etmiyor. Bu alanda yeni bir firma olmamıza rağmen çok ciddi referanslarımız var. Ürünümüzdeki bu farkın karşılığını görüyoruz. Bu nedenle de yatırımlarımızı ağırlıklı olarak bu alanda sürdürüyoruz.

Özellikle ağırlık verdiğiniz sektörler hangileridir?

Özellikli bir mineral işliyorsanız, mesela şimdi Kütahya’da kuvars minerali işliyor fabrikalar. Kimi bardak yapıyor, kimi tabak yapıyor, kimi yer seramiği yapıyor ve bunu kuvars minerali işleyerek yapıyorlar, çimentocular başka minerali işleyerek yapıyorlar. Eğer bir minerali işliyorsanız ve son mamul haline getiriyorsanız mutlaka tozla uğraşıyorsunuz demektir. İşletmelerdeki toz toplama üniteleri de evlerdeki mutfak aspiratörleri gibidir. Genellikle ilk birkaç ay çalışır sonra çalışmaz yani fayda göstermez. Genellikle bir tasarım hatası vardır. Ya aspiratör uygun tasarlanmıştır baca uygun değildir, ya baca uygundur makina uygun değildir, ya uygun yere konmamıştır. Orda bile bunun bir sürü parametresi var. Doğru parametreler bir araya gelecek ve kokmayan bir mutfağınız olacak. Fabrikalarda da tasarım hatası arka arkaya gelir. Çünkü toz toplama sistemleri iyi bir mühendislik çalışması gerektirir. Herkeste kurarsın birkaç ay sonra fayda etmez algısı vardır. Bazıları bundan dolayı,özellikle ağır sanayi işletmelerinde biz yurtdışından alalım, yurtiçindekilerini kuruyorsunuz bir süre sonra fayda ağlamıyor gibi düşünüyorlar. Yurtdışındaki firma sorular soruyor, doğru tasarımı yapmak için zorluyor, çünkü onun yüklendiği kısımlar var yüklenmediği kısımlar var; toz toplama kanalları gibi... Benim garanti kapsamımın devam etmesi için şunları sağlamanız lazım. Verdiğiniz basınçlı havanın kalitesi şöyle olacak yada elektrik enerjisi böyle olacak gibi. Ve böylelikle o sistemi çalıştırmaya zorluyorlar. Bu detaylar atlandığı zaman kısa süre sonra işe yaramaz sistemler gibi algılanıyor. Biz Asel Teknik olarak toz toplama ünitesi ve ön tutucu siklonu bir konstrüksiyonda birleştirerek dünyada benzeri olmayan, mühendislik çalışmaları bize ait olan bir ürün üretiyoruz. 2013 yılında Ar-Ge çalışmalarına başladık, 2015 yılında ise piyasaya sunduk. Patent çalışmalarımız yurtdışında değişik ülkelerde devam ediyor. Bu ürünün benzerine rastlanmadı.

Tozsuzlaştırma sistemlerindeki en büyük problem nedir?

Tozsuzlaştırma sistemlerindeki en büyük problem sürdürülebilirliktir. Bizde kurulduktan sonra uzun yıllar sorunsuz çalışır ve işletme maliyetleri katlanılabilir seviye ürünler sunuyoruz. Uzun yıllar bu tarz sektörlerde çalıştığımız için işletmelerin sıkıntılarını yakından biliyoruz.

Referanslarınız hangi firmalardır?

Biz toprak sanayi ağırlıklı çalışıyoruz. Kütahya Porselen, Güral Ailesi’nin fabrikaları, Paşabahçe Grubu, Şişecam, Eczacıbaşı Grubu, Çanakkale Seramik, Serel, Keramika, Kümaş, Ülker ve Unimak firmasıyla çalışıyoruz. Unimak hemen hemen 55 ülkeye tesis kuruyor. Biz onların toz toplama üniteleri tedarikçisiyiz. Onlar aracılığı ile Hindistan’da Mısır’da, Arjantin’de, Rusya’da makinalarımız çalışıyor. Romanya’da bir çalışmamız oldu. Çimento ile Kütahya manyezitin prosesi birbirine çok benzer. Aynı zamanda seramik sanayinin de yaptığı işler; kırmak, elemek, öğütmek çimento prosesine çok yakındır. Bundan dolayı da çimento fabrikalarına benzeyen işletmeler üzerine çalışıyoruz. Çimento sektörü için aslında çok önemli bir konu toz toplama sistemleri... Biz zaten toprak sanayi ile çalışıyoruz, çimento sektörüne de bir açılım yapmamız gerekiyor diye 2018 yılının ikinci yarısında çimento fabrikaları ile tanışmaya başladık. Bir çok grupla görüşmeye başladık ve belli çalışmalarımız var. Sonbaharla birlikte ekonomik durumlardan dolayı 2019 bütçelerine kaydırıldı. Çimento sektörü ile ilgili hedeflerimizde 2019 yılına kaymış oldu ve 2019 yılında çimento firmaları ile yoğun çalışma yapacağımızı düşünüyoruz.

Ürün üzerine Ar-Ge çalışmalarınız devam ediyor mu?

Geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Daha az alanda, daha yüksek debide tozu filtreleyebilen ürünler üzerine çalışıyoruz. Türkiye’deki firmalarının genelinin yan işidir toz toplama, ana işleri farklıdır. Ama bizim ana iştigal konumuz toz toplama. Bundan dolayı da geliştirme çalışmalarımız sürekli devam ediyor. 2018 yılı sizin için nasıl geçti? Kısa bir değerlendirme alabilir miyiz?

Yılın başındaki tahminleriniz ile yıl sonu örtüştü mü?

2018 yılında hedeflerimize ulaşamadık, hep beklentilerle geçti. Önce seçim atmosferi oldu bu süreç geçtikten  sonra ekonomide iyileşme olacağı düşünüldü sonrasında bu ekonomik dalgalanmalar oldu. O yüzden de 2017’ye kıyasla 2018 için koyduğumuz ciro artışını gerçekleştiremedik.

2019 yılı için öngörüleriniz nedir?

2018 yılının ikinci yarısındaki bir çok proje 2019 bütçesine ertelendi. Dolayısıyla bu askıda kalmış işlerin 2019’da yürürlüğe gireceğini düşünüyoruz. İlişki içerisinde olduğumuz firmaların daha çok ihracata ağırlık verdiklerini görüyoruz. Tabi herkes kendine göre önlem alıyor. Yıllık anlaşmalar ve ihracat bağlantıları yapıyorlar. Dolayısı ile üretimin tekrar hareketleneceğini, 2018’den askıda kalan ihtiyaçların 2019’da devreye alınacağını düşünüyorum. Dolayısı ile 2019’un en geç ikinci yarısı iyi bir dönem olacak diye düşünüyorum. İnşaat sektörünün Türkiye’deki uygulamaları yavaşlayacak olabilir ama inşaat sanayine çalışan sektörler; çimento gibi, seramik gibi, inşaat demiri gibi vs. bunları üreten firmalar kendilerine yurtdışı kanalları açacağı için çok etkilenmeyecekler diye düşünüyorum. Bizim de İran’a çalışmalarımız var.

Bizde bir ayağımız yurtdışında olsun istiyoruz ve bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Ekonomik dalgalanmalardan az etkilenmek için ihracata yönelmek gerekiyor.

Kaç kişilik mühendislik ekibi var?

Şirketimiz dört ortaklı ve hepimizde mühendisiz. Bizim dışımızda 3 mühendisimiz daha var. Toplamda 7 mühendis çalışıyoruz.

Şirketi gelecek 5 yılda nerede görmeyi planlıyorsunuz?

Bunun hazırlıklarını bugünden nasıl yapıyorsunuz? Bizde kendimize 3 yıllık, 5 yıllık projeksiyonlar oluşturuyoruz. Burada kaliteli ve performansı sürdürülebilir üniteler üretmek hedefimizdir. Amacımız kaliteli bir marka oluşturmak, yurtdışından gelen bir marka kadar pahalı olmamak.

Yerli bir marka olmanın dezavantajlarını yaşıyor musunuz?

Bazı yerlerde Türkiye’de olan bir firmaya yerli bir ürün satmak çok zor olabiliyor. Mesela Türkiye’de iyi bilinen bir firma ile böyle bir çalışmamız oldu. Fransa’dan gelen makina ile aramızda 3 kat fark var, biz her türlü garantiyi veriyoruz ama onlar ben kendimi riske sokmak istemiyorum deyip Fransa’dan 3 kat fazlasını vererek alabiliyorlar. Yine büyük bir grupla görüşmeye gittiğimizde biz yerli malı kullanmıyoruz dediler. Ama yurtdışından gelen makinanın termin süresi uzayınca bizde almak zorunda kaldılar ve şu an çok memnunlar. Ama ilk girişimiz çok zor oldu. Çok iyi referanslarımız var ve bir çoğu yerli mal kullanmıyordu ama bunun için çok mücadele verdik. Bazen bu sorunu aşıyoruz bazen aşamıyoruz

Biz Asel Teknik olarak toz toplama ünitesi ve ön tutucu siklonu bir konstrüksiyonda birleştirerek dünyada benzeri olmayan, mühendislik çalışmaları bize ait olan bir ürün üretiyoruz.